Dolar

44,5892

Euro

51,8329

Altın

6.784,69

Bist

12.921,56

Basü Badel Mevt (Yeni Bir Hayata Uyanış)

1 Saat Önce Güncellendi

2026-04-08 00:08:33

Yusuf Sarıkaya

Ahirete iman insanı hayata daha anlamlı bağlanmaya sevk eder. Çocukluğumuzdan beri bize öğretilen İman esaslarının altı maddesini iki madde altında toplamak gerekse, o da önce Allah'a İman sonrada Ahirete İmandır. Bu inancın zayıflaması veya yitirilmesi toplumları felç eder. Bu iki inanç sadece Müslümanlar için değil tüm insanlık için geçerlidir. Özellikle de Müslümanlar için olmazsa olmaz inanç meselesidir. Bu günkü sorunların temelinde bu iki esasın zayıflaması veya yitirilmesi vardır.

Kur'an'ın ikinci sûresinde muttakilerin özellikleri şöyle açıklanır: “(Sorumluluk bilinci taşıyanlar, müttakiler) Ğayba (yani insan açısından görme duyusuyla algılanamayan, Allah'a, meleklere, cennete/cehenneme, kadere ) ve ahiret gününe kesin ve tereddütsüz iman ederler. Namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden de (gerekli yerlere) verirler.” (Bakara,2/3) Bu sebeple Allah'a ve ahiret gününe iman esası pek çok toplumsal sorunu da çözecek güçtedir. Çünkü ahiret inancı, hesap verme, sorumlu davranma, geleceğe dair yatırım yapma, geçici hayatın büyüsüne kapılmama hasletlerini kazandırır. Bugün iman eden Müminler dahi zedelenen ahiret inançları nedeniyle kulluk sorumluluklarını yerine getirmede zaafa uğramışlardır. İnanmayanlar zaten ahiret bilincini kaybettiklerinden Allah'a kul olmayı reddedip, hak etmeyen başka fanilere taparlar da “biz tapmıyoruz” diyerek mazeret beyan ederler.

Tüm dinlerin aslı Tevhit İnancıdır. Batının iddia ettiği gibi dinlerde çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere evrim olmamıştır. Tevhit inancının zamanın geçmesi ve tahrif edilmesiyle Rabbimiz yeni bir peygamberle insanlığı yeniden tevhide davet etmiştir. Her gelen peygamber özellikle gayba (başta ahiret inancına ve hesap verilecek günlerin geleceği şuuruna) davet etmiştir. Ahiret inancını yitiren veya zaafa uğrayan insanların huzursuz olacağını bilen Rabbimiz, aynı zamanda insanlığın huzurunu da bozacaklarını bildiğinden yeniden diriliş ve hesap verileceği imanını diri tutmayı murat etmiştir. Ücretsiz ve hiçbir karşılık beklemeyen seçkin insanları elçi olarak göndermiştir.

İnsan eliyle bozulmuş kutsal kitapların sözleri arasında dahi ahirete vurgu vardır. Kerim Kitabımız Kur'an-ı Kerim'in tüm öğütleri, emirleri ve açıklamaları ahireti hedef alan bir dünya hayatına yöneliktir. İnsanlar arası ilişkiler, evlilik, ticaret, eğitim tüm yaşam alanlarında yaşanan hayatın peşinden ebedi bir hayatın; ahiret hayatının geleceğini vurgular.

Prof. Dr. Hayati Hökelekli çok kıymetli eserinde şu tespitlere yer verir: “İslam, yaşamı bir sınav ve ahireti de bu sınavın sonucu olarak gördüğünden, Müslüman, sınavı geçememe korkusu nedeniyle üzülür, kaygı hatta deprasyon hissedebilir. Hayatın bir sınav, kötülük ve günaha karşı bir mücadele olduğu fikri İslam dininin merkezinde yer alır. Gerçekten de son çalışmalar Müslümanların Allah'a bağlılıklarında kaygı olduğunu göstermiştir. Fakat hayatı bir sınav ve ahireti sonuç olarak gören bireyin dini aktiviteler yaptığında ölüm kaygısı azalacaktır. Nitekim yapılan araştırmalarda Müslümanlar arasında dindarlık arttıkça ölüm kaygısının azaldığını göstermektedir.” (Hayati Hökelekli, Yaşam Ölüm Ölümsüzlük (İnsanın Yeryüzü Serüveni) , Anadolu Ay Yayınları/2025, S. 537)

“İslamiyet'teki ölüm vurgusu ölümün kendisinden ziyade dünya yaşamındaki ölçülülük ve neticesinde kazanılacak ahiretteki mutluluk üzerinedir.” (Prof. Dr. Aydın Topaloğlu, Ateizm Çıkmazı, Diyanet yay. 2019, s.225)

Sonuç olarak bugün özelde biz Müslümanların ahirete imanımızın yenilenmesi gerekir. Her şey biliniyor ama yakini (kesin) bir imanla bilinmediği kanısındayım. İbadetlerdeki gevşeklik, en önemlisi de ahlaki çürümüşlük hesap verme (ahiret) inancının zedelenmesi belki de yitirilmesinden kaynaklanmaktadır. Bir trafik cezası için “ ehliyetime el konmasın, ek para cezası ödemeyeyim” diye gününden önce ilgili yerlere koşturup giden insan, yaptığı yanlışa verilecek cezaya inancı tam olduğundan asla umursamazlık yapmaz, yapamaz. Yaparsa cezasını kesin görür. Çok yalın olarak verdiğim bu örnekteki insan gibi bizlerin de ahiret imanı tam olsa, yaptıklarımızın kesin karşılığının olacağına inancımız tam olsa hiçbir ahlaki yozlaşmamız ve ibadetsiz kulluğumuz olmaz.

“…vel ba'sü bade'l mevti hakkun/ Öldükten sonra yeni bir yaşam için dirilmek (dünya imtihanımızın sonucuna göre işlem görmek gerçektir.) Buna imanım tamdır.” Demek ve bu itirafa uygun yaşamaktır bize düşen. Hatta tüm insanlığa yapacağımız davet te bu minval üzere olmalıdır kanaatimce.

Yusuf Sarıkaya/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

Haber Ara