Dolar

44,6890

Euro

52,1810

Altın

6.677,50

Bist

14.073,79

İran-ABD müzakereleri sonuçsuz kaldı: Çözümsüzlük sarmalı

1 Saat Önce Güncellendi

2026-04-13 00:05:53

Mustafa Metin Kaşlılar

28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail'in ortak operasyonuyla başlayan savaş kısa bir müzakere turunun ardından “şimdilik” sonuçsuz kaldı. 40 günü aşan savaş boyunca küresel ekonomiye ciddi derecede zarar verdi ve bu savaş müzakere turunun sonuçsuz kalması sonrasında özellikle Hürmüz üzerinde tekrar alevlenecek diyebiliriz.

İran'ın elinde bulunan temel koz Hürmüz Boğazı üzerinde savaşın başında alınan karar neticesinde kapatma kararı alınmış bu durum petrol ve gaz fiyatlarının ivmelenmesini beraberinde getirmişti. İran savaşın başından bugüne kadar geçen süre içerisinde Hürmüz üzerinde yasalaştırmalar yaparak adeta geçişleri mülk kontrolüne almaya çalışıyor diyebiliriz. Müzakerelerin Pakistan'da başlaması sonrasında ABD'nin temel olacak nitelikle istekleri söz konusuydu bunlardan biri Nükleer Silahlar diğer ise savaş sonrası değişen “statüsü” ile Hürmüz Boğazıydı. 21 saati aşkın geçen görüşmelerden sonuç çıkmaması özellikle İran'ın bu noktalarda taviz vermediğini net olarak göstermiş oldu. Bu görüşmelerin başarısız olması petrol fiyatlarında yine yukarı ivmelenmeyi getirecek iken diğer yandan savaşın özellikle Hürmüz hattında daha da sertleşmesini beraberinde getirecektir. Bu görüşmelerin başarısız olmasını aynı zamanda net bir güven bunalımına bağlamak gereklidir. Bilindiği üzere savaş öncesinde ABD ve İran yine müzakere hattındayken savaş başlamıştı. Bu müzakere boyutunda güven bunalımı daha fazla artış göstermiş oldu diyebiliriz zira bu güven bunalımı aşılamadığı sürece savaşlar şiddeti azalsa da artsa da devam ediyor buna en yakın örnek müzakerelerin sürekli tıkandığı Rusya ve Ukrayna gösterilebilir.

Müzakerelerin sonuçsuz kalması sonrasında İran Hürmüz üzerinde yine belirli kararlar aldı belirli bir süre gemi geçişlerine izin verilse de bu tekrar durdurulmuş durumda. ABD müzakereler sonrasında aldığı kararla Hürmüz üzerinde abluka kararı alınacağını belirtti. Özellikle İran'ın ücretli geçiş kararları vermesi süreci tartışılarken bu abluka kararı ile ücretli geçiş yapan gemilerinde durdurulacağını belirtti. Bu İran'ın Hürmüz üzerinde artan etkisini ve bunun kabul edilebilirliğini yıkmak için ABD tarafından yapılacak bir abluka olacak zira ABD İran'a ücret ödeyen gemilerin yasadışı şekilde denizde olduğunu belirtti bu noktada ABD İran'a ücret ödenmesinin yanı sıra Hürmüz üzerinden çıkışları kontrol etmeye başlayacak. Bu abluka gerçekleşirse hali hazırda oldukça ivmelenen petrol fiyatları geçişlerin hayli kısıtlanması ve bölgede daha da artacak olan belirsizlik daha da artabilir. Bu sadece petrol üzerinde değil tarımsal girdilerde de sorunların oluşmasını beraberinde getirebilir zira artan gübre fiyatları da yukarı daha da ivmelenme riski taşıyor.

Bu noktada diğer bir çerçeve Rusya ve Çin'in politikaları. Rusya, Ukrayna'da İran'dan askeri desteği almıştı şimdi ise ABD'nin istihbaratına göre Rusya'nın İran Devrim Muhafızlarına uydu istihbaratı sağladığı net diyebiliriz. Rusya ayrıca İran'ın Ortadoğu'daki hedeflerini belirlemesinde ciddi bir istihbarat desteği sağlıyor. Bu noktada İran'a gıda yardımları, kısmi askeri destekler devam ediyor fakat bu ABD'yi doğrudan provoke etmeden yapılmakta Çin ise savaşın başında İran'a askeri destek konusunda temkinli son dönemde ABD istihbaratına göre uçaksavar füzelerinin Çin tarafından İran'a teslim edildiği yönünde bilgiler söz konusuydu bu iddialar net olarak doğrulanmış değil. Bu çerçevede Trump İran'a yardım eden veya askeri teçhizat sağlayan ülkeleri gümrük tarifesi ile tehdit etmişti bugün de Trump Çin'i bu konuda tehdit etti. Bu noktada şunu görmek gerekli İran'ın dayanma süresi arttıkça alacağı destek daha farklı şekilde ilerleyecek gibi duruyor. Özellikle Çin için Hürmüz oldukça önemliyken.

Diğer noktada ise İsrail saldırılarını Lübnan'a taşımış durumda fakat müzakerelerin sonuçsuz kalması sonrasında hedeflerini tekrar İran'a taşıma süreci olacaktır. İsrail hali hazırda barış talep eden bir politika içerisinde değil bu yüzden hem Lübnan hattında hem de İran hattında kesintisiz saldırılar gerçekleştirmeye devam edecektir. Lübnan'ın güneyinde Netanyahu hükûmeti özellikle işgali devam ettirme peşinde bu işgal kuzeye doğru genişleme politikası halini alacaktır. İsrail için Hizbullah hala en yakın tehditlerden biri olarak görülüyor bu yüzden işgal hamlesi ile bir tampon bölge yaratılarak sınırlardan uzak ve kontrol edilebilir bir askeri hat oluşturmaya çalışıyorlar. İsrail'in burada temel amacı İran destekli grupları tamamen zayıflatmak üzerine kurulu fakat bunu yaparken Lübnan'ın güneyinde yine terör estirmeye devam ediyorlar. Burada diğer sorunlu konu İsrail'in İran bağlantılı grupların zayıflatılması politikasının İran ile yapılan müzakere sürecinde gündeme gelmemesi zira İsrail Lübnan'ı müzakerelerin dışında gördü. Bu da güven bunalımının diğer bir noktası İsrail'in bu saldırgan politikaları bölgede artan şiddeti daha da körüklüyor ve nefret tohumları ekiyor.

Sonuç itibariyle Ortadoğu'da barış yakın gözükmüyor. ABD'nin Hürmüz üzerinde artacak baskısı küresel ekonomileri daha da sarsacak iken, İsrail'in yayılmacı ve şiddetli politikaları da bölgeye barışın gelebilme ihtimalini zayıflatan unsurlardan. Müzakereler ileride tekrar yaşanabilir fakat ülkeler arasında derin güven bunalımları orta noktada bir müzakere kültürünü engelleyen gelişmeler olmaya devam edecektir.

Mustafa Metin KAŞLILAR/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Medipol'den ameliyatsız parkinson tedavisi

Haber Ara