Hırçın ve adı gibi “kara” olan denizi ile engel tanımadıkları coğrafyasında verilen yaşam mücadeleleri, fıkraları andıran günlük yaşantıları – hazır cevaplılığı, fırıncı – müteahhit gibi mesleklerin dışında girdikleri her işte başarı çıtasını sürekli hep üstlerde taşıyan, kaderine razı gelip boyun büken – gıkını bile çıkartmayan değerli hemşehrilerim, aziz ve asil Rizeliler!..
Evet dedik ya!... Rizeliler, farklı insanlardır; girdikleri her işte “baş” larda durmasalar da “dip” lerde de yer almazlar. Onların yaratılış tabiatı ve genlerinde sürekli olarak bir “baş olma sevdası” ve “yönetme arzusu” vardır. Bundan dolayıdır ki Rize, her alanda olduğu gibi siyasetten de alacağını almış ve kendinden bahsettirmeyi de bilmiştir.
Türk siyasi hayatının son elli yıllık kısmında Rize ve Rizelilerin izlerini – etkilerini görmemiz mümkündür. İki başbakan ve bir cumhurbaşkanı ile onlarca bakan – parti genel başkanları ya da üst düzey yöneticileri hep siyaset alanına vurulan Rizeli mührüdür.
Dost meclislerinde yaptığımız sohbetlerde sürekli olarak bize “neden her köşe başını Trabzon ve Rizeliler tutmuş?” diye soruyorlar. Biz de yarı şaka yarı ciddi bir şekilde – ayrıca patenti de bende olan – “Trabzon'un “T” si, Rize'nin “R” si yan yana geldiğinde “TR” yani Türkiye olur!” diyor ve haklı olarak da bununla gurur duyuyoruz. Hiçbir şeyden anlamayan bunu da anlar artık diye düşünüyorum!...
Rize'den her şeyin uç noktası çıkar, baş olur dip olmaz ama hırsız – yolsuz – arsız – namussuz – vatan haini çıkmaz. Bunlardan biri çıkarsa anlayın ki o; ya Rizeli değildir ya da mayasında bir bozukluk olmuştur. Ancak son zamanlarda toplumun her kesiminde meydana gelen ahlâkî çöküntü ve yozlaşmalardan (Rize'de artan; uyuşturucu kullanımı – satışı, silah kaçakçılığı, ocaklar söndüren sanal kumar, vs.) Rizeliler de nasibini almış olmalı ki Rize'den burnumuza pis kokular gelmekte, her geçen gün “3. Sayfa manşetleri” ne şahit olmaktayız. Bu durum; hem bizler gibi Rize dışında yaşayan Rizelileri üzmekte ve hem de siyasetten alacağını alan Rize'nin bu duruma gelmesine sebebiyet verenlerin elini kolunu sallayarak pişkin bir şekilde poz vermelerine anlam verememektedir.
Maddi – manevi her türlü yatırımı ve yardımı hak eden Rize ve Rizeliler, birileri için köşe olma yeri haline gelmiştir. Millete ve beklentilerine rağmen yapılan yatırımları kendi çıkarlarınız için kullanır ve Rizelileri görmezden gelir yapılan / yapılacak olan yatırımları farklı ilçelere kaydırır, yarısına farklı ve kalan yarısına da farklı muamele ederseniz bunun sonucunda çıkacak olan faturayı da birileriniz ödemek zorunda kalır. Daha açık bir şekilde söyleyelim;
Rize – Merkez ilçesi dahil olmak üzere Derepazarı, İyidere, İkizdere, Kalkandere, Çamlıhemşin ve Hemşin ilçelerini görmezden gelip diğer ilçelere farklı gözle bakarsanız seçim zamanı gelince de millet size cevabını verir. 47 yıl sonra CHP'nin Rize'den milletvekili çıkartması; anlayan için çok iyi bir cevap olmuştur. Bundan d bir şey anlamadıysanız bir sonraki seçimde 2. nci bir milletvekilini CHP ya da başka bir parti alırsa hesabını da her şeyi çok iyi bilen (!) sizler verirsiniz.
