Eğitim, bir insanlaşma sürecidir. İnsan “beşer” olarak dünyaya gelince beşerlikten insanlığa geçiş başlar. İnsanlığa geçiş veya insanlaşma ancak eğitimle olur.
İnsanlaşmak için eğitim gereklidir veya eğitimin beşeri insanlaştırması gerekir. İnsanlaşma yoksa eğitim de yoktur. İnsanlaşmanın sonu olmadığı için eğitimin de sonu yoktur. Kamil insan olmak öyle kolay bir süreç değildir.
Yoksulluk, işsizlik, çocuk istismarı, suç ve şiddet sorunları, engellilik sorunları, uyuşturucu madde bağımlılığı, terör olayları, açlık, çevre ve sağlık sorunları...
Toplumuzda gittikçe yaygınlaşan bu sorunlar doğrudan insanlaşma süreci ile ilgilidir. Bir başka ifade ile bu sorunların kaynağı eğitimdir, uygulanan eğitim sistemidir.
Pedagoji: Manastır Modeli
Eğitimciler bu insanlaşma sürecini pedagoji ile başlatırlar. Pedagoji çocuk eğitimi anlamına gelir. Tarih boyunca toplumlar, çocukları eğitmenin yollarını aramıştır. Çocukların istendik yönde davranış geliştirmeleri pedagoji ile sağlanmıştır. Davranıştan ötesini de önemsememişler zaten.
Ülkemizde baskın öğretim biçimi didaktik, geleneksel veya öğretmen merkezli yaklaşımlar olarak bilinen pedagojidir. Pedagojik öğretim modelinin temeli Orta Çağ Avrupa'sındaki manastır okullarındaki eğitime dayanmaktadır. Orta Çağ'da küçük erkek çocuklara manastırlarda rahipler tarafından eğitim verilirdi.
Rahipler tarafından verilen bu eğitimin amacı, manastır eğitimine kabul edilen bu çocukların kilisenin itaatkâr, sadık ve verimli hizmetkârları olmalarını sağlamak idi. Uzak doğuda tapınaklarda rahip yetiştirmek için de kullanılan bu model daha sonra Avrupa'daki laik okullara da yayıldı. Bizim ülkemizde de egemen olan bu model baskın model olmaya devam ediyor.
Pedagojik modelde, öğretmen neyin öğrenileceği, nasıl öğrenileceği, ne zaman öğrenileceği ve materyalin öğrenilip öğrenilmediği konusunda karar verme sorumluluğunun tamamına sahiptir.
Elbette çocuklara ne istedikleri sorulmaz. Toplumu temsil eden öğretmenin çocuktan ne istediği önemlidir. Ağaç yaş iken eğilir. Çocuklukta verilen öğretimin amacı istendik yönde davranış değiştirmek ve bu davranışları alışkanlık haline getirmektir. Bu nedenle pedagojide özne öğretmen iken nesne çocuktur.
Pedagoji, öğretmen merkezlidir. Modelin doğası gereği öğrenci, öğretmenin talimatlarına itaat etmeyi, boyun eğmeyi öğrenir. Öğrencilerin yalnızca öğretmenin öğrettiği şeyleri bilmeleri veya ezberlemeleri gerekir.
Pedagoji Sorunları
İçinde yaşadığımız yüzyılda artık öğretmen merkezli bir eğitim anlayışından öğrenci merkezli bir eğitim anlayışına geçildiği söylenmektedir. Bu şu anlama gelir: artık öğretim değil öğrenme önceliklidir.
Bir de Maarif Modelinin temelindeki yapılandırmacı yaklaşımı dikkate alırsak pedagoji ile bu yaklaşımı uygun düşer mi?
Çocukların kendi istedikleri yönde değil de dışarıdaki otoritenin istediği yönde davranış değiştirmesi, alışkanlık oluşturması yapılandırmacı yaklaşımla ne kadar uyumlu?
Her çocuk biricik ise, her çocuğun ilgi, ihtiyaç, ruhsal ve mental gelişimleri birbirinden farklı ise neden çocuklara hala didaktik pedagoji ilkeleri uygulanıyor?
Öğrenme hayat boyu sürecekse ve insanlaşma süreci devam edecekse, neden merkezi müfredat uygulanıyor?
Önemli olan öğrenme ise öğrenmeyi neden sadece okullara hapsetme konusunda ısrar devam ediyor?
Sosyal öğrenmenin, gizil öğrenmenin, etkileşimli öğrenmenin, kendi kendine öğrenmenin okulda gerçekleşen öğrenme ile karşılaştırıldığında okuldan çok daha fazla ve etkili olduğunu görmüyor muyuz?
Oy kullanma, seçme ve seçilme yaşına ulaşmış üniversite öğrencilerinin bile hala geleneksel pedagoji ilkelerine göre öğretime tabi tutulduğu gerçeği ile neden yüzleşmiyoruz?
Böyle Gitmez!
Pedagoji ile Asım'ın Nesli yetişmedi, yetişmez ve yetişmeyecek!
Pedagoji ile bir elinde Kur'an, bir elinde bilgisayar olan dindar nesil yetişmedi, yetişmez ve yetişmeyecek!
Pedagoji ile “zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir gençlik” yetişmedi, yetişmez ve yetişmeyecek!
Pedagoji ile akleden, sorgulayan, eleştiren, üst düzey düşünme becerilerine sahip bir nesil yetişmedi, yetişmez ve yetişmeyecek!
Teklif
Maarif Modelinin odaklandığı kavramlar ve değerler pedagoji ile verilemez. İlk adım olarak acilen manastır eğitim modeli olan pedagojiden andragojiye geçiş yapalım! Andragoji uygun değilse yerli ve milli öğrenme modeli geliştirilemez mi?
Unutmayalım! Artık öğrenme var ve dünyaya gelen her kişi öğrenme donanımı ile dünyaya gelir. Okullar, müfredat programları, pedagojik ilkeler ile doğuştan gelen bu donanımı, bu potansiyeli yok etmeyelim!
Türkiye Yüzyılına uygun bir toplum yaratmak için yeni bir insan tasavvuru elzemdir. Pedagoji ile yeni Türkiye Yüzyılına uygun bir insan tasavvuru oluşmaz!
On yıllardır pedagoji ile yetişen kuşaklara bir bakın. Hele son zamanlarda ülkemizin ve toplumumuzun gündemini meşgul eden kişiliksiz, akılsız, iradesiz insan modellerine bakın. Pedagoji ile olan ve olacak olan ancak budur!
Eğitimcinin amacı doğuştan yaratıcı tarafından ker kişiye verilmiş donanım ve potansiyeli açığa çıkarmak ve kişinin önünü açmak olsun. Yaratan veriyor ve biz eğitim sistemi ile yaratanın verdiklerini yok ediyoruz.
İşimiz gücümüz yok etmek, zorlaştırmak, engellemek üzerine düzenekler oluşturmak. Uygulamada olan teste dayalı eğitim sisteminin insanımızda neleri yok ettiğini, zorlaştırdığını, engellediğini bir düşünün! Adeta yaratıcı ile inatlaşıyoruz.
İnsan, Allah'ın bizzat kendi eliyle yaratarak ruhundan nefhettiği, maddî ve manevî organ ve cihazlarını düzgün ve dengeli bir şekilde düzenleyerek en güzel sureti verdiği en değerli ve en şerefli mahlûkdur. Yapmayın!
“Kolaylaştırın zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin!”
Prof. Dr. Mehmet Şahin \ Timeturk