Dolar

43,3543

Euro

50,9501

Altın

6.888,78

Bist

12.980,99

İsrail'in kucağına kim itti?

2 Saat Önce Güncellendi

2026-01-23 14:10:50

Mustafa Özcan

ABD'den umudunu kesen SDG veya YPG unsurları umutlarını İsrail'e bağlamışlardı. Hatta Türkiye askeri olarak müdahale ederse beklentilerine göre İsrail Şam'ı bombalayacaktı...

Son sıralarda Suriye yönetiminin dolaylı olarak İsrail ile masaya oturması SDG yandaşı kalemleri sataşmaya, kalem ve söz kavgalarına itti. 6 Ocak 2026 tarihli İsrail-ABD ile Suriye yönetimi arasında Paris'te yapılan görüşmelerden sonra Suriye ordusunun duraksamadan Halep'‘teki Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerine ya da gettolarına yönelik askeri operasyona gitmesi kimi yandaş zümrelerde fazlasıyla rahatsızlık meydan getirmiştir.

Batılılar ve İsrail de bu askeri harekata seyirci kalmıştır. Bu yönüyle evdeki hesap çarşıya uymamıştır. Bu da SDG yandaşlarının ağrına gitmiştir. Bu hızlı ilerlemeyi İsrail ile ABD'nin askeri operasyona dair rezervlerini kaldırmasına bağlamışlardır. Haksız da sayılmazlar. Lakin esbap izah edilemezse mesele yanlış anlaşılabilir.

ABD'den umudunu kesen SDG veya YPG unsurları umutlarını İsrail'e bağlamışlardı. Hatta Türkiye askeri olarak müdahale ederse beklentilerine göre İsrail Şam'ı bombalayacaktı. Buna kısaca ‘İsrail ile güçlenme (istikva biisrail) politikası' diyorlar. Bölgede iki yapı doğrudan İsrail ile güçlenme politikası izliyor. (Suriye gibi ülkeler ise İsrail'le temaslarında onun şerrinden kurtulmayı amaçlıyorlar.) İkisi de çizmeyi aştıkları için acınası duruma düştüler.

Bunlardan ilki Birleşik Arap Emirlikleri'dir. Sudan'da, Yemen'de ve Somali'de çizmeyi aştığından dolayı ortağı Suudilerin sillesine maruz kaldı. Riyad, Yemen'de masayı devirdi. Kazanımlarını kaybeden BAE yönetimi dikine gitmeyi ve diklenmeyi seçti. İsrail BAE ortaklığına veya ittifakına Hindistan'ı da katmak istiyor. Buna göre Suudi Arabistan-Pakistan-Türkiye eksenine karşı BAE-İsrail-Hindistan ekseni hayata geçirilmeye çalışılıyor.

AFP__20260122__93P94LG__v1__HighRes__SyriaConflictKurds-1769104087

Karşıt mihverin temel dinamiği ve kimliği İslam düşmanlığı üzerine kurulu ve bölücü ajandadır. BAE, öğrencilerini Londra'daki İslami havadan etkilendikleri için bu ülkeye göndermekten imtina ediyor. Orada bağımsız bir şekilde İslami hava soluduklarını düşünüyor. Bunun önünü kesmek istiyor. İsrail ile güçlenme politikası her yerde i bölücü ajandanın hizmetindedir. Bunun diğer ayaklarından birisi Suriye'yi bölme ajandası güden ve Rojava bölgesi diye özerk bir bölge edebiyatı tutturan PYD'li unsurlardır. Bunlar önce ABD sonra da İsrail'e gereğinden fazla itimat ettiler.

Mazlum Abdi ile İlham Ahmet gibi yöneticileri İsrail ile kur yapıyorlardı. Ondan yardım istiyor ve medet bekliyorlardı. Şapa oturdular. Esasında ABD Kürtlerle taktik düzeyde ilişki kurdu. Lakin YPG unsurları bunu stratejik ortaklık olarak anladılar. Yanlış hesap Halep'ten döndü. Halbuki YPG ABD nazarında bir ortaktan ziyade aparat (edat)yani yararlı bir eleman olarak görünüyordu. Nitekim Trump, SDG'nin DEAŞ ile kendi hesabına ve çıkarları adına mücadele ettiğini söyledi ve ‘sattı-satmadı' tartışmalarından bu yolla kolayca sıyrıldı. Günümüzde bu türlü ortaklıklardan ve birlikteliklerden emin olmamak gerekir. Trump'tan ziyade kimi ideolojik Kürtlerin kendilerini tuzağa düşürdüklerini, kandırdıklarını söyleyebiliriz. ABD'ye kızacaklarına kendilerini sorgulasınlar.

Şimdi Şam yönetimini suçlamak ve onları İsrail yanlısı olarak göstermek kolay. Peki onları İsrail'in kucağına kim itti? Bunu İsrail ile güçlenme politikası izleyenler yaptı. Mesela 10 Mart 2024 anlaşmasına sadık kalsalardı Şam yönetimi arkasını sağlama alma adına İsrail ile bu düzeyde temaslarda bulunamazdı. Bu durumda dolaylı da olsa İsrail ile masaya oturmasını izah edemezdi. Şam yönetimi İsrail'i dengeleme ihtiyacını hissetmezdi. İsrail'i nötr hale getirmek için Şam yönetimi dolaylı yollardan taviz ve teminat vermek zorunda bırakılmıştır. Bunun vebali SDG/PYD yapılanması üzerinedir.

Sol eğilimli hatta Marksist (ideolojik ajandalı) Kürtler İsrail ile ABD ile savaşacakları yerde hasımlarını onların kucağına itiyorlar. Kendi ideolojilerine de, Şam'la yaptıkları pazarlığa da sadakat göstermediler. Şimdi de suçu başkalarına yıkıyorlar. Demek ki olaylardan hiç ders almamışlar. Bu kafa onu gösteriyor. Sonra da hasımlarını omurgasızlıkla suçluyorlar.

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Aracını satarken sunroofun modifiye olduğunu öğrendi, hastanelik oldu

Haber Ara