Dolar

43,1297

Euro

50,2219

Altın

6.246,25

Bist

12.200,95

Yürütülemeyen bir projenin Serencamı

15 Saat Önce Güncellendi

2026-01-09 12:19:00

Yusuf Sarıkaya

(Okul/Cami Buluşmaları)

Evlatlarımız en önemli değerlerimiz ve geleceğimizdir. Onları ihmal en büyük tehlikeye kapı aralamaktır. Zira milletler iyi eğittiği, değerlerini iyi aktarabildiği nesillerle geleceğe yürürler. Yoksa akamete uğrar ve tarihten silinirler. Veya özgür bir millet olma hakkını yitirirler maazallah.

Ömrüm şuurlu nesiller yetiştirmek için çabalamakla geçti. Onları hayata hazırlamak, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkacak şuurda yetiştirmek için çalıştım. Benim gibi pek çok arkadaşım da aynı şeyleri yapmıştır tabii. Bu sebepten dolayı durmadan projeler geliştirdim, fırsatlar kolladım, evlere misafir oldum, evimde misafir ettim. Hafta sonu, tatil, izin demedim. Nurettin Topçu'nun dediği gibi sınıfa ibadet şuuruyla girdim. “Aman zaman dar, ömür kısa, görevimiz vakitlerimizden daha fazla” şuuruyla görev yaptım. Hasta olsam da hastalanmadım. Öğretmenliği ikinci adres yapmadım. Nafakamı oradan temin ettim ama asla maaşımın miktarını düşünmedim. Elime geçen ihtiyaç fazlalığı olursa da paylaşmam gerekenlerle paylaştım. Çocuklarımla öğrencilerimi asla ayırt etmedim. Okudum, okuttum. Kütüphane kurdum kendime ekmek paramdan artırarak. Kitaplarımı sınıflara taşıdım. Bir ara Sezai Karakoç'tan çok bahsetmişim. Bu nedenle adımı Sezai Karakoç koymuşlar öğrencilerim kendi aralarında.

“Benim otuz saat dersim var. Yeter artık, ücretsiz derse girmem” demek akılıma dahi gelmedi. Teneffüsleri bile değerlendirdim. Kısacası ilk gün nasılsam emekli zamanım geldiğinde de aynı heyecan içindeydim. Bıraksalar çalışırdım. İçimde hiç yaşlanmayan bir gençlik heyecanı, hiç büyümeyen çocukluk safiyeti var. Hiç kimse için “bundan adam olmaz” demedim. İğneyle kuyu kazar gibi sabırla ve ümitle dokundum öğrencilerime. Bu tavrım bana hep saygı ve gıptayla geri döndü. Hiçbir öğrencimi küstürmedim. Yıllar sonra adıyla seslendiğim öğrencilerim şaşırıp kaldılar bu kadar ilgime.

Bu aşkı müftülük görevine başladığımda da sürdürdüm. Milli Eğitim müdürlükleriyle de vali ve kaymakamımız himayelerinde protokoller imzaladık. Önce okul müdürleriyle, sonra din dersi öğretmenleriyle bir araya geldik. Öğretmenlerle imam-hatiplerimizi buluşturduk. Okullarla camileri eşleştirdik. Her sınıf her dönem en az bir defa planlı bir şekilde din dersini camide uygulamalı yapacak. Cami müştemilatını tanıyacak, görevliler ile görüşecek, görevlilerimiz kısa bir konuşma yapacak, öğrencilerle tanışacak, örneğin namazı cemaatle kılacak, arzu etmeyenler zorlanmayacak ama yolu bir şekilde camiye düşürülmüş olacak, din görevlisi ile tanışacak. Görevliler tedbirli olacak basit ikramlarda bulunacak. İhtiyaç halinde ilahiyat mezunu din görevlilerimiz eşleştiği okullarda din derslerine girecek. Böylece ders açığı kapatılacak. Bu uygulama ile her öğrenci mezun olurken en az on beş yirmi kez camiye girmiş, hocayla tanışmış olacak. Hedefimiz buydu ve beş sene uyguladığımız bu proje çok ilgi gördü ve on binlerce evladımızın yolunu camilere düşürmüş olduk. Elbette bazı çevreler bundan rahatsız odu. Olabilir. Herkesi memnun etmek mümkün değildir.

Biz bu projeyle bilimle dini, madde ile manayı, öğretmenle din görevlisini bir araya getirmeyi amaçladık. Bu ikilinin buluşmasının hayırlı sonuçlar doğuracağını hesap ettik. Çünkü geri dönütler alıyor, takip ediyor, sorguluyor ve sonuca bağlıyorduk. Takip edilmeyen hiçbir proje başarılı olamaz. Bizim en büyük sıkıntımız takipsizliktir. Bu proje ile aynı zamanda kötü alışkanlıklara karşı koruyucu hekimlik yaptık. Hem de devletimizin bütçesine yük olmadan.

Bu projenin Türkiye Projesi olmasını arzu ederek en üst düzey yöneticilerimize ilettim, Diyanet İşleri Başkanlığımıza ve Milli Eğitimden en üst düzey yöneticilere ulaştım. Ya cevap alamadım. Ya da projenin adı değiştirilerek ama takip mekanizmasından yoksun bir vaziyete sokularak şekilde kaldığını gördüm. Bürokraside pek çok kimsenin daha iyi konuma gelebilmenin savaşını verdiklerine üzülerek şahit oldum. Yahut “Bu projeyi uygularsam ve iktidar değişirse bana zararı olur.” Korkaklığı içinde hareket ettiklerini gördüm. Hâlbuki bu proje ne ülkeye ne devlete zararı olan proje idi. Ceza yersek te bu hizmetten ceza yiyelim. Bizim bu projemiz daha çok maneviyata karşı olan cenahta makes buldu. Çok eleştiri aldık. Bu da bizim attığımız adımın isabetli olduğunu göstermeye yeter de artar bile.

Bugün uyuşturucu bağımlılığı, dijital bağımlılık ve psikolojik travmalar gençliğimizi tehdit ediyor. Gençlik kötü niyetlilerin tuzağına düşüyor. Aile bağları kopuyor. Sebebi manevi eğitimden yoksun olmalarıdır. Gençlerde maddi doyuma ermek manevi buhranlara neden oluyor. Namazla alay eden akımın da buradan kaynaklandığını düşünüyorum. Kadın cinayetlerinin de haram duygusu taşımamanın sonucu olduğu muhakkak. Toplumu yetiştirecek olan kurumlar arasında ciddi koordinasyon eksikliği görüyorum. Çok kıymetli projelerin takipsizlik nedeniyle alana yansımadığını görüyoruz maalesef.

2020 yılında emekli olunca Okul/Cami Buluşmaları projemiz maalesef akamete uğradı. “Yürütülemeyen Bir Projenin Serencamı” böyle oldu kısaca. Yeniden canlandırmak isteyenlere her zaman yardımcı olurum. Bu vesileyle görevim dönemimde bu projeye destek veren meslektaşlarıma, öğretmen arkadaşlara, Milli Eğitim Müdürlerimize, Kaymakamlarımıza ve Valilerimize teşekkür ederim.

Yusuf SARIKAYA/ Timeturk

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Bakan Fidan'dan SDG'ye uyarı

Haber Ara