Dolar

43,7288

Euro

51,9267

Altın

7.075,98

Bist

14.180,69

H.A.K. ve getirdiği yenilikler

1 Saat Önce Güncellendi

2026-02-14 01:25:00

Yusuf Sarıkaya

İstanbul Haseki İhtisas Merkezi Kursiyer öğrenciliğimiz sırasında fıkıh hocalarımız Ceride-i İlmiyye'nin Hukuk-ı Aile Kararnamesi sayısını fotokopi ettirerek bizlere vermişlerdi. Klsik fıkıh kitaplarında konular geniş olduğu için kadılara (hâkimlere) kolaylık olsun diye fetva kitapları neşredilmişti. Tanzimat'la birlikte bu kitaplara ilaveten daha pratik olan kanunnameler oluşturuldu. İşte bunlardan birisi 25 Ekim 1917' de yürürlüğe giren Hukuk-ı Aile Kararnamesi (H.A.K.)'tır. Diğeri de bugünkü dilimize merhum Prof. Dr. Osman Öztürk ve merhum Ali Himmet Berki tarafından aktarılan Mecelle-i Ahkamiyye-i Adliyye'dir erbabınca bilindiği gibi.

Hukuk-ı Aile Kararnamesi de günümüz Türkçesine elimdeki nüshası Prof. Dr. Orhan Çeker tarafından aktarılmış ve herkesin faydasına sunulmuştur. Doç. Dr. Ali Öge'nin editörlüğünde Mehir Vakfı'nın 3. Serisinde yayınlanan bu kıymetli eser çoğu kere her biri on bin adet olmak üzere 8. Baskısını yapmıştır. Ancak Osmanlı ecdadımızın 1. Dünya Savaşı'na Alman muhibbi paşaların zorlaması veya şartlar gereği girmesi sonucu başımıza gelenler malumdur. Daha sonra İstiklal Savaşımız ve kanunların Avrupa'dan alınma yoluna gidilmesi nedeniyle bu kanun kısa süre uygulanabilmiş sonra da sadece tarihi kıymeti olan bir metne dönüşmüştür. Ancak 1. Dünya Savaşı'ndan önce Osmanlı toprakları olan bölgelere gönderilmiş ve halen yürürlükte olan veya yeni çıkarılan kanunnamelere kaynaklık eden bir metin olmuştur.

Zamanına göre radikal kararlar bu kararnameye girmiştir. Yıllarca Hanefî fıkhı ile sorunları çözme yoluna giden Osmanlı hukuk sistemi bu kararnamede özellikle Maliki mezhebinden ve cumhurun görüşünden faydalanmıştır. Bu kararname bugünkü İslam Hukuku anlayışımızdan bile ileridedir. Halka sadece Hanefi mezhebinin görüşünü dayatmaya devam edip, çözüm arayan, pişmanlık duyan kimselere başka mezheplerde çıkış yolu varsa bile kullanmakta ayak diriyoruz. Bu durumda çözüm üretemeyen duruma düşüyoruz. O zaman da halk kafasına göre çözüm üretmeye devam ediyor. Sorunlar çığ gibi büyüyor. Altından kalkılamıyor.

Bizim kadim kaynaklarımız çok değerlidir. Zamanın âlimleri halk arasında niza çıkmaması, toplumun sağlıklı hayat sürmeleri için ömürlerini tüketmişler. Zamanlarının melik adutlarından çeşitli işkenceler görmüşlerdir. Ancak şunu demeyi de ihmal etmemişlerdir: “En doğru benim görüşüm, başka doğru yoktur.” Fakat kutsal metin gibi baktığımız bu kaynakların üzerine ciddi bir şey koyamadık. Dinamik hayat şartlarını statik görüşlerle çözmeye çalıştık. Sanayi inkılabı ile açığımız durmadan derinleşti. Bazılarımız bunun teşhisini bile halen yapmıyoruz maalesef.

Hukuk-ı Aile Kararnamesi'nin sadeleştirilmiş metninde takdim bölümünde şöyle denmektedir:“Kanunname, Osmanlı'nın hukukta istikrarı temin açısından Hanefi Mezhebini tavizsiz biçimde uygulamasının ortaya çıkardığı bazı sıkıntıları aşmak maksadıyla günün ihtiyacına daha iyi cevap verebilecek diğer mezhep görüşlerini kanunlaştırması noktasından hukuk tarihinde bir dönüm noktası teşkil eder.”[1]

Mükrehin nikâhı ve talakı, sarhoşun nikâhı ve talakı, eşini boşayan erkeğin durumu kadıya (hâkime) bildirme zorunluluğu, boşamada mahkemeye yetki genişliği, çok evlilik, velayet, evlenme yaşının erkeklerde 18; kızlarda 17 olarak belirlenmesi ve bu yaşlardan önce evliliğin olamayacağı kararları zamanın algısına göre çok radikal kararlardır. Yine Yahudi ve Hıristiyan tebaanın da bu çerçevede kurala bağlanması ve dini konularda kendi dinlerinin hükümlerine göre hareket edecekleri kararnamede yer almıştır. O günün âlimleri bu kararları alabilmiştir. Bu cesaret günümüzde de gösterilmelidir alanın uzmanlarınca. Fetva makamında olanlar da fetva verirken önce verilmiş fetvaların gerekçesine bakarak fetva vermelidir. Gerekçeye bakmadan verilen fetvalar isabetli olmaz. Uygulama alanı olmayan bu tür konular neye yarar denebilir. Her tarafı kokuşmuş, tutulduğu yerden ele gelen sistemlerin tıkandığı ve tıkanmaya devam ettiği zaman diliminde, kapitalist/seküler aklın insanlığı nerelere getirdiği bir ortamda hele bir çalışalım, sonuca varalım, kendi çelişkilerimizi, kafa dağınıklığımızı aşmaya bakalım da gerisi Allah kerim.

[1] Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnamesi, s.2, 8. Baskı

Yusuf Sarıkaya/ TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Mehmetçik'ten keskin nişancılık faaliyeti

Haber Ara