Ramazan ve bayramların başlangıcı ile ilgili farklı uygulamalar maalesef bitmedi. Bitmiyor. Hâlbuki 1978 yılında 19 ülkeden 40 civarında ilim adamı, astronımi uzmanları, muvakkitler Diyanet İşleri Başkanlığımız riyasetinde İstanbul'da toplanarak ortak bir karar aldılar. Uzun uzadıya devam eden müzakereler sonunda “İçtima (ay ile güneşin ay sonunda aynı hizaya gelmesi) anını takip eden gurubdan (gün batımından) sonra hilalin ilk defa görüldüğü ülkenin gecesine iştirak eden diğer bütün ülkelerde bu ru'yete (hilalin görülmesine) uyularak o geceyi takip eden gün, yeni kameri ayın ilk günü sayılmalıdır.” (İslam İlmihali, Lütfi Şentürk- Seyfettin Yazıcı, s.253) Bu karar bir müddet bütün İslam Ülkelerce birlikte uygulandı ama bazı ülkeler tekrar eski bildiklerine döndüler.
“Şaban ayının 29'u olduğunda batıdaki ufuk gözetlenir. Eğer hilal gözükürse ertesi gün oruç tutulur. Eğer bulutlu olursa ve hilal görülmezse bu güne yevmi-i şek (şüpheli gün) denir. O günde kesin niyet etmek tahrimen mekruhtur.” şeklinde klasik (kaynak) kitaplarımızda ifade geçse de bu gün çıplak gözle hilal gözetlemeye ihtiyaç yoktur. Çünkü ru'yet kavramı ille de çıplak gözle görmek manası içermez. Ayrıca gördüğün şey hilal halinde olmalıdır. Ay ve güneşin kavuşum ânı hilal değildir. Hadislerde vurgulanan “Ru'yet/Görme”' nin esas alınmasının sebebi yazının ve ayın hareketlerinin bilinmemesidir. Bu gün bu durum yoktur. Mutlaka “çıplak gözle göreceğim” ısrarı yersizdir. Bununla birlikte bulutsuz zamanlarda Ramazan hilali gün batımından hemen sonra batı cihetinde gözetlenebilir. Bir hatırayı canlandırmak için. Ben köyümde bunu denedim ve başarılı oldum. Ayrıca akşam namazı için camiye girmeden bakmak gerekir. Özellikle batı tarafta tepe veya engel olacak bir şey varsa namazdan çıkınca hilali göremeyebilirsiniz.
“Sekizinci asırda yaşayan Şafii fakihlerinden es-Sübkî hesap ile amel etmeyi benimseyen ve bu konuda uğradığı tenkitlere rağmen görüşünü ısrarla savunan âlimlerden biridir. Bu konuda kaleme aldığı müstakil risalesinde (el-Ilmü'l Menşur Fî İsbatu'ş- Şuhur) Sübkî , Ayın otuzuncu gecesinde hilalin görüldüğüne şehadet edenlere karşı, astronomi ve hesap uzmanları “hesaba göre bu gece hilalin görülmesi mümkün değildir” deseler astronomi ve hesap uzmanlarının sözü ile amel edilip, şahitlerin şehadeti reddedilir. Çünkü riyazî hesap (matematik hesabı) kat'îdir. Şehadet (Gözle gördüğünü iddia) ise zannidir. (Kesinlik ifade etmez.) ” Demektedir. (İslam İlmihali, Lütfi Şentürk- Seyfettin Yazıcı, s.251)
Özetle: “Bu gün teknolojinin ilerlemesi sebebiyle hilalin konumunun tespiti seneler öncesinden dahi mümkündür. Bu konuda ille de çıplak gözle hilali gözetleyeceğim diye uğraşmak gereksizdir. Kaldı ki hilalin tespiti özel bir bilgiyi de ister. Bu nedenle sağlıklı hazırlanmış takvimlere uymak gerekir. Zaman-zaman insanlar arasında “bana falan yerden telefon geldi, filan yerde oruç tutulmaya başlanmış, filan yerde bayram yapıyorlarmış” gibi duyumlara aldırmamak gerekir. Çünkü burada asıl olan ayın içtimaı halini değil, ayın başındaki hilali esas almak gerekir.” (Dini Bilgiler, Yusuf SARIKAYA, s.189)
“Klasik dönem fakihleri de, rüyet-i hilâl tartışmasını kesmek maksadıyla, kamu otoritesinin (hâkim) bu konudaki kararını herkes için bağlayıcı kabul etmişlerdir. Ülkemizde, her yıl yaşanan anlamsız ve lüzumsuz tartışmalara son vermek için, bu alanda kamu otoritesi sayılan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın astronomik veriler esas alınarak kabul ve ilân ettiği takvime uyulması en doğrusudur. Bu suretle Müslümanlar arasında gereksiz yere oluşturulan gerginlik ve soğukluk ortadan kalkacak ve bayramların (ve toplumu birlikte tutan ibadetlerin, Y.S.) bütün ülkede aynı günde yapılmış olması, birlik ve beraberlik ruhunun kuvvetlenmesine katkıda bulu nacaktır.” (Diyanet Vakfı İlmihali, c.1, s.392)
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'na bu konuda danışmanlık yapan Astronomi ve muvakkit uzmanlarından oluşan bir ekiple çalıştıklarını da hatırlatmam gerekir. Bununla birlikte yapılacak şey her ülkenin Müslüman halkının kendi ülkesindeki açıklamalara uyması daha birleştirici olur. Fazla söze hacet yoktur.
Mazlum ve mağdur coğrafyalara daha anlamlı duyarlıkta olmamıza vesile olması dileklerimle, Ramazan-ı Şerifimiz Mübarek Olsun.
Yusuf SARIKAYA/TİMETÜRK