28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail ortak operasyonu ile İran'da rejimi düşürmek amacıyla başlayan savaş iki haftadır yüksek tansiyon halinde devam ediyor. ABD ve İsrail'in ortak operasyonu başladığından bu yana İran misilleme hareketleri ile hem İsrail üzerinde yoğun bir saldırı dalgasını sürdürürken diğer yandan bölge ülkelerinde yer alan ABD üslerini hedef almıştı. Bu saldırılar daha sonra özellikle Körfez'de şehirlere ve finans merkezlerini de hedef almaya başladı. Bu süreç içerisinde İran elindeki kozu olan Hürmüz Boğazını kapattı ve mayınlamaya başladı. Bu süreç Körfez'de petrol rafinelerine saldırı sonrasında dünya ekonomisinin boğazını sıkan bir diğer gelişme oldu ve bu süreç hızlı bir şekilde dünyaya sirayet ediyor.
Hürmüz Boğazı küresel enerji tedarik ortası açısından oldukça önemli zira İran şu an elinde bulunan kozu kullanarak piyasaları etkileme gücünü aslında kullanıyor diyebiliriz. Hürmüz Boğazı özellikle küresel petrol arzının %20'si ve deniz yoluyla taşınan doğalgazın kritik bölümü bu boğazdan geçmek zorunda. Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Irak gibi OPEC ülkeleri Basra Körfezi bölgesinden çıkarılan petrolü bu hattan geçirmek zorunda. İlaveten Katar özellikle önemli bir LNG tedarikçisi olarak Hürmüz Boğazını en aktif kullanan ülkelerden biri konumunda. İran'ın Hürmüz Boğazını kapalı tutması şu an tam anlamıyla Asya pazarında ciddi tedarik sıkıntıları oluşturmaya başlamış durumda diyebiliriz zira Asya pazarı için Hürmüz Boğazı oldukça önemli özellikle de Çin için. Savaş öncesine baktığımızda özellikle Suudi Arabistan bu hattı by-pass ederek yeni bir tedarik rotası açmaya çalıştı diğer yandan Birleşik Arap Emirlikleri de bu boğazı by-pass etme noktasında çalışmalar yürüttü bu boru hatları ile tedarik rotaları şekillendirildi fakat İran bu savaş içerisinde Körfez ülkelerinin bu hatlarına ayrıca petrol üretim tesislerine sürekli saldırı düzenlediği için petrol üretiminde ciddi aksaklıklar oluşmuş durumda bunları aşmak adına Suudi Arabistan arz açıklarını telafi etmek adına yoğun bir üretim arttırımına yakın zamanda gidebilir diyebilirim bu üretim arttırımı özellikle fiyatların aşağı çekilmesinde önemli rol oynayacaktır. Fakat saldırıların İran tarafından devam ettirilmesi ve petrol tesislerine saldırılar şu an bunu net şekilde kısıtlıyor ya da en azından yavaşlatıyor.
İlaveten bölgede diğer bir sorun su sorunu olabilir. Savaş boyunca enerji tesisleri tamamen hedef altında diğer yandan su arıtma tesislerine saldırıların gerçekleşme ihtimali susuzluk riskini üst seviyeye çıkarabilir. Özellikle bölgede su arıtma tesisleri birkaç noktaya bağlı ve bu tek merkezden yönetilen bölgelere yapılacak bir saldırı kritik altyapının temel taşı olan su noktasında kıtlık yaratabilecek noktada diyebilirim. Bu noktada 7 Mart tarihinde İran ABD'nin Keşm Adasında bir deniz suyu arıtma tesisine saldırı düzenlediğini belirtmişti bu hasar İran tarafından onarılmış durumda fakat bu saldırı Bahreyn'den bir ABD üssü üzerinden gerçekleştirildiği için İran doğrudan Bahreyn'de bir su arıtma tesisini hedef aldı. Bu saldırılar bir misilleme saldırısı olarak gerçekleşti ve kritik altyapı üzerinden ciddi bir tehlike barındırmakta diyebilirim. Körfez ülkelerinin bu noktada en zayıf olduğu alan olan su arıtma tesisleri ve direkt hedef altına girebilir ve koruma altına alması gerçekten zor. Bu tesisler doğrudan deniz suyuna erişim amacıyla kıyı şeridinde yer alıyor bu yüzden tesisler açık hedef halinde diğer yandan büyük endüstriyel kompleksler olmasıyla da gizlenmesi mümkün değil özellikle Körfez ülkelerinin su ihtiyaçlarını bu tesisler üzerinden karşıladığını düşünürsek bu saldırıların devamı bölgede bir su kıtlığı yaratma tehlikesi doğurabilir.