Rize'deki AK Parti ya da Cumhur İttifakı yöneticilerinin yanlış aday belirleme kriterleri ve genel politikadaki hatalar yüzünden 47 yıl sonra CHP'nin milletvekili çıkartması iyi bir ders olmuştur. Sizler AK Parti milletvekili aday listesinin ikinci sırasına Ardeşen ilçesinden birini aday gösterirseniz, Ardeşenli de size CHP'deki adayı milletvekili olarak kazandırıp gönderir. Seçmen aklı farklı çalışır; “AK Parti nasıl olsa öyle ya da böyle Rize'den 2 milletvekili çıkartır, biz de CHP'ye yüklenelim!” der ve bir ilçeden iki milletvekili çıkartır. Haklı olarak da böyle oldu. Ben; ne hemşehrim CHP'li Rize milletvekili sayın Tahsin OCAKLI'nın ve ne de CHP'nin düşmanı değilim, seçmenin kararına / tercihine de saygı duyarım. Sadece yereldeki bir hatalı aday belirlemeye odaklanmanızı ve bundan sonra böyle hatalar yapmamanızı istiyorum. Yani anlayacağınız dille ve yöresel bir şiveyle; “Sizi uyariyirum, uşaklar!...”
Çay ve çay politikaları üzerinden yapılan hatalar, yaklaşmakta olan çay sezonunda yine ya da yeniden yapılmasın diye tekrar tekrar yazıyoruz. Zorlu coğrafya ve piyasa koşullarında ayakta durmaya çalışan çay üreticilerini görmezden gelmeyin. Geçen yıl verdiğiniz fiyatı Rizeliler ve bölgedeki diğer çay üreticileri unutmadı. “Çay” denilince aklınıza sadece Rize gelmesin. Doğu Karadeniz bölgesi, çay ve fındık sayesinde ayakta duruyor. Bir kez daha aklınızı başınıza alıp fiyat ve alım politikası belirlemeye çalışın, yoksa bunun ceremesini yine sandıklarda göreceksiniz.
Rize'de kamu kurum ve kuruluşlarında yapılan atama hataları, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ)'den gelen rahatsız edici şikâyet ve duyumlar, Rize – Artvin havalimanına yapılan üvey evlat muameleleri (uçuş saat ve sayıları, fahiş bilet fiyatları, vs.), bitmek bilmeyen kamu projeleri, Rize'den Trabzon'a kaydırılan DLH 1. Bölge Müdürlüğü – PTT Başmüdürlüğü gibi kamu kuruluşlarının Rizelilerin gönüllerinde açtığı yaralar ve “PTT Bölge Müdürü Rizeli oldu” denilerek dalga geçmeleri, hemşehrilerimizin de Rize'yle müsemma olan “ÇAYKUR'u da verin bari tam olsun!” demeleri ve bunlara benzer yanlış yerel hamleler, Rize ve Rizelileri derinden üzmekte ve “biz bunları hak edecek ne yaptık?” dedirtmektedir.
Evet, Rize; birileri için hiç bitmeyecekmiş gibi görünen bir deniz değildir, olmayacaktır. Üç – beş kişinin şahsi hezeyan ve çıkarlarına alet edilmeyecek kadar değerli olan Rizemize her platformda sahip çıkalım. Vakıf – dernek gibi STK'ların daha aktif görev alarak bir an önce Rize ve Rizelilere karşı yapılan bu haksızlıkları dile getirmeleri ve gerekirse sürekli bir şekilde REİS'in kapısını aşındırmaları lazım. Aksi takdirde bu ve buna benzer tablolarla sık sık karşılaşmaya devam edecek ve öyle ya da böyle Ekim / Kasım 2027'de önümüze konulacak olan sandıklarda bunların cevabını da hak ettikleri bir şekilde vermiş olacağız!...
Rize dışında yaşayan ama Rize ve Rizelilerden bağını – irtibatını hiçbir şekilde kopartmayan hemşehri canlısı / sevdalısı olan bizler diyoruz ki;
“Bize her yer Rize değil,
Çünkü hiçbir yer Rize kadar güzel değil!...”
Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK