24 Şubat 2022 tarihinde Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ile başlayan süreç günümüzde hala devam eden bir süreç olarak karşımızda. Rusya “Özel Askeri Operasyon” planlarına henüz ulaşamadığı gibi Ukrayna direnç aşamasında kalmayı sürdürüyor diyebiliriz.
Savaşın başından bu yana iki ülke arasında müzakereler ve savaşı durdurma noktasında görüşmeler yaşansa da bu görüşmelerin tamamında istenen sonuç alınamadı. ABD ve İsrail'in operasyonu ile İran'a saldırılar sonrasında ise Rusya hattında barış görüşmeleri tamamen rafa kaldırıldı ve bahar taarruzu için hazırlıklar daha da hızlandı. Rusya özellikle ABD'nin gündeminin başka bir cephe hattına çekilmesi sonrasında Ukrayna üzerinde saldırılarını daha fazla arttırmış durumda. Ukrayna'nın bu noktada iki sorunu söz konusu ilki hava savunması oldukça kritik bir eşikte ikincisi ise ABD Başkanı Donald Trump'ın Rus petrolüne uyguladığı muafiyet bu sorunlar Ukrayna'nın yeni gündemini meşgul eden konuları oluşturuyor.
Ukrayna özellikle Avrupa Birliği üzerinden aldığı yardımlar ve Rusya'ya karşı olan yaptırımlar sürekli olarak engellenme tehlikesi içerisindeydi ve Avrupa içerisindeki çatlak sesler Macaristan'daki siyasi değişim sonrası Ukrayna'yı Avrupa Birliği noktasında rahatlatmış durumda bu çerçevede Macaristan vetosu ortadan kalkmış olacak. Avrupa Birliği içerisinde ayrıca dış politika ve güvenlik kararlarında nitelikli çoğunluk uygulamasına geçilmesi fikri özellikle Birliğin işleyişinde daha hızlı kararlar çıkmasını da sağlayacaktır diyebiliriz bu düşünce hali hazırda Brüksel'de konuşulan en kritik konu. Macaristan'daki siyasi değişim Ukrayna'nın AB üyeliğine ise şu an sıcak bakmayacaktır. Ukrayna'nın ve Birliğin içeride aşması gereken diğer engel Slovakya olacaktır. Fakat birlik içerisinde nitelikli çoğunluk sistemi hayata geçerse bu sorunda ortadan kalkmış olacaktır. Avrupa Birliği'nin 90 milyar euro krediyi Ukrayna'ya sağlaması ise özellikle Bahar ayları öncesinde kritik bu kredi Ukrayna'da devlet bütçesinin desteklenmesi özellikle enerji altyapılarının acil onarımı noktasında mühim ayrıca savunma ve güvenlik kapasitesinin arttırılması da bu noktada en önemli konu.
Ukrayna'nın en önemli sorunu ise hava savunma zafiyeti zira Rusya'nın Ukrayna şehirlerine İHA saldırıları oldukça artmış durumda özellikle enerji hatlarına verilen zararlar şehirlerde hayatı tamamen durma noktasına getiriyor. Rusya'nın Ukrayna şehirlerine yaptığı İHA ve füze saldırıları doğrudan bir yıpratma stratejisi içeriyor. Ukrayna bu noktada Almanya ile kritik bir iş birliğine giriyor bu anlaşma çerçevesinde kapsamlı bir askeri iş birliği imzalanmış durumda. Bu askeri iş birliği özellikle Ukrayna'nın hava savunma ve füze sistemlerinde üretim kapasitesini arttırması açısından oldukça önemli. Ukrayna'nın hava savunmasında kritik rol oynayan IRIS-T SLM ve IRIS-T SLS hava savunma sistemleri noktasında tedarikler hızlandırılacak. Ukrayna bu sistemleri seyir füzeleri, kamikaze İHA ve Rus savaş uçaklarına karşı nokta savunması ve bölge savunması amacıyla kullanıyor. Diğer yandan Ukrayna Hava Kuvvetlerine F-16 savaş uçağı tedariki hızlandırılacak ilaveten F-16 uçakları için özel füze üretim projeleri de geliştiriliyor. F-16 savaş uçaklarının Ukrayna için rolü büyük zira hava savunma notasında IRIS-T veya Patriot gibi sistemlerin yükünü hafifletmek için kullanılıyor. Ukrayna ayrıca İsveç ile de savaş uçağı çalışmalarını hızlandırmış durumda “Gripen” savaş uçaklarının üretiminin tamamlanması ve pilot eğitimleri aşaması sonrasında Ukrayna'ya teslim edilecek. Ukrayna üretim kapasitesini geliştirdiği için ayrıca yerli üretim noktasında da gelişmelerini hızlandırmaya çalışıyor. Bu noktada Avrupa ülkeleriyle de birçok anlaşma yapan Ukrayna için sorun lojistik gecikmeler özellikle en son Norveç'in hibe ettiği F-16'lar içinde ciddi gecikmeler yaşanmakta bu sorunların hızlıca çözülmesi Ukrayna'nın hava savunmasını güçlendirmesi için kritik. Zira bu lojistik gecikmeler Ukrayna'ya geçen mühimmat sorununu da beraberinde getirmekte özellikle ABD'nin İran savaşı çerçevesinde mühimmatının azalması Avrupa'ya gelen ABD menşei mühimmatlarında azalması sorununu taşıyor.
