Dolar

43,1297

Euro

50,2219

Altın

6.246,25

Bist

12.200,95

İlan edilmemiş savaş

16 Saat Önce Güncellendi

2026-01-09 11:49:31

Mustafa Özcan

Körfez bölgesinin iki Muhammed'i karşı karşıya. Daha önce özellikle Arap Baharından sonra İhvan husumetinin bir araya getirdiği bu ikili nihayet yollarını ayırıyor. Daha önce yan yana olan bu ikili bölgesel politikalar ve stratejik nedenlerle birbirine veda ediyor. Arada bir nefret iklimi ve ilişkisi doğdu.

Arap Baharı sonrası kurulan ideolojik ortaklık sona eriyor. BAE ile Suudi Arabistan'ın yolları ayrılıyor. Cezire Kalkanı çatladı. Bunun nedeni Muhammed Bin Zayed'in çizmeyi aşan başına buyruk davranışları. Riyad son sıralarda onun maceralarının gölgesinde kalmıştı. Lakin Suriye ve Sudan ve Yemen gibi bölgesel çatlaklarla ikilinin arası açıldı. Muhammed Bin Zayed büyük oynadı ve kaybetti. Hamleleriyle adeta Suudi Arabistan'ı gölgede bırakmıştı. Boydan boya Arap diyarlarını bölme çabası geri tepti ve Riyad'dan onay alamadı. Sudan'dan Aden'e kadar Muhammed Bin Zayed'in maceraları Muhammed Bin Selman'ın tepkisini çekti. Sudan'da Hamideti ve Bin Zayed ortaklığı karşısında Türkiye, Suudi Arabistan ile Mısır pozisyon aldı. Muhammed Bin Zayed'in maceraları belli başlı ülkelerin milli güvenliğini sarsmaya en azından ilgilendirmeye başladı. Bu açıdan Yemen'de dur dediler. Geçiş Konseyi üzerinden Muhammed Bin Zayed Güney Yemen'i kendisine bağlı ‘bağımsız' bir devlet haline getirme niyetindeydi. Bu niyet Riyad'dan geri döndü. Buna karşı gardını alan Muhammed Bin Selman Geçiş Konseyi'ne 24 saat mühlet verdi ve ardından müdahale etti. Önce El-Mükella limanı istikametindeki kimliksiz mühimmat yüklü BAE uçaklarını bombaladı. Etkisiz hale getirdi. Sonrasında İsrail ile halvete girmek isteyen Aydorus ez Zübeydi'yi Maduro örneğinde olduğu gibi derdest edip Riyad'a celp etti. Böylece Güney Yemen devleti projesi başlamadan sona ermiş oldu.

Peki bu gelişmeler Suudi Arabistan ile BAE arasında doğrudan bir savaşın kıvılcımı olabilir mi? Pek ihtimal verilmiyor. Lakin arada bir vekalet savaşı ve soğuk savaş olduğu pekala söylenebilir. İki ülke yollarını ayırıyor. İhvan gitti dostluk bitti. Ortada ilan edilmemiş bir savaş var ama bunun toptan bir savaşa dönüşmesi beklenmiyor. Buna karşılık BAE içten çatırdıyor. Çatırdamanın sesleri dışarıdan da duyuluyor. Bu süreçte Muhammed Bin Zayed tahtını kaybedebilir. Azledilebilir. En azından Suudi Arabistan Körfez'in patronluğunu ondan geri alıyor. Suudi Arabistan Yemen'de ayrı bir devlet kurulmasına izin vermediği gibi aynı zamanda Filistin Devleti kurulmadan İbrahimizm anlaşmasına da katılmak istemiyor. Halbuki BAE adına yazan konuşan Dahi Halfan kimsenin İbrahimizm sürecinin dışında kalamayacağını ve bir süre sonra çar-naçar kervana katılacağını öngörüyor. Zübeydi de İsrail'i tanıyacaklarını söylemişti. Kimilerine göre BAE Doğu İsrail'i temsil ediyor. Batısında ise öteki İsrail yer alıyor. İki ülke arasındaki temel farklılıklardan birisi de dini anlayışta. BAE, ehli sünnet tanımına Vehhabiliği almıyor. Nihai tercihi suya sabuna dokunmayan dünya sistemiyle barışık ve uyumlu bazı tarikat ve sufiler. Riyad hareketçi veya eylemci Selefiliğe karşı olsa da genel hatlarıyla selefi çizgiden veya teorik anlayıştan sapmıyor. Sadece devlet kontrolü altında olmalarını yeğliyor. BAE-Suudi Arabistan ayrışmasından devletçi selefi akımlar da etkilenebilir. Medhaliye ve Camiye anlayışı solabilir. İki arada bir derede kalabilirler. Ya da eski vurucu güçlerini kaybedebilirler.

Sosyal medyada yer alan kimi yorumlara göre Muhammed Bin Zayed'in Suudi Arabistan'ı takmayan yaklaşımları Şeyh Muhammed bin Raşid Âl-i Mektum ile Şarika Emiri Sultan bin Muhammed el-Kasim'ı rahatsız ediyor. İşler daha fazla çığırından çıkarsa, çatallaşırsa Şarika bağımsızlığını veya birlikten ayrıldığını ilan edebilir. Böylece ava giden avlanır. Muhammed Bin Zayed ayakta kalsa bile kolu kanadı kırılmış olarak kalacaktır. Gelecek kuşaklar onun faaliyetlerini nefret ile anacaklardır.

Mustafa Özcan \ Timeturk

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Bakan Fidan'dan SDG'ye uyarı

Haber Ara