Dolar

44,8505

Euro

52,6583

Altın

6.903,14

Bist

14.587,93

Rüzgâr eken fırtına biçer

1 Saat Önce Güncellendi

2026-04-20 00:12:59

Burhan Bozgeyik

Milli Eğitimle, eğitim sistemiyle, 4+4+4 ucubesiyle ilgili yazılar yazacaktım, konuyla ilgili notlar alıyordum, son hadiseler vesilesiyle söyleyeceklerimiz öne almak şart oldu.

Evvela şunu belirtelim, Siverek ve Kahramanmaraş'taki hâdiseler yüreğimizi dağladı. O masum yavrucaklara ve kahraman öğretmen ablamıza Rabbinden rahmet, yakınlarına ve eğitim camiasına başsağlığı diliyor, yaralılara âcil şifalar temenni ediyorum. Hadiseyi bahane ederek sayın Milli Eğitim bakanına saldırılmasını kasıtlı buluyorum. Müşahedem odur ki sayın bakan iyi niyetli biri. Sayın Vehbi Dinçerler'den sonra Eğitimdeki kangrenleşmiş yapıya müdahale etmek isteyen bir isim. Ancak mesele hem çok mühim, hem çok derin. İşin ucu doğrudan sisteme dayanıyor. Temeli Tek Parti devrinde atılan sisteme.

Bu vatanda yaşayan herkes Tmeturk'teki “Şehitlerimizin ve Gazilerimizin Hukukunu Müdafaa” yazı serimizi okumalı. Zira o 20 yazıda anlattıklarımız; hem ülkemizin beka meselesi, hem sosyal, hukuki, ekonomik, eğitim ve bütün sıkıntılarımızın temel sebepleridir.

Şu anda gündem, eğitim. Eğitimde de yaklaşık 100 yıldır gayr-i İslamî bir anlayış hâkim. Bilindiği üzere 1928'e kadar Anayasada “Devletin dini, din-i İslamdır” yazılıydı. Dolayısıyla eğitimde de İslam'ın kokusu vardı. Zaten Kurtuluş Savaşını da o kokuyu teneffüs eden bir neslin fedakarlığı ve kahramanlığı ile kazanmıştık. Sonra ne oldu, Tek Parti devrinde halkın % 99'ununun inancı olan İslamiyete alenen cephe alındı. Nüfusun % 1'ini teşkil eden Hıristiyan ve Yahudi vatandaşlar, Lozan anlaşmasının 38-44. maddelerine istinaden kendi çocuklarını inançları istikametinde eğitirken, Müslüman halk bundan mahrum oldu. Öyle ki kendi çocuklarına Kur'an-ı Kerim okumasını öğretemedi. Tarih kitaplarında bile inancımıza hakaretler edildi. Köy Enstitülerinde Komünist Sistemin usulleri benimsendi. 1949'da Amerika ile Fullbright eğitim anlaşması imzalandı. Böylece eğitimde bu devletin izi görülmeye başlandı. (O anlaşma hâlâ devam etmekte.) Atalarımız, “Ne ekersen, onu biçersin!” demiş. İşte ülkemizde de yüz senedir rüzgâr ekiliyordu. İşte şekil A'da görüldüğü üzere neticesinde de fırtına biçiliyor.

Bu ülkede daha önceleri yaklaşık bin sene İslâmî terbiye hâkimdi. 1928'den sonra bu tesir gittikçe azaldı. Evlerde dedelerin, ninelerin, annelerin, babaların verdiği terbiye ile birkaç nesil daha kör topal yol aldı. Sonraları TV'lerde çokça kanallar ortaya çıktı. Yüzlerce dizi filmler yapıldı. Beyinler ve kalpler formatlandı. Binlerce yerli ve yabancı filmler, insanlarımıza şekil verdi. İnternet ve sosyal medya bütün bu olup bitenler üzerine tüy dikti. Dedelerin, ninelerin, anaların, babaların, diğer yakınların, komşuların müspet tesiri bütün bütün yok oldu. Eğitim hayatında bütün bu “en yakınların” tesiri % 5'in de altında kaldı.

Derken ortaya 4+4+4 ucubesi çıktı. Buna da “mecburî eğitim” dendi. Biz öyle lafı eğip bükenlerden, karnımızdan konuşanlardan değiliz. Bir nesil daha heba olmasın diye söyleyeceğimizi dobra dobra söyleyeceğiz.

Evet 4 yıllık bir eğitim olmalı. Bu temel eğitim de karma olmamalı. Her köyde de bu okullar açılmalı. Okuma, yazma, temel matematik, temel bilgilerin yanı sıra en başta “güzel ahlak” eğitimi verilmeli. Müslüman çocuklara Kur'an-ı Kerim, temel dinî bilgiler ve Peygamber Efendimizin güzel ahlakı öğretilmeli. Onun ötesinde “mecburiyet” olmamalı. Çocuklar kabiliyetlerine göre meslek okullarına ve kaliteli eğitim veren okullara yönlendirilmeli. İsteyen çocuk, çoban, ziraatçı, tamirci, tesisatçı, elektrikçi, vs. olarak yetişmeli. Mühendislik, hukuk, öğretmenlik, asker, polis, diplomat, vs. olmak isteyenler, gerçekten bu meslekleri seviyorlarsa ve kabiliyetleri de varsa o branşlara yönlendirilmeli.

Madem iş eğitimden açıldı, şahsî kanaatime göre, düzgün bir eğitimle 4+4'ten sonra, genç üniversiteye başlayabilir. Böylece 4 yıllık üniversite tahsilinin ardından 18 yaşında hayata atılmış olur. Tıp ve mühendisliğin bazı bölümleri 1, 2 yıl daha okuyabilir. Osmanlı devleti bunu yapıyordu. Enderun eğitim modeli incelensin. Fatih Sultan Mehmed'in 21 yaşında İstanbul'u fethettiği hatırlansın. Fatih, babasından kalan mirasla bunu yapmamıştı. Mükemmel bir tahsil görmüştü. Dünyanın en büyük topunu, havan topunu icad edecek bir mühendislik bilgisi vardı.

4+4+4 olacaksa böyle olsun. Gönüllülük esasına dayansın. Diyelim bu yapıdaki bir tahsille Şer'î ilimler tahsil eden bir genç 18 yaşında tahsilini tamamlamış olur. Bu yapının her branşına cihad eğitimi de verilmelidir. Böylece her eğitimli genç; hem imanlı, hem bilgili, hem de yiğit olarak yetişmeli, vatanın en zor zamanında imdada koşmalıdır.

Gençlerimiz eğitimin her safhasında; hem bilgi, hem güzel ahlak, hem iffetle donanmalıdır. Bu vatan bizimse, eğitimde de ecnebi tesiri ve tahakkümü reddedilmeli, akl-ı selim esas alınmalıdır.

Burhan Bozgeyik/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Gülistan Doku soruşturmasında yeni görüntü ortaya çıktı

Haber Ara