Dolar

44,0642

Euro

51,0976

Altın

7.217,72

Bist

12.702,00

İran'da olasılıklar ve riskler

21 Saat Önce Güncellendi

2026-03-09 00:06:07

Mustafa Metin Kaşlılar

Dünyada kendisini git gide daha fazla hissettiren bir şiddet sarmalı söz konusu ve bu hemen her yere yayılım gösteriyor. Ortadoğu bu noktada en büyük ateş çemberlerinden biriydi ve ABD-İsrail ortaklığı bu ateş çemberini tekrar bölgeye yaymış durumda. Özellikle ABD-İran arasında gerçekleştirilen müzakerelerin bir sonuca varamaması sonrasında ABD “Destansı Öfke” operasyonu ile İsrail ortaklığında İran'a 28 Şubat tarihinde hava saldırılarını başlattı.

Bu saldırıların farkına baktığımızda ABD'nin doğrudan müdahil olduğunu görüyoruz ve en önemlisi hem ABD'de hem de İsrail'de İran'da bir rejim değişikliği retoriği söz konusu işte bu tam olarak savaşın gidişatını da değiştirecek bir cümle.

ABD müzakere dönemleri de dahil olmak üzere İran' ekonomik baskı üzerinde durarak yıpratmaya çalışıp bölgede İsrail'i askeri olarak destekleyerek süreci yöneten taraftaydı. Fakat bu dönemde bu değişti ve ABD saldırılara doğrudan müdahil oldu. Bugün ABD'nin planı hava saldırılarıyla rejimi zayıflatmak ve İran'da muhalif gruplar eliyle de rejimi tamamen değiştirmek üzerine kuruldu fakat bu planının üzerinde zorluklar söz konusu

Bu noktada İran'da olasılıklara baktığımızda İran'ın bu hava saldırısına cevabına bakmamız gerekli ilk aşamada doğrudan İsrail'e saldırılar ardından bölge ülkelerinde stratejik noktalara saldırı şeklinde bir cevap verdi ve bunu hala uyguluyor İran bölge ülkelerine güvende olmadıklarını ve ABD'nin onları korumadığını gösterme politikası uyguluyor. Bugün baktığımızda özellikle Körfez ülkeleri büyük saldırı altında ve bu bölgede karşılık riskini doğuruyor. Bu karşılık riski bölgede bir tam ölçekli savaşı tetikleyebilecek noktada olma riski taşıyor diyebilirim. İkincisi ve en önemlisi Hürmüz Boğazı İran bu kozunu erkenden sahaya sürdü zira ABD ve İsrail'in hedefi doğrudan rejim olduğu için tüm imkanlarını seferber ediyor. Hürmüz Boğazının kapatılması özellikle bir enerji krizinin temel noktası konumunda ve Hürmüz'den geçen tüm gemilere doğrudan saldırı söz konusu bu durumda büyük ölçekli bir enerji krizine davetiye çıkarıyor ilaveten Körfez ülkelerindeki enerji tesislerinin hedef alınması da bu doğrultuda belirlenen strateji içerisinde İran'ın amacı özellikle enerji krizini tetikleyip savaşı durdurma noktasında kendi lehine çevirmek üzerine kurulu. Bu savaşın şu an ki aşaması boyutunda diyebiliriz.

