Süveyş ve Panama kanalları çok stratejik bir öneme sahiptir. Günümüzde Dünya ticaretinde bu kanalların payı epeyce büyüktür. Hali hazırda Kanalİstanbul projesi de gündemde. Kanalı bulunan ülkeler buralardan çok iyi gelir elde etmektedirler. Söz gelimi Süveyş Kanalı Mısır ekonomisine her yıl milyarlarca dolar gelir kazandırmaktadır. Bu kanal aslında bir Osmanlı projesiydi. Nasıl mı? Anlatalım.
Osmanlı'nın kudretli hükümdarı Yavuz Sultan Selim Han'ın Mısır'ı fethetmesiyle Osmanlı Akdeniz ticaretini tamamen eline almıştı. Bu dönemde Sultan Selim Han Kızıldeniz ve Akdeniz'i birleştirilmesi fikrini ortaya attı. Bu dönemde Osmanlılar Süveyş tersanelerinde inşa ettikleri büyük gemilerle açık denizlere açılma imkânı buldular. Süveyş'te bulunan Osmanlı donanması Akdeniz'deki gemilerinden gerekli yardımı alamıyordu. 1568'de Mısır Beylerbeyi'ne bir ferman gönderildi. Bu fermanda Kızıldeniz'le Akdeniz'in bağlantısının sağlanması yolunda gerekli çalışmaların yapılması emri verildi. Böylelikle burada bir kanal açma fikri ortaya çıktı. Ancak çeşitli sebeplerle Süveyş'e bir kanal açma fikri hayata geçirilemedi. Ama düşünce hep muhafaza edildi. Sait Paşa'nın 1854 tarihinde Mısır Valisi olmasıyla bu kanal meselesi tekrar gündeme geldi. Sait Paşa arkadaşı Mühendis Lessep kanal projesi için 1856'da onay aldı ve inşaat başladı. Bu inşaat yaklaşık 10 sene sürdü. Mısır'ın önemli şehri İsmailliye de bu inşaat sırasında kurulmuş oldu. Osmanlı'nın yarım bıraktığı kanal projesi Fransız ve İngilizlerin girişimleriyle tamamlandı.
Osmanlı'nın Süveyş'ten sonra önemli kanal projelerinden biri de Don- Volga Kanal Projesiydi. Karadeniz'in kuzeyinde kurulan Altınordu Devletinin varisleri Hazar denizi kuzeyinde Astarhanlık kurdu. Bu hanlık Kırım hâkimiyet bölgesinde idi. Ruslar daha sonra bu Astarhanlığı ele geçirince Türkistan'da bulunan Müslümanların hem İstanbul'la hem de Hac yollarıyla bağlantısı kesildi. Bu gelişme üzerine bölgede yaşayan Müslümanlar mektuplarla ve elçilerle Osmanlı'dan yardım istediler.
Cihan Devleti Osmanlı bu yardım çağrısına kayıtsız kalamazdı. Hemen harekete geçildi. Rusların Kafkasya, Kırım ve Türkistan'a ilerlemelerini engellemek için çareler arandı. Bölgede iki büyük nehir vardı. Hazar Denizi'ne dökülen Volga nehriyle, Azak Denizine dökülen Don nehrinin birleştirilmesiyle Karadeniz Hazar denizine bağlanacaktı. Böylece Ruslar engellenecekti. Osmanlı Devleti'nin ünlü sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa bu proje için Kefe Sancak beyini görevlendirdi. Kasım beyin emrindeki askeri birlikler ve teknisyenler hemen alt yapı çalışmalarına başladı. Ancak iki nehir arasında bulunan araziler çok sarptı. Bununla birlikte bu projeye Kırım Han'ı destek vermedi. Bu dönemde diğer önemli olaylar da yaşanınca bu proje ileri tarihe ertelendi. III. Murat döneminde kanalın açılması için girişimlerde bulunulduysa da bir netice çıkmadı.
Osmanlı Devleti'nin kanal projelerinden bir diğeri de Karadeniz'i Sakarya nehri havzasında bir kanal ile Sapanca gölüne ve oradan da acıkacak bir kanalla İzmit körfezine ulaşmak projesiydi. Bu kanal vasıtasıyla Karadeniz Marmarayla birleşecekti. Bu proje ilk defa Sultan Süleyman devrinde gündeme geldi. Projede Mimar Sinan ve Mimar Nikola görevlendirildi. Mimar Koca Sinan Sapanca gölünden İzmit körfezine kadar olan arazide alt yapı çalışmalarını tamamladı. Ancak bu devirde Osmanlı yoğun savaşlarla uğraşmaktaydı. Bundan dolayı proje ertelendi. III. Murat devrine gelindiğinde projenin hayata geçirilmesi düşünüldü. Mimarlar ve mühendislere görev verildi. Bu kanalın inşası için 30 bin işçinin toplanmasına karar verildi. Ancak bu proje çeşitli sebeplerle bir türlü yapılamadı. Bu proje daha sonra IV. Mehmet, III. Mustafa, Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülmecit dönemlerinde gündeme geldi, çalışmalar yapıldı ama netice alınamadı.
Ramazan Akbaş \ Timeturk