Dolar

43,5632

Euro

51,5860

Altın

6.951,58

Bist

13.521,96

DİPLOMA FETİŞİZMİ VE NİNE GERÇEĞİ: GENÇLİĞİN HEBA EDİLEN ÖMRÜ

1 Saat Önce Güncellendi

2026-02-09 00:41:03

Dr. Murat Ergüven

Nitelikli Eğitim Tercihinden NİNE Çıkmazına: Türkiye'nin İstihdam Krizi

“NİNE yalnızca bir gençlik sorunu değil; boşa giden emeklerin ve heba edilen yılların adıdır. Yanlış eğitim tercihlerinin bedelini gençler ömürleriyle, aileler servetleriyle, devlet ise geleceğiyle ödüyor.”

Bir ülkede gençlerin geleceğini belirleyen en kritik eşik, aldıkları eğitimin niteliği ve bu eğitimin hayatla kurduğu bağdır. Eğitim yalnızca diploma üretmekle değil, bireyi üretime, mesleğe ve toplumsal hayata hazırlamakla anlam kazanır. Nitelikli bir eğitim tercihi, bireyin yaşam boyu istihdam edilebilirliğini belirlerken; yanlış, yönsüz ve piyasa gerçeklerinden kopuk tercihler gençleri sistemin dışına itmektedir. Türkiye'de uzun süredir eğitim tercihleri ile istihdam gerçekleri arasındaki bu kopukluk, gençler açısından giderek ağırlaşan bir toplumsal maliyet üretmektedir.

Uluslararası literatürde bu durum NEET (Not in Employment, Education or Training) kavramıyla ifade edilir. Yani bir gencin ne eğitim sisteminin içinde ne de istihdam ya da meslekî beceri kazandıran herhangi bir sürecin parçası olmaması hâlidir. OECD'nin “Education at a Glance 2025” raporuna göre Türkiye, 18–24 yaş grubunda NEET oranında %31,3 ile OECD ülkeleri arasında zirvede yer almaktadır. Bu oran, OECD ortalamasının (%14,1) iki katından fazladır ve sorunun geçici bir konjonktürü değil, derin ve yapısal bir kırılmayı işaret etmektedir.

Kendi kavramsallaştırmamla ifade etmem gerekirse; “NİNE” kavramı toplumumuzun zihninde yaşlılığı, köşesine çekilmeyi ve durağanlığı çağrıştırır. Henüz hayatının baharında, 20 yaşındaki bir gencin “NİNE” (Ne İstihdamda Ne Eğitimde) statüsüyle tanımlanması; gençlik enerjisinin nasıl bir atalete mahkûm edildiğini gösteren sert ve trajikomik bir ironidir. Bu, sadece bir istatistik değil, bir neslin henüz yaşlanmadan “emekli” edildiği sosyolojik bir dramdır.

NİNE ne istihdam edilmiş çalışan ne eğitime devam eden ne de geleceğine dair somut bir yol haritası sunulmuş gençleri ifade eder. Bu durum bireysel tembellik ya da isteksizlikle açıklanamaz. Aksine, nitelikli yönlendirme mekanizmalarının eksikliği ve gençlere yol göstermekte yetersiz kalan eğitim ve istihdam yapısının doğal bir sonucudur. Yani yönlendirilmemiş, seçenekleri doğru anlatılmamış ve uzun süre beklemeye mahkûm edilmiş bir gençlik hâlini tarif eder.

Eğitim-Bir-Sen tarafından yayımlanan Eğitim Görünümü 2024 raporu ile “Mesleki ve Teknik Eğitimin Son On Yılı” odak analizi de bu tabloyu doğrulamaktadır. Rapora göre Türkiye'de eğitim sistemi, iş gücü piyasasının ihtiyaçlarıyla yeterince örtüşmemektedir. Özellikle meslekî ve teknik eğitimin uzun yıllar boyunca itibarsızlaştırılıp ikinci plana itilmesi, genç işsizliğinin en önemli nedenlerinden biri hâline gelmiştir. Bu da gençlerin piyasanın ihtiyaç duyduğu alanlardan uzaklaşmasına yol açmıştır. Oysa sanayi, tarım, yapay zekâ, yazılım, yeşil teknolojiler ve teknik hizmetler gibi alanlarda ciddi bir istihdam açığı bulunmaktadır.

Tam bu noktada stratejik bir perspektif değişikliğine ihtiyacımız var: NİNE gerçeğiyle yüzleşen bu devasa genç nüfus, aslında Türkiye'nin en büyük âtıl sermayesidir. Bu gençlerin enerjisini piyasa gerçeklerinden kopuk kürsülerde heba etmek yerine, yüksek teknoloji odaklı Tarım 5.0 ekosistemine kanalize etmek, sadece bir istihdam projesi değil, bir millî kalkınma hamlesidir. Yapay zekâyı, drone teknolojilerini ve veri analitiğini toprağımızın bereketiyle buluşturacak olan bu “teknoloji savaşçıları”, Türkiye'nin NİNE krizinden çıkış yolunu oluşturabiliriz.

Bu noktada Milli Eğitim politikalarının, öğrencileri yalnızca akademik başarıya değil, istihdam edilebilirliğe göre yönlendirmesi kaçınılmazdır. Meslek liselerinin güçlendirilmesi, ebeveynlerin bilinçlendirilmesi ve gençlerin piyasanın ihtiyaç duyduğu alanlara erken yaşta —meselâ 9. sınıftan itibaren— yönlendirilmesi kritik önemdedir. Ayrıca hâlihazırda üniversite mezunu olup işsiz kalma riski taşıyan gençler için, yeniden beceri kazandırmaya dayalı, kısa süreli ve uygulamalı eğitim programları devreye alınmalıdır. Bu programlar İŞKUR'un mevcut modülleriyle entegre edilebilir; Almanya'nın “dual sistem” modeli gibi okul-işletme iş birliğine dayalı uygulamalar örnek alınabilir.

Aksi hâlde NİNE, yalnızca bir gençlik sorunu olarak kalmayacak; boşa giden emeklerin ve heba edilen yılların adı olmaya devam edecektir. Yanlış eğitim tercihlerinin bedelini gençler ömürleriyle, aileler servetleriyle, devlet ise geleceğiyle ödemektedir. Bugün yapılmayan her doğru yönlendirme, yarın milyonların umudunu ve ülkenin uzun vadeli kalkınma hesaplarını sessizce çökertmektedir. Bu gidişat sürerse NİNE gerçeği, yalnızca bugünün değil, geleceğin de en ağır sosyal ve ekonomik kırılganlık alanlarından biri hâline gelecektir. Türkiye'nin bu devasa genç nüfusunu en büyük âtıl sermaye olmaktan çıkarıp üretken, nitelikli ve teknoloji odaklı bir insan gücüne dönüştürmek artık bir tercih değil; açık bir beka meselesidir.

Dr. Murat Ergüven/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

Haber Ara