ABD ile İran arasında savaş tamtamları çalmaya devam ediyor ve karşılıklı peşrevler çekiliyor. Trump meseleyi biraz ağırdan alıyor. Buna mukabil İran da halkının gazını almak ve komşularının gönlünü hoş etmek istiyor. Geçmişe dair günah çıkartıyor.
Hamaney kötü yönetimden dolayı bağışlanma dileğinde bulunuyor. Belli ki sıkışıklık hali yaşıyor. Geç kalmış bir muhasebe. Bununla birlikte kimi eski diplomatlar da komşu ülkelerden özür dilenmesini istiyor. Gönlünün alınmasını salık veriyorlar. Bunlardan ilki eski dışişleri bakanlarından Kemal Harrazi. Bir diğeri ise çelebi bir şahsiyeti yansıtan Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan.
Huylu huyundan vazgeçer mi? Yeniden devran değişse İran yeni yaklaşımlarına sadık kalır mı? Yoksa asli çizgisine mi döner?
Iraklı siyasetçi Lika Mekki bu gözden geçirmelerin aldatmaca olduğunu vurguluyor. Geçici bir heves olduğunu ve kazanılmış tabiatın geri tepeceğini öngörüyor. Araplar bunun için 'yağlibu't tab'u ale't tetebbu' demişlerdir. Cibilli olmayan davranışlar veya sonradan edinilen kalıplar rahatça aslına avdet eder.
Humeyni sağlığında her gün ABD'ye çatsa da sonuçta onların çıkarlarına hizmet etmiştir. İslam dünyasına karşı sürekli kışkırtma politikası izlemiştir.
Şii Dini Merci Hasan el-Musavi şöyle demektedir:
“ABD ile İsrail gerçek İslam'ın Sünnilik tarafından temsil edildiğini biliyorlar. Sünniler yalnızca Kur'an'a ve Peygamberin Sünnetine dayanıyorlar. Şiilik ise Yahudi ve Hıristiyan, Mecusilik geleneğine ve diğer kadim geleneklere dayanıyor. Bu yüzden batılı güçler her yerde Sünnilik karşısında İran ile Şiiliği desteklediler. Irak, Lübnan ve Yemen'de Şiilik üzerinden ehl-i sünneti hırpaladılar, sıkıştırdılar. Irak ve Suriye'yi Sünni nüfusundan arındırdılar.”
Şii mercii Kemal Haydari de Şia'nın Yahudilik merkezde olmak kaydıyla İslam dışı birçok kaynaktan beslendiğini; Hıristiyanlık, Mecusilik gibi dinlerin bunlar arasında olduğunu söylemiştir. Bu yönüyle Kemal Haydari'nin görüşleri İhsan İlahi Zahir'in tespitleriyle örtüşüyor. Haydari Şia'nın kaynaklarının buluntu (hadis diliyle vicade) olduğunu ifade etmiştir. Yani uyduruk ve aslı astarı olmayan bir akım.
Lika Mekki, Kemal Harazi'nin İran'ın komşularına yaptıklarını itiraf etmesini inandırıcı bulmuyor. Sadece fırtınayı atlatmak istediklerini düşünüyor. Fırtına dindikten sonra eski tas eski hamam. Ona göre bu, tipik bir İran pragmatik yaklaşımı veya kaypaklığıdır! Fırtınaya boyun eğmek, sonra da fırtına dindikten sonra eski yöntemlerine geri dönmek.
Bu, sözde "devrimi ihraç etmek"le sınırlı bir mesele değil, komşu topraklarda halklarının hayatı pahasına hegemonya kurma, genişleme ve yayılmacılıkla ilgili bir durum ve tutumdur. Ve elbette, her seferinde bunu haklı çıkarmak için bir bahane üretiyorlar! Bazen Filistin davasını, bazen ‘mustazafları kollamayı' bazen de terörizmle mücadeleyi kendilerine veya amaçlarına siper ve perde ediyorlar.
Bunların hepsi tek bir amaç için bahane: Bölgesel nüfuzu genişletme ve İran hegemonyasının uluslararası alanda tanınmasını sağlamak.
Bizde çok bilmişler ise sürekli olarak Kasr-i Şirin edebiyatından bahsediyorlar. İran sınırların dışına değil içine çekidüzen veriyor. Lika Mekki'nin analizi de bunu ortaya koymaktadır.
Yine Iraklı İyad Düleymi Kemal Harrazi'nin günah çıkartmasını şöyle yorumluyor:
"Bu açıklama göz ardı edilmemeli; aksine İran rejiminin 1979'da bölgeye gelişinden bu yana yaptığı her şeyin kapsamlı bir dökümü yapılmalıdır. "Devrimi ihraç etme" sloganlarının neye mal olduğunu ve özellikle Arap bölgemizi nasıl bir çatışma alanına dönüştürdüğünü hesaplamamız gerekiyor. Bu slogan altında yüz binlerce insan öldürüldü, milyonlarca insan yerinden söküldü ve bu slogan altında, daha önce bölgemizde bilinmeyen mezhepçilik ateşi körüklendi, ta ki aynı milletin evlatları birbirleriyle savaşan ve birbirlerini diri diri gömen unsurlar haline gelsinler.”
Böylece bu rejim, İsrail'in hayal edebileceği en büyük hizmeti sunmuştur. Bu açıklama göz ardı edilmemeli; "Direniş ekseni" tarafından aldatılan gruba (Hamas), bunun ceremesi hatırlatılmalıdır. Hamas, Kemal Harrazi'nin gözden geçirmesi karşılığında geçmişini elemelidir. Sünni kitleleri uyuşturma aracı olmaktan kurtulmalıdır.
Pezeşkiyan da günah çıkartanlar kervanına katılmıştır. İranlı yetkililerden de konuşma yaparken komşu ülkelerle ilişkileri zedeleyecek açıklamalardan kaçınmalarını ve açıklamalarına özen göstermelerini istemiştir.