Tehlikeli noktalardan biri ise Irak kara sınırından grupların İran'a girme tehlikesi özellikle İsrail son dönemde İran'ın batısına doğrudan hava saldırılarını arttırdı. Bu Irak içindeki grupların İran'a geçişini kolaylaştırmak üzerine uygulanan bir plan İran Irak üzerinde saldırılarını bu yüzden yüksek seviyede arttırmış durumda diyebilirim. ABD Başkanı Trump bu grupların İran'a geçişini destekleyeceğini belirtmesi ise kritik nokta zira Irak bu konudan dolayı büyük zarar görüyor zira Irak'ta vurulan stratejik noktalar arasında enerji rafineleri de söz konusu ve Irak'ın son dönemde Bercisiye petrol bölgesinin vurulması ile de petrol üretimini oldukça düşürmüş durumda. Bu noktada şu da kritik ABD hava saldırılarıyla rejimi düşüremezse bir kara harekâtı planlaması zorunlu olacaktır bunu bölgedeki milis gruplar ve muhalifler üzerinden denemesi bölgeyi senelerce sürecek bir savaşın içine atar diğer ihtimalde ise ABD askerlerini doğrudan İran'a gönderebilir fakat bu da Donald Trump'ın iç kamuoyunda büyük zarar görmesini sağlar. Kara harekâtı planlaması şu an düşünülmüyor fakat bu ihtimalde diğer bir sorun ABD için İran'da hapsolmak olacaktır. İran'ın kara savunma gücü sistematik olarak daha farklı İran özellikle Devrim Muhafızları çerçevesinde otonom birimler halinde ayrılmış durumda yani merkez vurulsa dahi bu birlikler merkezden emir almadan savaşı kendisi sürdürebilme yetkisine sahipler ve bu birimlerin tek tek hepsine ait lojistik depoları var bu da karada İran'ın savaşı senelerce sürdürebilmesi ve karşı tarafa büyük zararlar verebilmesi demektir. Bu durum sadece ABD ordusu için değil İran'a sürülebilecek diğer gruplarında başarısız olma durumunun yüksek olduğunu gösteriyor.

ABD ayrıca rejim noktasında İran'ın liderinin ABD Başkanı tarafından seçilmesini istiyor buna en yakın örnek Venezuela örneği. Bu durumda İran'da yine iç savaşlara sebebiyet verecek bir durum zira Devrim Muhafızları doğrudan İran'da yönetimin ve İran ekonomisinin bel kemiği bu sebeple ABD'nin seçeceği bir İran lideri İran'ı yönetmeyecek sadece savaşacak demektir. Bu da ABD'nin bölgede istediğini alamaması demek olacaktır. Ayrıca İran'da yönetim mekanizması dışında da rejime doğrudan bağlı sivil gruplar söz konusu bu da İran'ın rejimin değiştirilmesi noktasında önlemlerini seneler önce aldığını göstermekte. Bu noktada İran vatandaşlarının ülke dışına çıkmasını da tamamen yasaklamış durumda bu bir iç direniş merkezi oluşturma çabası olarak da görülebilir. İran bu noktada Afganistan, Irak ve Suriye'den dış müdahale anlamında büyük dersler çıkarmış olabilir bu çerçevede bir yıpratma savaşı uygulaması söz konusu olmaya devam edecektir hele ki rejimin güvenliği bugün ki gibi tehlikedeyse.

İsrail'e baktığımızda ise 7 Ekim 2023 sonrasından bugüne amacı bölgede İran rejimine ait grupları zayıflatma ve yok etmek üzerine bir planlama kurguladığını görebiliriz. Bu 2023 tarihinden bu yana geçen sürede oldukça sert askeri operasyonlarla yapılmaya çalışıldı ve İran'a uzanan Şii hattı yok edilemese de zayıflatılmış durumda fakat bu noktada İran'a yapılan hava saldırıları sonrasında İran rejimine bağlı gruplar tekrar harekete geçti ancak zayıfladıklarını net biçimde görebiliyoruz. İsrail için İran bu adımlar sonrasında son kale ve rejim değişikliği tüm çevreyi etkileyebilir gözüyle bakıyor fakat İran'da istenen rejim değişikliği sonrasında İran rejimine bağlı grupların yeni İran yönetimine mesafeli olacağını belirtmemiz gerekli fakat düşünülen finansmanın kesilmesi zira bu finansmanın kesilmesi demek bölgedeki vekil güçlerin daha da zayıflaması demek olacaktır. İsrail'de İran'a hava saldırıları sonrasında kendi iç dinamiklerinde sarsıntı yaşayan ülkelerden biri İran saldırıları İsrail'de stratejik noktaları hedef almaya devam ediyor son olarak İran Devrim Muhafızları Hayfa Petrol Rafinerisini hedef aldı. Bu saldırı özellikle İsrail'in Tahran'daki petrol rafinelerini hedef alması sonrasında misilleme olarak görülebilir. Bu dönemde üzerinde sürekli durulması gereken konu savaşların karşılıklı enerji hatlarına kaydığını net gösteriyor bunu Rusya'da büyük oranda kullanırken Ortadoğu'da da etkili bir yöntem haline gelmiş durumda diyebiliriz zira bu saldırılar doğrudan ekonomik can damarlarını hedef alma noktasında bire bir strateji olarak görülüyor ve yıpratma savaşının öncüllerinden biri.