Hürmüz Boğazının kapalı kalmaya devam etmesi Brent Petrol artışının yanı sıra tanker piyasası içinde büyük sorunlar oluşturuyor diyebiliriz. Tanker arzında bir düşüş söz konusu bu da kiralama maliyetlerini şirketler için oldukça yüksek fiyatlara çıkarmış durumda. Bekleme süresinin uzamasının devam etmesi halinde navlun ve sigorta maliyetlerindeki artış ciddi boyutlara ulaşma riskini de beraberinde getirecek. Denizcilik alanında faaliyet gösteren sigorta şirketleri de artan riskler nedeniyle savaş riski sigortalarını askıya almış durumda bu durum hali hazırda tehlikeli bir bölge olan Hürmüz üzerinden geçişleri de oldukça sınırlandırdı diyebilirim ki zaten Hürmüz Boğazı üzerinden geçişler neredeyse tamamen sıfıra düşmüş durumda. Savaş riski sigortalarının askıya alınması sonrasında ABD Başkanı Donald Trump özellikle ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kuruluşu aracılığı ile 20 milyar dolarlık reasürans yani sigortanın sigortası programı başlattı Özel sigorta şirketlerinin savaş riski göz önüne alınınca iptal ettiği ve üstlenmekten kaçındığı riskleri ABD sırtına almış durumda gemi sahipleri de özellikle bu programdan yararlanmaya başlayacak kapsamına baktığımızda ise gemi gövdesi ve özellikle LNG, petrol ve gübre taşıyan kargolar doğrudan kapsam içerisinde yer alacak. Ayrıca ABD Donanmasının gemilerin yanında eşlik gideceğini belirtmişti fakat bu durum bölgede yine riski arttıran bir gelişme olarak gözükmekte diyebiliriz zira bu İran açısından daha fazla hedef olunması manasına gelecektir ki ABD donanması gemileri koruma altında büyük zararlar görebilir. Bu risk ABD içinde bir prestij kaybı yaratabilecek bir nokta.
ABD ilk aşamada Hürmüz Boğazının açılması için İran petrolünün kalbi olan Hark adasını vurdu. Bu ada özellikle İran petrolü için kritik bir nokta ve bu ada üzerinden İran petrolünün taşındığını söyleyebiliriz ve bu adadan taşınan petrolün bir numaralı alıcısı Çin ayrıca Devrim Muhafızlarının bir numaralı gelir kaynaklarından biri bu ada diyebiliriz zira bu ihracat kalemiyle askeri finansman sağlanmış oluyor. ABD bu adımıyla bir uyarı sağlamış gibi gözüküyor zira askeri hedeflerin vurulduğu belirtildi ve petrol tesislerinin doğrudan hedef alınmadığı söylenmiş durumda bu Hürmüz Boğazının açılması için ABD'nin İran'da Hark Adası üzerinde petrol alanlarına da saldırı düzenlemesini beraberinde getirebilir bu zaman içinde net bir strateji gibi duruyor. Yukarı da belirttiğim gibi ABD donanması özellikle Hürmüz Boğazına gemilere eşlik şeklinde girmesi halinde ki bu şu an en fazla konuşulan nokta büyük bir zarar içerisinde kalabilir ilk aşamada gördüğümüz gibi hala hava saldırılarıyla strateji yürütülüyor. Trump'ın aklında olan diğer bir fikir ise ABD Donanmasının Hürmüz Boğazında boğaz çevresine çıkartılacak kara birlikleri ile birlikte boğazı tamamen açma planı bu plan çerçevesinde Hürmüz Boğazında tam denetim sağlanması fakat önemli olan bu kıyı şeridinin uzun süre kontrol edilebilmesi olacaktır bu yönden kara birlikleri ABD için fazlasıyla riskli görünmekte zira sürekli saldırı altında kalacak kara birlikleri Boğazda yine de seyrüsefer serbestliğini sağlayamayacaktır.
Sonuç itibariyle ABD çıkmaz bir noktada ve hava saldırılarıyla net sonuç alması mümkün değil. İlaveten İran'a saldırıların devam etmesi bölgedeki ABD müttefiklerini büyük zararlar vermiş durumda ve ABD müttefiklerini tam anlamıyla koruyamıyor. ABD ilk aşamada İran rejimini tasfiye etmek üzerine yola çıksa da bugün bunun çok zor olduğu görülmüş durumda fakat ABD için bu noktadan geri çekilmekte çok zor zira bölgede büyük bir gerilim söz konusu ve prestij sarsılması yaşamak istemiyor. ABD'nin İran'a saldırması ayrıca küresel petrol krizi riskini tetiklemesinin yanında bir bölgesel savaşı da tetikleyebilecek noktaya gelmiş durumda. ABD'nin önünde özellikle Hürmüz üzerinde kontrol sağlamak öncelikli gibi duruyor fakat bu askeri olarak çok riskli bir nokta askeri kayıplar yüksek seviyelere çıkabilir kara birliklerinin İran kıyılarına çıkartılması da ABD için yeni bir Vietnam demek olabilir. Bu da özellikle Donald Trump'ın siyasi olarak düşmesi demek olacaktır. Bu sebebiyetle her türlü riski ele alarak Trump'ın İran üzerinde başarı sağlamaya çalışmasını ve savaşın daha fazla uzamasını görebiliriz. Ayrıca savaşın maliyetleri ABD için oldukça ciddi noktada zira İran asimetrik bir savaş yürütüyor bu da İran'ın savunma ve yıpratma savaşını daha fazla uzatabileceğinin en önemli işareti.
Mustafa Metin Kaşlılar/TİMETÜRK