Jeopolitik Risk kavramı siyasi gelişmelerin, istikrarsızlığın, çatışmaların finansal piyasalar, kurumlar ve küresel ekonomi noktasında potansiyel etkiyi ölçmek adına kullanılan bir kavramdır. Bu risklerin toplamı doğrudan hem dünyada hem de çatışmaların yoğun olduğu bölgede yatırımları azaltıyor ve büyük bir boşluk oluşmasına sebebiyet veriyor. Aynı zamanda özellikle enerji piyasalarını çok sıkı bir şekilde etkileyen Jeopolitik Riskler doğrudan devletlerine ekonomilerinde ciddi etkiler bırakabiliyor. Günümüzde bu riskler sadece yerel çatışmalarla değil enerji koridorlarını ve stratejik yatırımları hedef alarak küresel ekonomide boşluklar yaratabiliyor.
Bilindiği üzere 24 Şubat 2022 tarihinde başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı Avrupa'da ciddi kırılmaları beraberinde getirirken, Son dönemde ciddi şekilde alevlenen Afganistan-Pakistan Savaşı ve ABD-İsrail ortaklığında İran'a karşı saldırılar…. Bu savaşlar bölgelerde ciddi istikrasızlık riskinin yanında ekonomik olarak bakıldığında ciddi sonuçları beraberinde getireceğini belirtmemiz gereklidir.
Son dönemde Ortadoğu'daki gerginlik ise bölgede geniş bir alana yayılıyor. Özellikle İran'a gerçekleştirilen ilk saldırıdan sonra İran'ın güvenlik politikası gelişimi doğrudan bölge ülkelerine saldırılar oldu. Bu Kuveyt, Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri üzerinde ciddi bir baskı yaratacaktır ki özellikle bu ülkelerde turistik yerlere saldırılar bölge ülkelerinde turizm gelirlerinde ciddi düşüşler yaşanmasını beraberinde getirebilir. Ayrıca İran'ın saldırıları bölge ülkelerindeki ABD üslerinin yanı sıra enerji şirketlerine yönelik saldırılarda içeriyor bu doğrudan jeopolitik riskleri bölgede en çok arttıran unsur diyebilirim. Son gelişmelerde İran Suudi Arabistan'ın en büyük petrol rafinesi olan ARAMCO tesisini hedef aldı. Bu tesis günde 550 bin varil petrol üreten bir rafineri bu da özellikle üretimde aksamalara sebebiyet verecek en önemli noktalardan biri olacaktır. İran Bahreyn'de ise ABD üslerinin yanında Alüminyum fabrikasını doğrudan hedef aldı. Bu şirket (AL-BA) özellikle Bahreyn için önemli bir nokta zira petrol dışı ekonomi hedefleri doğrultusunda geliştirilen ve Bahreyn'in hali hazırda petrol dışı ekonomisi hariç GSYH'sinin yaklaşık %12'sini taşıyan bir şirketti. Bu noktada İran için stratejik bir hedef olarak görüldü ve vuruldu. Bu şirket Bahreyn için yeni bir sanayi ekosistemi oluşumu sağlayan bir şirket olması ile de kritik öneme sahipti.
İran'ın bir diğer saldırı noktası ise Katar oldu zira Katar enerji devlerinden biri konumunda yer alıyor. İran Katar'da elektrik santrallerini ve QatarEnergy şirketinin doğrudan tesislerini hedef alarak LNG üretimini askıya aldırmış durumda İran'ın bu saldırısı sonrasında askıya alınan LNG üretimi ise en çok Avrupa'yı etkileyecektir zira Katar dünyada en büyük LNG tedarikçilerinden biri ve en büyük müşterisi ise Avrupa Birliği diyebilirim. Katar bu saldırılara karşılık olarak ise İran'a ait İHA'ları ve savaş uçaklarını hedef alıyor. Bu bölgede savaşın genişleyebileceğinin en büyük işareti konumunda zira misilleme hareketleri kısmen saklı tutulsa da İran'a karşı teyakkuz hali Körfez ülkeleri içerisinde söz konusu diyebiliriz. İran aynı zamanda Kuveyt'e karşı saldırılarını da arttırmış durumda zira burada ABD Üslerini hedef alıyor bu bölgede Avrupa güçleri de konuşlu ve hedef altında diyebiliriz.
Birleşik Arap Emirlikleri'ne karşı saldırılara baktığımız zaman ise ABD üsleri ve Dubai gibi turistik yerlerin yanında İran saldırıları Amazon Web Services veri merkezini de hedef aldı. Özellikle Amazon'un BAE için önemli olduğunu belirtmemiz gerekli zira bu ülkenin dijital dönüşümü adına kritik öneme sahip ve ülke ekonomisinde önemli bir noktada bulunan bir şirket Amazon 5 milyar dolar yatırımını doğrudan Birleşik Arap Emirlikleri'ne taşıyarak önemli bir yatırımda bulunmuştu. Bu saldırıların devamı demek bu tür yatırımların Körfez bölgesinde azalması da demek olacaktır.
İran'ın en önemli kozu ise şüphesiz Hürmüz Boğazında kontroldür diyebilirim. Hürmüz Boğazı en kritik enerji geçiş rotalarından biri olması küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin bu bölgeden geçmesi deniz yoluyla taşınan doğalgazın ise önemli bölümünün buradan taşınıyor olması bölgede en kritik konu. ABD ve İsrail'in İran'a operasyonu ve Dini Lider Hamaney'in öldürülmesi sonrasında İran'ın bu bölgede daha sert oynamasını bekleyebiliriz. Özellikle rejim değişikliğinin ABD tarafından dile getirilmesi İran'da rejimi doğrudan her şeyi yapabilecek noktaya getirecek bir çerçeve çizecektir. Devrim Muhafızları özellikle İran'ın Körfez'de enerji noktalarını hedef alması sonrasında Hürmüz'den geçen petrol gemilerini doğrudan hedef almaya başladı ve kontrolleri sıkılaştırdı. Devrim Muhafızları son gelişmeler ele alındığında burada geçmeye çalışan her gemiyi vurmaya çalışacaktır. Bu da Hürmüz Boğazının kapanması demek bunun sonucuna doğrudan bakarsak Boğazdan her gün geçen 15 milyon varil ham petrol geçemeyecek ve küresel arz büyük oranda tehlikeye girecek diyebilirim. İran'ın bu hamlesi en büyük kozu olduğu içinde bunu sert bir şekilde ele alacağını düşünüyorum ilaveten bu süreç petrol fiyatlarında aşırı yükselmelere sebebiyet verecektir. Bu durum ise yeni bir enerji savaşının doğması demek olacak zira enerji arzı ekonomiler için en önemli şeylerden biri ve İran'ın amacı da rejimi kurtarmak adına dayanabilmek ve bu çerçevede de bölge ülkelerini sürekli rahatsız ederek savaşı önleme diplomasisi başlatmalarını sağlamak ayrıca Avrupa'da hissedilecek enerji krizinde Avrupa Birliği'nin enerji krizi karşısında savaşı engellemeye çalışmasını sağlamaya yönelik olabilir.
İran büyük ölçüde Körfez'de saldırılarına devam edecektir. İran'ın amacı bu ülkelerde bu saldırıları durdurmak adına bir diplomasi başlatılabilmesi olabilir. Fakat Körfez ülkeleri bu saldırılara doğrudan karşılık verirse bölgesel bir savaşın başlaması ve daha büyük krizlerin beraberinde sürüklenmesi demek olacaktır.
Mustafa Metin Kaşlılar/TİMETÜRK