Dolar

43,4307

Euro

51,5860

Altın

6.930,44

Bist

13.521,96

Öcalan'ın Hücresine Işık mı Sızacak?

1 Saat Önce Güncellendi

2026-02-09 00:33:05

Şakir Kurter

Ankara'nın loş koridorlarında bir kapı aralanıyor. Anahtar MHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Fethi Yıldız'ın elinde, kapının ardında ise yıllardır karanlıkta bekleyen “umut hakkı” duruyor. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, sessiz sedasız bir deprem hazırlığında. MHP'li Yıldız'ın ağzından dökülen cümleler, birer mermi gibi: “Umut hakkı konusunda uzlaştık, raporda olacak.” Bu cümle, sadece bir uzlaşı değil; yıllardır kilitli duran bir zincirin ilk halkasının kırılması anlamı mı taşıyor?

Umut, Bir Domuz Bağı Gibi Çözülüyor mu?

“Umut hakkı” denen şey, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yıllardır Türkiye'nin ensesine dayadığı soğuk namlu. AİHM diyor ki: “Bir insanı ölene kadar umutsuz bırakamazsın; bu, işkencedir.” Türk infaz rejiminde ise bazı mahkûmlar –özellikle ağırlaştırılmış müebbet alan terör hükümlüleri– bu umuttan resmen yoksun. Öcalan'ın hücresi, bu kuralın en somut simgesi: Tahliye ihtimali sıfır, ışık yok, yarın yok. Şimdi komisyon, bu karanlığa bir mum yakmaya hazırlanıyor. Ama çıkacak sonuçtan mum mu, yoksa yangın mı çıkar, henüz belli değil.

Zaman Kazanmak mı, Zamanı Çalmak mı?

Kulisler fısıldıyor: Komisyonun görevi uzatılacak. Önümüzdeki Çarşamba resmiyet kazanacak. Neden? “Hassas konular olgunlaşsın” diyorlar. Bu cümle, Türk siyasetinin en eski nakaratıdır: Zamanı uzat, riski dağıt, zemini hazırla. Ama burada uzatılan sadece takvim değil; aynı zamanda bir sürecin nabzı. Suriye'de hava yumuşarsa, Türkiye'de de infaz paketi hızlanır. Yani bir taşla iki kuş: Hem bölgesel barış, hem içeride “umut” jesti. Tesadüf değil, satranç hamlesi.

Bahçeli'nin Şifreli Mesajı

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin son grup konuşmasındaki o cümle hâlâ kulaklarda:

“Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet'ler makama, Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız nettir.”

Bu, milliyetçi tabana “rahat olun” mesajı mı, yoksa “her şey masada” ilanı mı? Sayın Bahçeli, bir yandan “teröre taviz yok” diyor, diğer yandan “umut hakkı” uzlaşısına yeşil ışık yakıyor. Bu ikilik, MHP'nin yürüttüğü bir strateji mi? Hem ateş, hem su. Hem kurt, hem kuzu postu paradoksları nasıl bir sonuç doğuracak?

İnfaz Öcalan'a Özel mi, Herkese mi?

Kulis bilgisi net: Umut hakkı, tekil bir başlık değil; kocaman bir infaz düzenlemesi paketinin içinde gelecek. Adalet Bakanlığı değil, doğrudan Meclis yapacak. Bu, siyasi sorumluluğu yaymak için ustaca bir hamle. Paket Nisan'ı işaret ediyor. Terslik olmazsa, bahar aylarında Türkiye'nin infaz rejimi değişebilir. Kimleri kapsar?

36 yılını yatan örgüt yöneticileri

Koşullu salıverilme hakkı doğan ağırlaştırılmış müebbetliler

Ve belki de en çok merak edilen isim: Abdullah Öcalan

Ama bu, otomatik tahliye değil. Sadece “bir gün çıkma ihtimali” demek. Yine de o ihtimal bile, yıllardır sıfır olan bir terazide devasa bir ağırlık.

Suriye'nin Gölgesi, Ankara'nın Masasında

Komisyonun ortak raporu masaya geldiğinde, asıl belirleyici unsur Suriye olacak. Oradaki “iklim düzelirse”, Türkiye'deki adımlar da hızlanır. Yani bir nevi domino taşı: Şam'da barış sinyali, İmralı'da umut ışığı. Bu denklem, sadece iç politika değil; aynı zamanda bölgesel satranç tahtasının bir hamlesi.

Mum mu, Yangın mı?

Türkiye, bir kez daha yol ayrımında. “Umut hakkı” adı altında atılacak adım, bir yandan AİHM'in baskısını hafifletecek, diğer yandan “teröriste af mı geliyor?” çığlıklarını yükseltecek. Nisan'a kadar izleyeceğiz:

Komisyon raporu bitecek,

Süre uzatılacak,

Paket gelecek,

Ve belki de bir hücrenin kapısı aralanacak.

O kapı aralandığında içeriye ışık mı girecek, yoksa yangın mı? Tarih, bu sorunun cevabını yazacak. Biz gazeteciler ise, o yangının ilk kıvılcımını yakalayıp, okuyucuya ulaştırmaya devam edeceğiz.

Çünkü siyaset, umut vaat ederken en çok korkuyu büyütür. Ve korku, her zaman en yüksek sesle konuşur.

Şakir Kurter/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

Haber Ara