GRÖNLAND: TRANSATLANTİK ÇATLAK
Avrupa'da ve tabii ki Amerika Birleşik Devletleri'nde bu dönemde en çok konuşulan ve güvenlik alanından NATO'nun geleceğine dair çatlakların birleşim noktası olan Grönland bugün büyük bir sorunun ve müttefiklerin arasındaki en büyük çatlağı açan ada konumunda.
Bilindiği üzere ABD Başkanlık seçimleri sonrası Donald Trump'ın zaferi Grönland'ı ABD için tekrar merkeze çeken gündemlerden biri konumunda özellikle Donald Trump'ın Grönland konusundaki ısrarı Avrupalı müttefikleri ile derin güven sorunlarına sebebiyet verirken özellikle Rusya tarafı bu çatlağı en iyi değerlendiren konumda yer alıyor diyebilirim zira Rusya'nın amacı Avrupa Birliği içinde çatlak yaratırken Trump'ın bu tavrı NATO içerisinde de ciddi çatlaklar açıyor.
ABD özellikle Donald Trump'ın ABD Başkanı olarak seçilmesinin ardından “Önce Amerika” doktrini ile ilerliyor. Bu doktrin özellikle Ulusal Güvenlik Stratejilerine de doğrudan yansıdı ABD Batı Yarımküreyi nüfus alanı olarak belirledi. Bu şu demek ABD özellikle bu bölgede Çin etkisi ya da Rus etkisi asla istemiyor ve bunun yaşanması durumunda ise güç kullanmayı tercih ediyor. Venezuela bunun ilk örneği olarak görülebilir Venezuela sadece petrol açısından değil bu ülkedeki Çin ve Rus etkisini kırarak bölgeyi ABD lehine çevirme projesi olarak değerlendirilmelidir. Trump'ın Latin Amerika'da Kolombiya, Meksika ve Küba gibi devletleri de tehdit etmesi bunun ikinci aşamasıdır. Grönland ise bu stratejinin diğer bir stratejik alanı diyebilirim.
Grönland, ABD stratejilerinde Donald Trump ile gelmiş bir konu değil ABD'nin tarihinde sürekli ismi geçen bir bölge. ABD 19.yüzyılda Grönland'ın balıkçılık ve maden kaynakları nedeniyle satın alınmasını düşünmüştür bu Grönland'a ilk bakış açısı diyebiliriz. İkinci Dünya Savaşı'nda ise Nazilerin Danimarka'yı işgal etmesi sonrasında ABD Grönland'a askeri çıkardı burada bir sahipleniş olsa da amaç Grönland'ı Nazilerden korumaktı. Aynı zamanda bu dönemde lojistik açıdan önemli bir merkez özelliği de kazanmıştır. Soğuk Savaş döneminde ise ABD Başkanı Truman Grönland'ı 100 milyon dolara satın almak istedi bu teklif reddedildi fakat ABD burada Thule Hava Üssü kurarak burayı SSCB'den gelebilecek nükleer füzelere karşı erken uyarı sistemi olarak kullandı.
Bugüne baktığımızda bölgede Çin etkisini kırmak amacıyla ABD bu adayı satın almak istiyor ve yukarıda bahsettiğim gibi amaç hem ABD güvenliğini sağlamak zira burada daha fazla ABD askeri daha fazla caydırıcılık demek olacak hem de yüksek teknoloji silahları için muhteşem rezervler barındırması ABD açısından kritik ve bunu Çin'e kaptırmak istemiyor. Eriyen buzullar ile açılan Kuzey Deniz Yolu ise Rusya için kritik ABD bunu Rusya'nın kullanmasını engellemek için de Grönland'ı satın alıp bölgede hem Rusya hem de Çin etkisini bu şekilde kırmayı düşüyor diyebilirim. Bu şunu da gösteriyor ABD Arktik Stratejisi için müttefiklerini bile çiğneyebilir.
Grönland'a bugün bakarsak bilindiği üzere Danimarka Krallığı toprağı bu da yeni bir krizin doğması demek zira Trump'ın ısrarı bu konuda çok net fakat Danimarka ve Avrupa Birliği içerisinde bulunan belirli ülkelerde karşı duruş için şu an net duruyor diyebiliriz. Bu doğrudan NATO içinde bir kriz ve Avrupa Birliği'nin küçük bir tavizi olursa da birlik içerisinde bir çatırdama yaratabilir.
Trump'ın bu konuda inadını anlamak için şu açıdan da bakmamız gerekli Danimarka ve Grönland Dışişleri Bakanları ABD'yi ikna edemedi şu an ABD için “eşitlik ilkesi” ya da “egemenlik hakları” sadece birer sözden ibaret olduğu net olarak anlaşıldı ki bunu Venezuela'da zaten görmüştük. Almanya, İngiltere, Fransa, Norveç, Hollanda ve Finlandiya Grönland'a sembolik asker gönderimleri yaptı ve Avrupa Tatbikatı gerçekleştirdi. Avrupa'nın sembolik asker gönderimlerini şöyle okumak gerekli aslında asker gönderen Avrupa ülkeleri siyasi ve diplomatik bir mesaj veriyor ve ortak bir duruş sağlıyor. ABD buna cevap olarak asker gönderen ülkelere gümrük vergisi uygulama kararı aldı. Bu çatlağın devam süreci aslında ve daha da derinleşecek gibi durmaktadır.
Avrupa hali hazırda zaten bir kaos içerisinde zira Rusya'ya karşı bir savaş veriyor. Trump'ın bu hamlesi hem NATO'yu zayıflatıyor hem de Avrupa ülkelerinin konsantrasyonunu Ukrayna'dan çekiyor. Bu Rusya için paha biçilemez bir gelişme zira hali hazırda Rusya Avrupa ülkelerinde aşırı sağ partileri fonlayarak Avrupa içerisinde bir kırılganlık ve tepki doğurmak bu sayede de kaosu tetiklemeye çalışırken Trump'ın bu hamlesi ve kırılma yaratması Avrupa'nın Rusya'ya karşı direncini daha fazla kırıyor. Bu süreç Avrupa'nın askerî açıdan daha bağımsız olmasını gerektiğini kanıtlayan Ukrayna'dan sonra ikinci bir hamle oldu. Avrupa bundan sonrası için özellikle ABD'ye karşı herhangi bir taviz içerisine girerse Avrupa için daha büyük sorunlar kapıda olacaktır fakat ABD'ye karşı Grönland'ın toprak bütünlüğünü savunma ise Transatlantik ilişkilerin kırılması manasına gelebilir. Trump'ın ajandasında ortak bir nokta olmayacaktır.
Almanya'nın özellikle Gümrük Tarifelerinin arttırılması noktasında askerlerini geri çekmesi gündemi söz konusu ilaveten Avrupa Birliği ABD ile ticaret anlaşmasını onaylamayacağını da belirtti bu şu demek ABD ürünlerine sıfır gümrük vergisi uygulanması olmayacak en azından şu an. Bu askeri iletişim kopukluğunun yanında ticari bir kopukluğunda sonuç olarak yansıması olacaktır.
Mustafa Metin KAŞLILAR \ Timeturk