Dolar

44,8573

Euro

52,8184

Altın

6.966,26

Bist

14.587,93

Eğitiyor muyuz, öğütüyor muyuz?

1 Saat Önce Güncellendi

2026-04-18 00:08:28

Yusuf Sarıkaya

Okul öğrencilerine, aynı okulun öğrencisi tarafından (14 Nisan 2026 Siverek'te, 15 Nisan 2026 Kahramanmaraş'ta) peş peşe saldırılar ve onlarca masum canın yitirildiği olaylar hepimizi derinden üzdü. Yüreğimiz kavruldu. Biz eğitiyor muyuz? Yoksa öğütüyor muyuz? Gerçekten bu iki soruya yanıt aramamız gerekir diye düşünüyorum. Saldıranlar çocuk, ölenler çocuk. Saldırganları intihar etmesi ise işi daha da gizemli yapıyor. Öğrencisi için canını feda eden Ayla Kara öğretmen de öğretmenliğin kutsal duruşunun sembolü olmuştur. Allah hepsine rahmet eylesin. Ülkemizin ve eğitim camiamızın başı sağ olsun. Saldırganları bu hale getirenler kahrolsun.

Gelelim konunun bence asıl sebeplerine. Eğitim üzerine kafa yormuş, orta öğretimde az sayılamayacak süre görev yapmış daha sonra yetişkin eğitiminde yıllarını vermiş birisi olarak tespitler yapacağım. Elbette tespitlerim beni bağlar. Her ne kadar masum çocuklarımızı ve öğretmenimizi geri getiremeyecek ve bu yara her daim zihnimizin bir köşesinde kanamaya devam edecek olsa da müsaadenizle bence sebepler üzerinde odaklanalım.

İlk sırada Aile var. Aile toplumun en değerli, en kıymetli en sarsılmaz kalesidir. Bu kalemiz bizi içten yıkmak isteyenlerin hedefindedir. Bunun çaresine bakmamız gerekir. Üst düzey bir memur ve eğitimci bir annenin çocuğu nasıl bu hale gelir? Bunu psikologlar, pedagoglar araştırsın. Ancak bu sorun, seküler bir kafa yapısına sahip olanların çözebileceği bir sorun da değildir. Uzmanları öne çıkarırken bu kaydı koymayı da önemserim. Çünkü bizi bu kaosa çeken en önemli unsur dünyevileşme, moderniteyi kutsama, çıkarcı, bencil, sadist, hesap verme inancı olmayan, paranın ve elde ettiği koltuğun kulu, çocuk yapmayı ve çocuğunu yetiştirmeyi kendine ağır yük görme ve bakıcıya teslim aile yapısı ve daha uzayıp gidebilecek onlarca meseledir.

İkinci olarak besmelesiz eğitim, alnını Yaradan için secdeye hayatta koymamış bir neslin, cenneti dünyada zannedip dünyayı çıkarı için cehenneme çevirmeden korkmayan bir zihniyetin, çocukları yarış atı yerine koyup bilgi hamalı yapan bir anlayışın geleceği noktadır burası. Doğal olarak bu nesil büyüyor ve öğretmen oluyor, doktor oluyor vb. Fedakârlıktan nasibini almayan bu insanlar kendileri gibi nesil yetiştiriyor. Elbette toptancı değilim. Eli öpülesi idareci, öğretmen ve veliler var. Ancak yanlış bir ürünün verdiği zarar da ortadadır. Bunu görmeden edemeyiz.

Sonra dijital diye adlandırdığımız çocuklarımızı esir alan hatta bizim kurban verdiğimiz bir dünya var. Dijital dünyayı kontrol altına almamız gerekir. Evet, şiddeti özendiren oyunlar, müstehcen paylaşımlar çocuklarımızı kullanıyor ve suça itiyor. Bununla beraber okul kıyafetlerindeki keyfilik, neredeyse ilkokula indirgenmiş makyaj ve süslü püslü çocuklar, parkesini sırtına değil beline bağlamış kız çocukları, öğrencisine ses çıkaramayan öğretmen ve idareciler, sınıfta öğretmen döğen veliler, Müsait olduğu halde derse girmeyip sınıfı boş bırakan öğretmenler, sendikaların haksız bile olsa mensuplarını savunma adaletsizliği daha da uzatabiliriz. Hepsi ciddi sorunlardır. Açık söyleyecek olursak karma eğitim de bu sorunlara tuz biber olmaktadır. Ancak bunu anlamaktan epey uzağız maalesef.

Bu açıklardan yararlanarak Ülkemize ayar çekilmek istendiğinin de farkında olalım. Hemen aleyhte paylaşımlar, elini ovan art niyetli, içimizdeki pusuda bekleyen hainler hemen kafalarını kaldırdılar. Zaten Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin değerler eğitimine verdiği samimi duruşu, rayından çıkmış eğitimi rayına koymaya çalışması gibi nedenlerle tepkileri üzerine çekmişti. (Not: Bir önceki Milli Eğitim Bakanının yaptığı çoğu şeyi şahsen doğru bulmamıştım. İster serbest kıyafet, ister her dönem arasına konmuş ara tatilleri, isterse manevi değerler konusundaki soğuk ve itici tutumu gibi nedenlerle. )

Ha! Bunu kim atadı? Elbette bu hükümet atadı. Olabilir her bakan senin fikriyatını kavrayamayabilir. Hükümet bunu telafi etti ve milli ve manevi değerlere yönelik bir dizi uygulamaya başlayan Bakan Tekin'i atadı. İşte siyasetin kör şakşakçıları, itemezükçüleri, düşmanlarımızın yerli ajanları bu bakanı hedefe koydu. Ramazan etkinlikleri olamaz diyen Noelciler demediklerini bırakmadılar. Bu menfur olayın altında başta Milli Eğitim, İçişleri ve Adalet Bakanları üzerinden hükümete yönelik ayar çekme niyetini de uzak görmemek gerekir. Çünkü özellikle bu üç bakana kifayetsiz muhterisler cephe aldı. Bu kötü niyetin sonucunda “Okullarına sahip çıkamayan bir hükümet” imajı kimin işine yarar düşünmek gerekir?

Kısacası eğitim meselemizin altyapı sorunları olmamakla birlikte üst yap sorunları vardır. Yani, gönüllere dokunan eğitime, öğrencisini evladı gibi yetiştiren; kendisi yanan ama etrafına ışık saçan, maneviyatı yüksek eğitimcilere, öğretmenini annesi babası gibi gören öğrenciye ve de öğretmene “ eti senin, kemiği de senin” diye teslim edebilen veliye, bu güveni veren okul idaresi ve öğretmene ihtiyacımız var. Bizim çıkışımız burasıdır diye düşünüyorum. Zira bizi ayakta tutan değerlerimiz bunlardır. Zamanın teknolojisini de hesaba katarak bu değerlerimizi çağın idrakine hep birlikte söyletmeliyiz. Yani çocuklarımızı iyi öğretmenin yanında daha fazla çok iyi de eğitmeliyiz. Yoksa bu eğitim çarkının dişlileri arasında daha pek çok yavrumuz öğütülür gider Allah muhafaza.

Tekrar başımız sağ olsun. Allah başta anne babalara olmak üzere hepimize sabırlar versin. Ümitsizlik yok, tırsmak yok. Biz bu hileleri ve çürümüşlükleri yenecek güçteyiz Allah'ın izniyle.

Yusuf Sarıkaya/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Ayser Çalık Ortaokulu kapatılıyor

Haber Ara