Dolar

44,3439

Euro

51,5534

Altın

6.291,54

Bist

13.168,16

Trump'ın retoriği ve Hürmüz çıkmazı: Savaş ve piyasa denklemi

2 Saat Önce Güncellendi

2026-03-24 00:03:02

Mustafa Metin Kaşlılar

28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail ortak operasyonu ile İran'a saldırı gerçekleştirildi ve hedef İran'da rejim değişikliği olarak ilan edildi. Son döneme baktığımızda ise İran'da bir rejim değişikliği oldukça uzak dururken İsrail'in MOSSAD eliyle İran'da gerçekleştirmek istediği halk ayaklanması da istenilen sonuca ulaşmadı. ABD'de özellikle İsrail'in bu sözde hazırlığı ile savaşa girse de şu an bir çıkmazın içinde kalmış durumda ve Donald Trump söylemlerini her geçen gün değiştirmeye devam ediyor.

Genel tabloya baktığımızda ABD'nin ilk sorun yaşadığı durum maliyet oluyor zira İran oldukça asimetrik bir şekilde bir strateji izlemeye devam ediyor. İran'ın kullandığı her bir silah ABD ve İsrail sistemlerini bir doygunluğa ulaştırmakta ve savunma gücünü kırmakta bu savunma gücü aynı zamanda milyarlarca dolar seviyesine çıkmakta bu sürdürülebilir değil. Bu noktada ABD ucuza mal edilen İHA'lar üretmeye başlamış olsa da kısa vadede toplam maliyetten kaçması oldukça zor. İkinci sorun Hürmüz Boğazının kapalı olması İran elindeki bu kozu kısa vadede kullandı ve dünyada bir petrol krizi oluşmasına doğrudan neden oldu. Bu süreçte özellikle ABD Müttefik ülkelerin de doğrudan Hürmüz Boğazının açılmasına katkı sunmasını talep etse de bu gerçekleşmedi zira bu savaşın ABD'nin savaşı olduğu şeklinde bir bakış açısı söz konusu bu çerçevede Trump NATO'ya karşı adeta ateş püskürdü. Donald Trump'ın söylemlerine savaş başından bu yana bakarsak kısa vadede zafer ilan etme ve İran'ı tamamen bitirme üzerine kurulu bir söz kullanırken bugün petrolde yükselen fiyatları aşağı çekebilmek adına İran ile görüşüldüğünü görüşmelerin iyi gittiğini belirtmesi gelinen noktayı gösteriyor. İran'a Hürmüz'ün açılması için 48 saat süre verilmesi ve İran'ın enerji hatlarının tamamen yok edileceğini vurgulaması ve ardından 5 günlük bir saldırı erteleme kararı vermesi süreci de savaş süresince Donald Trump'ın uyguladığı retoriğinin en son halkası oldu. Trump bu şekilde bir söylem kullanımını özellikle Çin'e karşı gümrük tarife arttırımları sırasında da bolca kullanıyordu. Bu sayede piyasadaki hareketliliği istediği yöne çekebiliyor ve ABD borsasına istediği yolu çizebiliyor. Söylemi bir yönlendirme olarak kullanıyor bu özellikle Trump'ın realitesi. Bu yüzden Donald Trump'ın söylemleri daha çok savaş içeriğinden ziyade piyasa yönlendirmesi ile doğrudan bağlantılı diyebilirim.

Savaşın durumuna ve gidişatına odaklandığımız zaman ise İran direnmeye devam ediyor ve Hürmüz Boğazı üzerinde hala mutlak kontrolü sağlıyor. Bu daha önceki analizimde belirttiğim gibi tanker maliyetleri, lojistik maliyetleri ve sigorta maliyetlerini oldukça yukarıda tutuyor. Ayrıca İran İsrail üzerinde de yıkıcı darbeler aldırmaya başladı zira İsrail savunma sistemleri bir doygunluğa ulaşmış noktada ABD'nin askeri yardımı son dönemde büyük oranda gerekli gibi duruyor ki bu noktada 151 milyon dolarlık bir acil yardım paketi onayladı. Donald Trump ayrıca savaşı finanse edebilmek adına Kongre üzerinden değil bakanlıkların bütçelerini kısmaya başlamış durumda sağlık, barınma ve sivil departmanlarda kesintiler oluşturmaya başladı ve buradan gelecek tasarruf planlarının savaşı finanse etmesi için kullanılması kesin bu da Trump'ı siyasi olarak zora sokacak bir detay olacaktır. Özellikle İran'da enerji noktalarının hedef alınması planladıktan sonra İran'ın buna karşı cevabı da sert olabilir bu yüzden Trump 5 günlük saldırı erteleme kararı aldı. İran özellikle Kızıldeniz üzerinden geçen gemileri de sert şekilde hedef alırsa bu saldırılar sonrasında bölgedeki ticari yollarda ABD üstünlüğü kaybetme noktasına gelebilir bu da ABD'nin İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana deniz üstünlüğünü sona erdirebilir.

