Dolar

43,6598

Euro

51,8792

Altın

7.077,98

Bist

14.180,69

Kölelikten Daha Eski ve Daha Evrensel Ne Var ki?

1 Saat Önce Güncellendi

2026-02-16 00:29:10

Prof. Dr. Mehmet Şahin

Kölelik, bir kişinin ya da kişilerin özgürlüklerinin kısıtlanması ve yasal haklarının kaybı üzerine kuruludur. Farklı kölelik çeşitleri arasında mal mülk köleliği, borç köleliği, zorla çalışma köleliği ve cinsel kölelik gibi türler bulunmaktadır.

Kölelik, dünya genelinde binlerce yıl boyunca çeşitli şekillerde varlığını sürdürmüştür. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1948 yılında insan hakları bildirgesini onaylayarak köleliği insan haklarına aykırı ilan etmiş ve dünya genelinde yasaklanmasını sağlamıştır.

Köleliğin, özellikle tarım ekonomisine sahip medeniyetlerde yoğun bir iş gücü ihtiyacı doğrultusunda ortaya çıktığını söylemek yanlış olmaz. Ayrıca, bazı eski toplumlarda bir güç simgesi olarak da kullanıldığı görülmektedir. Savaşlar sırasında altın gibi ganimetler yanı sıra, kölelerin de mal olarak alınarak zenginlik ve gücün bir sembolü haline geldiği bilinmektedir. Bu dönemde, bir kişinin sahip olduğu köle sayısı ne kadar fazlaysa, o kişi o kadar varlıklı ve nüfuzlu kabul edilirdi.

Kölelik kurumuna, tarih öncesi dönemlerden itibaren birçok medeniyette rastlamak mümkündür. Sümerler, Akadlar, Eski Mısır, Hititler, Fenikeliler, Babilliler ve Hint uygarlıkları, kölelik sistemini barındıran eski toplumlar arasında yer alır. Antik Yunan ve Roma'da kölelik, kurumsal bir sosyal sistem olarak kabul edilmiştir.

Bugünkü İran ve Irak sınırlarında yer alan Mezopotamya ve Sümer medeniyetlerinde kölelikle ilgili bilinen en eski yazılı belge, Hammurabi Kanunlarıdır. Bu kanunlarda şöyle ifade edilmektedir: "Sarayın erkek ya da kadın kölesini veya bir özgür adamın erkek ya da kadın kölesini şehir kapıları dışına çıkaran kişi, idam edilecektir. "

Antik Yunan'da ise ekonomi büyük ölçüde kölelerin çalışmasına bağlıydı. Bu nedenle, Antik Yunan toplumu, dünyadaki ilk köleci toplum olarak değerlendirilir. Burada köleler, toplam nüfusun yaklaşık üçte birini oluşturuyordu ve zengin aristokrat sınıfları tarafından istihdam ediliyordu.

Roma'nın genişlemesiyle beraber kölelik de arttı. İmparatorluğun zirveye ulaştığı dönemlerde, fethedilen topluluklardan oluşan kölelerin nüfusun yaklaşık üçte birini oluşturduğu belirlendi. Bu dönemde, eğlence amaçlı olarak kölelerin kullanılması gladyatör dövüşleri ve büyük genelevlerde yaygınlaşmaya başladı.

Roma toplumu köleler ve efendiler arasında bir hiyerarşi ile şekillenmişti ve uygulanan kurallar her zaman efendilerin yararına olacak şekilde oluşturulmuştu. Kurallara uymayan kölelere uygulanan cezalar oldukça ağırdı. Bir efsaneye göre, bir köle efendisini öldürdüğünde, ceza olarak efendinin evinde çalışan tüm köleler idam edildi. Roma İmparatorluğu'nun zayıflamasıyla birlikte devasa köle pazarları da ortadan kalkmaya başladı.

Mısır, kölelik temeline dayanan bir başka uygarlık olarak ön plana çıkıyordu. Kölelerle efendileri arasındaki ilişki yasalarla belirlenmişti ve köle sahipleri, çocuk köleleri aşırı ağır işlerde çalıştırmamak zorunda idi. Köle ticareti için pazarlar mevcut değildi. Ancak köle alma ve satma işlemleri, devlet yetkililerinin gözetimi altındaydı.

Britanya'da Vikinglerin en büyük köle pazarının Dublin'de olduğu bilinmektedir. Ayrıca Bristol'de de köle piyasası oldukça gelişmişti. Kölelerin büyük kısmı, esirler, savaşta elde edilen ganimetler ya da baskınlar sırasında ele geçirilen kişilerden oluşmaktaydı. Vikinglere ait yazılı belgelere rastlanmamış olsa da, kaynaklara göre kölelerin hiçbir hukuki hakkı yoktu ve sığırlarla aynı muameleye tabi tutuluyorlardı. Eğlence veya ritüel amaçlı olarak keyfi olarak öldürülmekteydiler.

