Dolar

43,3926

Euro

51,5579

Altın

7.010,76

Bist

12.992,71

Sayın Bahçeli'nin Cümlesi, Sayın Erdoğan'ın Yükü ve Gazze'nin Kaderi

2 Saat Önce Güncellendi

2026-01-26 00:09:29

Şakir Kurter

Siyasette bazen bir cümle, yüzlerce sayfalık strateji belgesinden daha ağırdır. MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin Meclis kürsüsünden kurduğu son cümle de tam olarak böyle bir cümleydi. Ne sadece bir temenniydi ne de sıradan bir siyasi çıkış. O cümle, hem Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yüklenen tarihi bir misyonu hem de Gazze üzerinden şekillenen yeni küresel fay hattını işaret ediyordu.

Bahçeli açık ve net konuştu:

“Filistin ve Gazze meselesinde Barış Kurulu başkanı Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır.”

Bu ifade, yüzeyden bakıldığında Sayın Erdoğan'a yönelik güçlü bir siyasi destek gibi okunabilir. Ancak gazetecilik refleksiyle biraz daha derine indiğinizde, bu cümlenin aynı zamanda ağır bir sorumluluk, hatta ateşten bir gömlek anlamına geldiğini görmek zor değil.

Çünkü Sayın Bahçeli, bu çıkışıyla yalnızca Sayın Erdoğan'ı yüceltmiyor; aynı zamanda ABD merkezli küresel düzenin meşruiyetini sorguluyor, Avrupa'nın ahlaki tükenmişliğini tescilliyor ve İsrail'in dizginlenmesi için tek gerçek aktör olarak Türkiye'yi işaret ediyor.

Barış Üretme Kabiliyetini Yitirmiş Bir Düzen

Gazze bugün sadece bir coğrafya değil; Batı'nın ahlak testinden sınıfta kaldığı bir turnusol kâğıdıdır. ABD ve Avrupa ülkeleri, İsrail karşısında ya sessiz ya da suç ortağı bir pozisyonda durmaktadır. “İnsan hakları”, “uluslararası hukuk”, “sivillerin korunması” gibi kavramlar, Gazze söz konusu olduğunda askıya alınmıştır.

İşte Sayın Bahçeli'nin çıkışı tam da bu noktada anlam kazanıyor. Çünkü bu sözler, “Bu sorun artık Washington'dan, Brüksel'den çözülemez” iddiasını barındırıyor. Daha açık söyleyelim:

Gazze'de barış, Batı'nın gölgesinde değil, Batı'ya rağmen kurulabilir.

Sayın Bahçeli'nin Sayın Erdoğan'ı işaret etmesi, Türkiye'yi bu anlamda alternatif bir ahlaki merkez olarak konumlandırıyor.

Siyasi Liderlikten Küresel Arabuluculuğa

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son yıllarda yalnızca Türkiye'nin Cumhurbaşkanı olarak değil; Ukrayna-Rusya savaşı, Karadeniz Tahıl Koridoru, Körfez diplomasisi ve Afrika açılımı gibi başlıklarda kriz çözen bir aktör olarak öne çıktı.

Sayın Bahçeli'nin sözleri, Sayın Erdoğan'a bu rolü Gazze üzerinden resmen biçme anlamı taşıyor. Ancak bu rol, son derece riskli bir rol.

Çünkü Gazze meselesi, ne Ukrayna kadar “dengeye açık” ne de Karadeniz kadar “teknik” bir krizdir. Gazze, doğrudan İsrail–ABD ilişkilerinin merkezindedir. Dolayısıyla Sayın Erdoğan'ı Barış Kurulu başkanı olarak işaret etmek, onu Trump'ın çizdiği oyunun tam ortasına davet etmek demektir.

Bu noktada şu soru kaçınılmazdır:

Bahçeli, Erdoğan'ı bir zirveye mi çağırıyor, yoksa bir cepheye mi sürüyor?

Sayın Bahçeli'nin Sözleri; Destek mi, Stratejik Baskı mı?

MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli siyasette kelimeleri rastgele seçmez. Hele hele böyle bir konuda, hele hele böyle bir küresel denklemde… Bu nedenle bu çıkışı yalnızca “liderine sahip çıkan müttefik” refleksiyle açıklamak eksik kalır.

Sayın Bahçeli'nin sözleri aynı zamanda Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a şunu söylüyor olabilir:

“Gazze konusunda geri adım atamazsın. Bu yük artık senin omuzlarında.”

Bu, Sayın Erdoğan'a verilen bir destek olduğu kadar, siyaseten manevra alanını daraltan bir çerçeve de olabilir. Çünkü bu saatten sonra Sayın Erdoğan'ın Gazze konusunda atacağı her adım, yalnızca dış politikayla değil; Cumhur İttifakı'nın iç dengeleriyle de doğrudan ilişkili hale gelmiştir.

Trump Faktörü ve Olası Tepki

Bir diğer kritik başlık da Trump cephesidir. Trump, siyaseti “hodri meydan” üzerinden okuyan bir figürdür. Gücü paylaşmayı sevmez, sahneyi kimseyle bölüşmez. Sayın Bahçeli'nin Sayın Erdoğan'ı Barış Kurulu başkanı olarak işaret etmesi, Trump açısından otoritesine meydan okuma olarak algılanabilir.

Trump cevap verir mi? Büyük ihtimalle evet.

Hangi tonda olur? Bu, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın atacağı adımlara bağlı.

Ancak kesin olan bir şey var: Bu çıkış, Ankara–Washington hattında yeni bir gerilim başlığı üretebilir veya Ankara–Washington hattında bundan sonrası için büyük destek anlamına da gelebilir.

Ankara'da Yeni Bir Dosya Açıldı

Bu sözlerden sonra Ankara kulislerinde artık tek bir soru dolaşacaktır:

“Külliye ile Bahçeli arasında bir görüş ayrılığı mı var, yoksa rol paylaşımı mı yapılıyor?”

Cumhur İttifakı'nın bu çıkışı ne kadar koordine ettiği, Sayın Erdoğan'ın bu yükü nasıl taşıyacağı ve Sayın Bahçeli'nin bir sonraki hamlesi, önümüzdeki günlerde siyasetin ana gündemlerinden biri olacaktır.

Şurası net:

MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli bir cümleyle Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ı yalnızca yüceltmedi; onu küresel bir sınavın merkezine yerleştirdi.

Gazze'de barış, belki de gerçekten ne ABD'nin ne Avrupa'nın elindedir. Ama bu gerçeği yüksek sesle dile getirmek, bedelsiz değildir. Sayın Bahçeli o bedeli Sayın Erdoğan'ın önüne koydu.

Şimdi soru şudur:

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bu tarihi yükü bir liderlik fırsatına mı çevirecek, yoksa küresel oyunun en sert hattında yalnız mı bırakılacak?

Gazze'nin kaderi kadar, Ankara'daki siyasi dengeler de bu sorunun cevabına bağlı.

Şakir Kurter \ Timeturk

Tüm Yazıları

Haber Ara