Savaşın diğer noktasında ise en çok zararı gören şüphesiz Körfez ülkeleri oldu. Bu savaşta hem ABD korumacılığını hissedemediler hem de kaynaklarını kaybediyorlar. Özellikle İran'ın enerji noktalarına kesintisiz saldırıları Körfez ülkelerinde ciddi bir baskının oluşmasına ve bölgede enerji krizini daha da arttıran gelişmeleri beraberinde getirmesini neden oldu. Körfezde en çok çekinilen konu İran'ın deniz suyu arıtım tesislerini hedef alması olacaktır zira bu saldırılar olursa Körfez'in su kaynakları büyük risk altına girmiş olacak. Bilindiği üzere İran ABD'nin Keşm Adası üzerinde yer alan bir su arıtma tesisini vurmakla suçladıktan sonra Körfez'de özellikle Bahreyn ve Dubai'deki su arıtma tesislerine İran İHA'ları isabet etti. Bu İran'ın misilleme kapasitesi açısından kritik nokta su güvenliği açısından ise kritik olan Körfez ülkeleri bu tesislere neredeyse tamamen bağımlı buraların hedef alınması Körfez ülkelerinde ciddi su kıtlıkları oluşmasını da tetikleyebilir. Ayrıca bu tesisler direkt deniz kenarında ve açık hedef olması sebebiyle de korunması çok zor tesisler olduklarını belirtmemiz gerekli. Körfez ülkeleri hali hazırda İran'ın ABD tarafından sert bir şekilde vurulmasını istiyor zira kendilerini tehdit edemeyecek ticaretlerine doğrudan müdahale edemeyecek ve Hürmüz'ü kapatamayacak zayıf bir İran talebi söz konusu bu noktada tehlike Körfez ülkelerinin İran' askeri karşılık vermesi zira bu bölgesel bir yayılım halini alacaktır.

Savaş ABD'nin beklediğinden ve planladığından daha uzun sürecek zira İran'da istenen halk ayaklanması başarılamadı ve hatta halkta kenetlenme duygusu tekrar oluşmuş durumda. ABD'nin artık önceliği İran'da rejimi düşürmek değil Hürmüz Boğazının tekrar açılması bu yüzden bu noktada saldırılar artacaktır. Trump'ın ikilemi petrol piyasasını yönetebilmek ve enerji tesislerini doğrudan hedef almamak üzerine kurulmuştu fakat bu retorik işleyemeyebilir zira Trump İran'da enerji tesislerini hedef alırsa İran karşı misilleme saldırılar ile İsrail'de Hayfa petrol tesislerini, Nükleer Tesisleri ve Körfez'de petrol üretim tesislerini hedef almaya devam eder bu da petrol fiyatlarının yukarı hızlı şekilde tırmanması demek olacaktır. Trump bu noktada kritik bir cümle kullandı ve Boğaz'ın ortak yönetiminden bahsetti. Bu savaşın gidişatı açısından kritik bir söylem Trump'ın ortak yönetimde “Ben ve Ayetullah, Ayetullah kimse, bir sonraki Ayetullah kim olacaksa” söylemi bir kart yani çıkış stratejisi fakat İran'da rejimin bunu kabul etmesi mümkün değil bu sebebiyetle Trump'ın bu hayalinin gerçekleşmesi için rejimin kökeninin değişmesi ve öncelikle Hürmüz'ün açılabilmesi gerekiyor.

Ayrıca diğer bir kritik nokta ABD'nin İran petrolüne yaptırımları kaldırması oldu diyebilirim. Daha doğrusu yaptırımlar esnetildi bunun sebebi petrol fiyatlarının aşağı yöne çekilmek istenmesi. Trump'ın bu stratejisi özellikle ara seçimler öncesinde kendisine kredi sağlamak adına dizayn edildi zira ABD'de petrol fiyatları yukarı seviyede tırmanışa devam ediyor. Fakat ABD'nin bu hamlesinde şöyle bir sorun söz konusu İran bu petrol satışından kar elde edecek ve ABD ve İsrail'e karşı savaşı finanse edebilecek. ABD Hazine Bakanı Bessent İran'ın bu gelire erişimi kısıtlı olacak dedi fakat petrolün Çin'e gitmesi ve ödeme olarak Çin Yuanı kabul edilmesi ödemelerin İran'ın kasasına gitme ihtimalini arttıran gelişme. Bu ABD'nin bir planlanma hatasının getirdiği bir sonuç diyebiliriz. Bu 30 günlük muafiyet içerisinde 140 milyon varil petrolün piyasaya girmesi öngörülüyor bu Asya pazarında ne kadar etkili olacak bir belirsizlik söz konusu olsa da İran'a rahat nefes aldıracağı kesin. Daha önce ABD Rus petrolüne de muafiyetler uygulamıştı fakat bu Avrupalı müttefikleri tarafından bolca eleştirildi ve Rus ekonomisine bir can suyu olmasına net gözüyle bakılıyor diyebilirim.

Savaşın ABD ve İsrail açısından bir planlama hatası olduğuna net gözüyle bakabiliriz zira ABD planlamalarında 2-3 hafta gibi bir süreç içerisinde İran'da değişimin gerçekleşeceği üzerine kurgulanma söz konusuydu. İsrail özellikle İran'a saldırı öncesinde İran'da bir halk ayaklanmasının tetiklemesini beklemişti ve planlamıştı fakat burada da istenilen planlar yapılamamış gibi duruyor. İsrail'in bu dönemde en büyük çekincesi şüphesiz ABD'nin savaştan çekilmesi olacaktır ki planlamaların dışında ABD'nin bunu yapma ihtimali her zaman söz konusu bu İsrail'i bölgede yalnız bırakır ve İran operasyonu tamamen başarısızlıkla sonuçlanır. Önemli olan İran'ın pozisyonu olur zira Hürmüz'ün açılması için belirli şartlar ortaya koyacaktır bu özellikle zararların tazmin edilmesi ve İran'a karşı saldırıların tekrarlanmaması üzerine istekler. Bu sebebiyetle savaş pozisyonları her an değişime hazır bulunabilir. Özellikle piyasaların hızlı şekilde tıkanması ABD'ye geri adım attırabiliyor petrol muafiyetleri noktası gibi bu sebebiyetle arka kapı görüşmeleri de sürpriz olmayabilir.

Mustafa Metin Kaşlılar/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Isparta'ya şehit ateşi düştü

Haber Ara