İran enerji kozunu tamamen kullanmaya başlamış durumda Hürmüz üzerindeki etkisini hızlıca kullandı. Bu noktada Donald Trump boğaza girişlerde ABD savaş gemilerinin tankerlere eşlik etmesini önermişti bu ABD'nin savaş gemilerinin doğrudan hedef altına alınması demek olacağı için riskli bir nokta ve ABD'nin prestij kaybı demek olacaktır o yüzden petrol fiyatlarında yukarı ivmelenme daha sürecektir diyebilirim. Ayrıca ABD savaş boyunca yoğun ve pahalı askeri ekipmanlar kullandı bunun maliyeti ise oldukça yüksek savaşın daha da uzayacağını düşünerek yeni bir askeri planlamada bulundu bu kapsamda İran asimetrik bir savaş yürüterek Patriotları tüketmeye başlamıştı zira İran'ın kullandığı 20 bin dolarlık İHA'lar 4 milyon dolar değerindeki Patriotları adeta tüketiyor diyebiliriz. ABD bu çerçevede Ukrayna ile İHA noktasında bir çalışma yürüterek ucuz ekipmana ulaşabilecek ilaveten kendi üretimlerini de hızlandırıyor ve mümkün mertebe en ucuz haliyle üretmiş olacak. Bu savaşın daha da uzayabileceği bir noktaya işaret ediyor. ABD'nin yakın zamanda nükleer tesislere de saldırıları olacağı noktasında da net görüşler olduğunu söyleyebiliriz.

İran'da olasılıklar çok çeşitli olsa da İran bunu savaşı belirli bir kümede sürdürebilecek seviyede olduğunu göstermiş oldu. Rejim değişikliği retoriği İran'da sonuna kadar savaşma pratiğini getirmiş oldu zira bu rejim içerisinde çıkarı olan binlerce komutan ve üst düzey bürokrat söz konusu bu noktada haklarını teslim etmemeye çalışacaklar ve İran için dayanma kapasitesini bu durum daha fazla arttıracaktır. İlaveten ABD noktasında baktığımızda Trump yönetimimin ciddi bir sınavdan geçtiğini söylemek gerekli son dönemde artan ve Trump yönetiminin tamamına yönlenmiş olan suçlamalar hızlanmış durumda bu durum sonrasında İran'dan zaferle çıkmak isteyeceği kesin zaten tersi ihtimali koltuğu içinde büyük bir sorun yaratabilir. İsrail'de ise Netanyahu hükûmeti yolsuzluk davalarını tekrar gündeme getirmemek adına savaşı senelerdir sürdürüyor siyasi bekasını doğrudan savaşın devamına endekslemiş durumda ve iç kamuoyunda Netanyahu hükümetinin karşılığı kalmadı diyebilirim bu noktada İsrail için savaşın devamı “kaçınılmaz” duruyor. Bu durum İran özelinde sadece rejim ile alakalı değil ABD ve İsrail kamuoylarının da direncini kırmak üzerine bir yöntem diyebiliriz. Bu noktada diğer önemli konu ise bölge ülkelerinin savaşa çekilmek istenmesi bu savaşa bölge ülkelerinin dahil olmaması büyük öneme sahip ve arabuluculuk çalışmaları için çalışmalar hızlandırılarak süreç bu şekilde ele alınmalı fakat bu dönemde bunun da çok zor olduğunu belirtmemiz gerekli diyebilirim. Diğer yandan Rusya'nın İran'a istihbarat sağlaması da önemli bir konu bu özellikle İran'ın hedeflerini daha nokta atışı kapsamına alabilir Çin'in ise özellikle enerji noktasında İran'a oldukça ihtiyacı söz konusu bu çerçevede girişimlerde bulunması söz konusu olacaktır özellikle bölgedeki arabuluculuk noktasında.

Mustafa Metin KAŞLILAR/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Adana'da gökyüzünden yanan cisim düştü

Haber Ara