Dolar

43,3926

Euro

51,5579

Altın

7.010,76

Bist

12.992,71

24 Ocak depremi

2 Saat Önce Güncellendi

2026-01-26 00:10:40

Yusuf Sarıkaya

Tarih 24 Ocak 2020'yi gösteriyordu. Umre için görevlendirildiğim süreyi tamamlanmış ve ülkeme dönüş yolundaydım eşimle birlikte. Cidde/ İstanbul seferini yapan THY bizi İstanbul Havaalanına indirdi. Elazığ'a geçmemiz için on saatten fazla bir zaman vardı. Diyarbakır'a veya Malatya'ya da olsa uçak aradım erken gitmek için ama hepsi dolu idi. Kısacası saat 20.00'de kalkacak Elazığ uçağını beklemek zorunda kaldık. Bu arada İstanbul'dan Selahattin Balçık dostumuz bizi evine aldı, istirahat ettirdi ve akşam uçağına yetiştirdi Allah razı olsun. Vedalaşıp uçağa bindik.

Hareket ettikten sonra yarım saat geçti geçmedi kaptan pilot bir anons geçti. “Elazığ'da deprem olduğu belirtiliyor, yakın bir havaalanına inebiliriz.” Bu duyuru yapılmamalıydı. Havada herkes telefonunu açtı. Kimisi ağlıyor, kimisi sızlıyor. Bir hareketlilik, sağa sola hareketler yaparak tehlikeye sebep oluyorlardı. Çünkü herkes yakınlarını merak ediyordu. Artık olan oldu. Sağ salim havaalanına indik elhamdülillah. Siren sesleri, ortalık toz duman adeta. Havaalanını su basmış, çatı parçaları yere savrulmuş. Hemen bizi almaya gelen aracımıza bindik, şoförden kısa bazı bilgiler aldım.

İl Müftüsü olarak hemen valilikteki kriz Merkezine ulaştım. İlk yaptığımız iş sağlam kalan camilerimizi ve Kur'an Kurslarımızı halka hizmet için açmak oldu. Sonra diğer hizmetlere koştuk daire personeli, din görevlilerimiz Diyanet Vakfı personelimizle birlikte.

Kriz Yönetim Merkezine ulaştığımda Devletimizin en üst düzey yöneticilerinin orada olduklarına şahit oldum. Sayın Cumhur Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın direktifleri ile zamanın İç İşleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu başkanlığında, Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, Çevre ve İklim Bakanı Murat Kurum, o dönemin Valisi Çetin Oktay Kaldırım ile karşılaştım. Diyanet İşleri Başkanımız Ali Erbaş, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş, Kızılay Genel Müdürü İbrahim Altan, AFAD Genel Müdür Yardımcısı İsmail Palakoğlu ve daha pek çok yetkili ile Elazığ daire müdürleri toplantı halinde, dev ekrandan alan bilgilerini alıyorlar ve çözüm üretemeye koyuluyorlardı. Devletimiz ve onu yöneten hükümetimiz daha önceden tanık olduğumuz geç kalma gibi bir gaflete düşmemiş vatandaşının yanında yer almıştır. Daha da dehşetlisini yaşadığımız 6 Şubat depreminde olduğu gibi.

6.1 diye ifade edilen bu depremin hissedilme derecesini yetkililere bırakalım. Devlet Millet dayanışmasının güzel örneğini verdiğimiz bu tür afetlerde yardımlaşmanın, tevekkülün, dayanışmanın zirvesine tanık oldum. Sivrice merkezli bu depremden Malatya ilimiz de etkilenmiş ve kırk üç canımızı yitirmiştik. Müftülüğümüz mensuplarının alanlarında olağanüstü çabaları zikredilmeye değerdi. Kendileri de bir depremzede olmalarına rağmen mahallesinin, cemaatinin yanında oldular.

Çok iyi bir görev taksimi yapan Kriz Yönetim Kurulu'nun kararları doğrultusunda hareket ederek birlik sağlandı. Gelen yardımlar usulüne uygun depolandı, giriş ve çıkışlar usulüne uygun ve hesap verebilirlik prensibine tam uyuldu. İlk şok atlatıldıktan hemen sonra, çadırlar, konteynerler, sağlam binalara yerleştirmeler, hasta ziyaretleri, taziyeler, enkaz altında kalanları kurtarma gibi hummalı bir çalışma gerçekleşti. Yardım göndermek isteyen il ve ilçe müftülerimizin araması nedeniyle telefonlarım kilitlendi. Elazığ'ın iş adamları, hayırsever halkı her türlü yardımlaşmada yerini aldı Allah razı olsun.

Bu zor günlerimizde de provokatörlük yapanlar da az da olsa oldu. Sivrice'de bir grup önümüze geçerek “yıkılan camilerin içinde Kur'anlar kaldı. Neden çıkarmadınız?” diyerek halkı galeyana getirmeye çalışıyorlardı. Ama halk o sahtekârların yüzüne bile bakmadı. Çünkü maksadın o olmadığı aşikârdı. Tepemize çökecek devasa Sivrice Camii'nin içine girmek ölmek demekti. Zaten emniyet güçleri buna asla müsaade de etmezdi.

Anadolu irfanından kaynaklanan metanetin adeta özeti diyebileceğim bir olgunluk, tevekkül ve dayanışma örneğine şahit oldum Aziz Şehrin insanlarında. Hele bir Hatun annemiz vardı. Enkazdan çıkarken başörtüsü istemesi, ekipten” senin imanına kurbanım sesleri” bu milletin imanına en güzel işarettir.

Müftülük olarak çok önemli tecrübeler de kazandık. Bu birikimimizi pek çok il ve ilçe müftülerimizle paylaştım. Dönemin Kahramanmaraş İl Müftüsü Celal Sürgeç Bey'in organizesi ile uzaktan eğitim yöntemiyle görevlileri ile buluştum. Diyanet İşleri Başkanlığımıza bu konuda bir dosya sundum. Halen tecrübe paylaşımı yapabilecek durumdayım. Ayrıca Mütevazı Hayat Hikâyem isimli kitabımda da tecrübelerimi paylaştım.

10 Mart 2020'de başlayan pandemi ile mücadele de ikinci zor günleri yaşamamıza sebep oldu. Türkiye'de ilk vefat Elazığ'da oldu bildiğim kadarıyla. Doksan yaşın üzerindeki bu amcanın cenazesinde sekiz on erkek, iki bayan cemaatle iki metre mesafe ile durdurarak cenazesini kıldırdım. Yürek yakan bir manzaraydı. Zaten bu zor günlerin akabinde 1 Nisan 2020'de yaş haddinden emekli oldum. Kırk yılı aşkın hizmet süreme bedel bir imtihanla resmi görevim sona erdi. Fahri görevim devam ediyor elhamdülillah.

Bu vesile ile 24 Ocak 2020 depreminde; önceki ve sonraki depremlerde, afetlerde vefat edenleri rahmetle yâd eder, yakınlarına sabırlar dilerim. Birlik ve beraberliğimiz daim olsun. Allah fitnecilere fırsat vermesin. Hizmet ehlini muvaffak eylesin.

Yusuf SARIKAYA/ Timeturk

Tüm Yazıları

Haber Ara