“Bayram değil, seyran değil bu da nereden çıktı!” dedirten insanın içini bir kurt gibi semiren ve beyinlerde sürekli olarak “acaba” diye başlayan şimşekleri çaktıran, amade bir şekilde tetikte olmanızı sağlayan adlarına “şaibe, şüphe, kuşku” dediğimiz duygular, duygular…
Gün geçmiyor ki insan hayatının gündelik ya da ömürlük kısmında şaibe – şüphe ya da kuşkular olmasın, bunlarsız bir anımız olsun. Bu duygularla yaşamaktansa – bizler tasvip / teşvik etmesek de – ya ölür ya da öldürürsünüz. “Şüpheyle yaşamaktansa ölürüm daha iyi!” diye düşünen o kadar çok insan var ki!...
İbadetleriyle yaşadığımız ve bayramını daha yeni bitirdiğimiz ramazan ayına bile şüpheyle başlamadık mı; acaba 29 gün mü 30 gün mü, sahur vaktini erken mi yoksa geç mi kapatıyoruz, vesaire. Kadir gecesini bile eda etmek için; ramazan ayının son 10 gününde, 21 – 23 – 25 gibi tekli rakamlarında ya da 27. Gecesinde idrak edilmesi gibi ilahi uyarılarda da açıkça gördüğümüz bir şekilde bunda bile kesin bir şey yok, hep bir şüphe, hep bir kuşku!...
Allah, bizleri adına “akıl” denilen sonsuz sermayeyle donattı. Bunun; değerini, kadir – kıymetini bilsek ve buna göre melekelerimizi şekillendirsek hayatımızda “acaba” yla başlayan duygular ve şaibe – şüphe – kuşkular da olmaz, sizce de olur mu?!...
Kur'an – ı Kerim'in birçok ayeti başlarken “şüphesiz ki” diye başlar ve yine aynı şekilde de “hiç düşünmez misiniz” – “akletmez misiniz” diye biter yani hangi kafayla hareket ediyorsunuz? Şüphe – şaibe ve kuşkuya mahal bırakmadan hareket etmek, akıl ve düşünce yetilerini kullanmak gerekmez mi?!.. Neden vesveseye yer açıyor ve şeytanın bile pabucunu dama atacak şekilde kafanızın içerisinde tilkileri dolandırıp duruyorsunuz? Adına “insan” denilen donanımlı varlığa bu tür hareket ve tavırlar yakışıyor mu? Hadi beşeriz şaşıyoruz ama bunu da rutin hâle getirmek bizi beşer olmaktan çıkartıp farklı bir varlığa büründürmez mi?!...
Varlıkların ve yaratılmışların en hayırlısı – şanslısı olan insanoğlu, duygularından ziyade aklı ve zekasıyla hareket etmek zorundadır. Boşluğa - tuzaklara düşmemek, tedbirli ve temkinli davranmak; “insan olma” nın olmazsa olmazları arasında yer alır.
Emniyet, istihbarat, ordu gibi bazı kurum – kuruluş ve meslek grupları ile tüm alt yapısını “kurnazlık” üzerine kuran siyaset mecrasında şaibe – şüphe ve kuşkuya yer olabilir ama bunu da bir yere kadar kullanabilirsiniz, fazlası hanenize hastalık ve zarar yazar, her şeyi kararında yapmak ve ölçülü davranmak gerekir.
Şaibesiz, şüphesiz ve kuşkuların yer almadığı bir dünyada yaşamamız dileğiyle!...
Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK