Dolar

43,7150

Euro

51,8929

Altın

7.045,54

Bist

14.180,69

Millilik Boş Laf Değil, Kurumla İnşa Edilir: HTK İçin Neden Acil Bir Danışma Kurulu Şart?

2 Ay Önce Güncellendi

2025-12-31 00:03:04

Şakir Kurter

Türkiye'de “yerli ve milli” kelimeleri, siyasetin ve sanayinin vazgeçilmez mantrası haline geldi. Her mikrofon başına geçen yetkili, her ihale duyurusunda bu kavramlar havada uçuşuyor. Ama ya gerçek? Bu sözler çoğu zaman denetimsiz bir rüzgar gibi esip geçiyor, arkasında boş bir yankı bırakıyor. Kavram aşınıyor, içi boşalıyor ve en kötüsü, ulusal güvenlik gibi hayati alanlarda bile somut bir anlam taşımamaya başlıyor. İşte tam burada, Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) kritik bir dönüm noktasında duruyor. Eğer HTK gerçekten Türkiye'nin haberleşme ekosisteminin omurgası olacaksa, milliliği bir beyan değil, sıkı bir değerlendirme süreci olarak kabul etmek zorunda.

Düşünün: Milyarlarca liralık kamu projeleri, kritik altyapılar ve stratejik teknolojiler söz konusu. Bir firma “yerli ve milli” etiketiyle ürününü piyasaya sürüyor, ama donanımında yabancı bileşenler mi gizli? Yazılımı güvenlik açıklarıyla mı dolu? Stratejik uygunluğu kim denetliyor? Bu soruların cevapsız kalması, sadece sektörü değil, ülkenin egemenliğini riske atıyor. İşte bu yüzden, HTK bünyesinde bağımsız bir Danışma ve Değerlendirme Kurulu'nun kurulması artık bir lüks değil, zorunluluk. Bu kurul, ULAK Haberleşme'den temsilciler, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) uzmanları, TÜBİTAK'tan temsilciler, üniversitelerden alanının en iyileri ve kritik teknolojilerde deneyimli mühendis-stratejistlerden oluşmalı. Görevi basit ama hayati: HTK üyesi firmaların geliştirdiği ürünleri, donanımından yazılımına, kritik bileşenlerine kadar millilik, güvenlik ve stratejik uygunluk kriterlerine göre incelemek.

Ama dikkat: Bu kurul sembolik bir vitrin olmamalı. Bağlayıcı olmalı, kararları yaptırımla desteklenmeli. Kuruldan onay alamayan ürünler, kamu projelerinde önceliklendirilmemeli; ULAK gibi milli tedarik zincirlerinde yer almamalı fakat amacına uygun faaliyet içinde olmalı. Bu mekanizma kimseyi dışlamaz, aksine sektörü disipline eder. Firmalara net bir mesaj verir: “Evet, üretin. Ama bu ülkenin stratejik çıkarlarını da gözetin.” Düşünün, böyle bir sistemle sahte millilik iddiaları tarihe karışır, gerçek inovasyon öne çıkar. Sektördeki oyuncular, sadece kâr peşinde koşmak yerine, ulusal güvenliğe katkı sağlamak için rekabet eder. Sonuç? Daha güçlü bir ekosistem, daha güvenilir teknolojiler ve uluslararası arenada saygın bir Türkiye.

Bu vizyonun hayata geçmesi için tarihi bir fırsat kapıda: ULAK Haberleşme AŞ Genel Müdürü Ruşen Kömürcü'nün HTK Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilmesi bu anlamda önemli bir fırsat olabilir. ULAK, sadece bir şirket olmadığı gibi; Türkiye'nin haberleşme alanındaki egemenlik iddiasının somut taşıyıcısıdır. Yıllardır 5G, uydu haberleşmesi gibi kritik projelerde bayrak taşıyan ULAK, eğer HTK içinde bu danışma kurulunun kurulmasına öncülük ederse, kümelenme sıradan bir birliktelikten öteye geçer. Standart koyan, kural belirleyen bir yapıya dönüşür. Kömürcü'nün liderliğinde, HTK milliliği lafla değil, kurumla inşa eden bir model olabilir. Bu, sadece haberleşme sektörünü değil, tüm yerli sanayiyi dönüştürebilir.

Peki, neden şimdi? Çünkü gecikme lüksümüz yok. Küresel rekabette geride kalmak, yabancı bağımlılığını artırmak demek. HTK, bu fırsatı değerlendirirse, “yerli ve milli” kavramı yeniden anlam kazanır. Aksi takdirde, boş laflar arasında kaybolup gideriz. Soru şu: Milliliği gerçekten istiyor muyuz, yoksa sadece söylüyor muyuz? Cevap, HTK'nin atacağı adımlarda gizli.

Şakir Kurter \ Timeturk

Tüm Yazıları

Haber Ara