Birçok kölenin kafası kesilmekte ve hamile köleler, pazarlarda daha yüksek fiyatlara satılmaktaydı. Bu sebeple kadın kölelere sık sık cinsel saldırıya uğratılıyor ve hamile kalmaları sağlanıyordu. 13. Yüzyıla geldiğimizde, köleliğin eski tanımı Britanya Adaları'nda tamamen ortadan kalkmıştı. Fakat köleliğin tamamen sona erdiğinden bahsetmek doğru değildir. Eski tanımın yerini yeni bir kavram almışken, biçim değiştiren kölelik, belki de İngiliz sömürgeciliğinin temelini oluşturdu: sözleşmeli kölelik.

Sömürgecilik döneminde sözleşmeli kölelik ortaya çıktı. Bu kölelik türünde, bir kişiyle belirli bir süre müddetince sabit bir hizmet için anlaşma yapılması söz konusu oldu. Sözleşmeli kölelik kapsamında bir mahkum, kolonilerde 7 yıla kadar sözleşmeli köle olmayı kabul ederek idam cezasından kurtulabiliyordu. Anlaşma gereği, hizmet süreleri boyunca efendilerine bağlı kalmak zorundaydılar. Bu tür kölelik, Transatlantik Köle Ticareti ile birlikte sürdü fakat ihtiyaç duyulan iş gücünü tam olarak karşılamakta yetersiz kaldı.

Daha sonra ihtiyaç duyulan yeni iş gücünü sağlamak amacıyla gözler Afrika'ya çevrildi. Afrika'da kölelik, binlerce yıldır varlık göstermekteydi. Ancak Afrika'daki köle ticaretine ilk adımı atan Avrupalılar, Portekizlilerdir. 1415 yılında, Papalık desteğiyle Portekizliler, Afrika'nın Ceuta limanını ele geçirerek 15. yüzyılda yerli Afrikalıların köle ticaretine dahil olmasına sebep oldular.

Portekizliler ve İspanyollar, Orta ve Güney Amerika'daki yerli halkı da köleleştirmeye yöneldiler. 17. yüzyılın ortalarına kadar bu köle ticaretinde egemen olan ve bu işe öncülük edenler yine İspanyollar ve Portekizlilerdir.

Eski Türk devletleri olan Hunlar, Göktürkler ve Uygurlar da kölelik sistemine sahipti. Köleler, savaşlarda esir alınan yabancı milletlerin bireylerinden oluşuyordu. Bu esirlerin çocukları ve torunları da köle olarak kabul edilirdi. Bu köleler, tarım işlerinde çalışıyor ve hayvan bakımıyla uğraşıyorlardı.

Günümüzde kölelik tamamen yok olmuş değildir. Artık kölelik yasaklandı fakat onun yerini insan kaçakçılığı aldı. İnsan kaçakçılığı hâlâ oldukça karlı bir ticaret olmaya devam ediyor. İnsan kaçakçılığının kurbanlarını başta çocuklar olmak üzere büyük çoğunluğu cinsel istismara uğrayan kadınlar oluşturmaktadır. İnsan kaçakçılığı formundaki kölelerin yaklaşık 40 milyon olduğu varsayılmaktadır.

Modern kölelik zorla çalıştırma, borç köleliği, zorla evlendirme gibi formlarda devam etmektedir. En zararlı ve etkili olan kölelik formu da zihniyet köleliğidir. Çağımızda beyinlerin yıkanarak zihinlerin köle haline getirilmesi yaygın bir uygulamadır. Ancak yıkanmış beyinlerin bu köleliğin farkına varması çok zordur.

Günümüzde kölelik tamamen sona ermemiştir. Artık köleliğe dair yasalar bulunmaktadır fakat yerine insan kaçakçılığı geçmiştir. İnsan kaçakçılığı hala oldukça karlı bir iş kolu olarak devam etmektedir. Bu duruma maruz kalanların çoğunluğunu, başta çocuklar olmak üzere, cinsel istismara uğrayan kadınlar oluşturuyor. İnsan kaçakçılığı şeklinde köleleştirilenlerin sayısının yaklaşık 40 milyon olduğu tahmin edilmektedir.

Modern kölelik, zorla çalıştırma, borç köleliği ve zorla evlendirme gibi çeşitli biçimlerde varlığını sürdürmektedir. Bu kölelik biçimlerinin en zararlısı ve etkili olanı zihinsel köleliktir.

Günümüzde insanların düşüncelerinin manipüle edilmesiyle zihinlerinin köleleştirilmesi sıkça gözlemlenen bir durumdur. Fakat bu şekilde manipüle edilmiş zihinlerin köleliklerinin farkına varması oldukça zordur.

Kölelikten daha eski ve daha evrensel ne var ki?

Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

Haber Ara