Diğer sorun ise ABD'nin İran'a saldırıları sonrasında İran tarafından bir koz olarak kapatılan Hürmüz Boğazı ve küresel petrol tedarikindeki aksamalar ABD'nin Rus petrolüne yaptırımları askıya almasını beraberinde getirmişti. Bu noktada Ukrayna oldukça kızgın zira Rusya'ya uygulanan yaptırımların esnetilmesi uzun zamandır yaptırım altında olan petrolün alıcı bulmasını oldukça kolaylaştırdı. Bu süreçte Rusya'nın savaşı finanse etmesi için gereken finansman da bu kısa süre içerisinde toplanabiliyor. ABD'nin Rus petrolüne uyguladığı yaptırımların muafiyetini uzatması süreci sonrasında ise İran'da cephenin aktif kalması ve petrol fiyatlarındaki yükseklik Rusya'nın barış masasını tamamen yıkıp Ukrayna'daki hedeflerine sıkı sıkıya bağlanmasını sağlamış durumda. Bu yüzden Ukrayna hattındaki saldırılar yoğunlaştı. Ukrayna buna tepki olarak ise Rusya içerisinde yer alan petrol terminallerine İHA saldırıları düzenliyor bu süreç içerisinde Ukrayna'nın İHA ve füze stratejisinde Rusya'nın enerji terminallerini hedef almayı sürdürmesini net olarak bekleyebiliriz.
Sonuç itibariyle Rusya bahar ayında cephe hattında hızlıca ilerleyip Luhansk ve Donetsk bölgelerini tamamen Rusya'ya bağlama gayreti içerisinde olacaktır fakat Ukrayna bu noktada Rus lojistiğini doğrudan hedef aldığı için Rusya'nın ilerlemesi yavaş kalabiliyor yani Rusya'nın hızlı bir zafer kazanma stratejisi zor olacaktır. Diğer yandan bir müzakere süreci dahi başlasa bunun bir sonuca varması mümkün olmayacaktır zira iki ülke arasında ciddi bir güven bunalımı söz konusu ve bu artarak devam ediyor. Özellikle Rusya'nın bahar saldırıları öncesinde Ukrayna'ya verilecek krediler kritik önemde diğer yandan hava savunmasında güçlendirme çalışmalarının hızlandırılması oldukça önemli bu yönde de çalışmalar sürecektir.
Türkiye Antalya Diplomasi Forumunda Rusya-Ukrayna Savaşı'nın müzakere sürecini üstlenme rolünü sıkı şekilde oynuyor zira Türkiye özelinde birçok müzakere zaten yapılmıştı. Fakat önemli olan liderler görüşmesi ve Türkiye bu konuda iki ülke ile de sıkı şekilde çalışıyor. Müzakere süreçlerinde esir değişimleri dışında bir üst karar alınabilmesi için ise liderler görüşmesi kritik bir konu olacaktır. Bu süreci Türkiye'nin yönetmesi de oldukça önemli zira Türkiye arabuluculuk noktasında oldukça etkin bir süreç yönetimine sahip özellikle savaşın başladığı 2022 tarihinden bu yana iki ülke arasında birçok çerçevede Türkiye'nin imzası bulunmakta Tahıl Koridoru ve esir değişimlerinin hızlandırılma süreci gibi.
Mustafa Metin Kaşlılar/TİMETÜRK