Son yıllarda Savunma Sanayiimizde yerlilik oranı yüzde 80'i aşmış durumda. Savunma Sanayii firmalarının mühendisleri kara, hava, deniz harp araçlarında ve elektronik harp sistemlerinde önemli gelişmelere imza atmakta. Yakın tarihimizde de savunma sanayiimizin yerli-milli olmasını isteyen ve bu yolda büyük gayret gösteren girişimciler vardı. İşte onlardan birisi Milli Savunma Sanayiimizin öncüsü Nuri Killigil idi.
Nuri Paşa 1889'da İstanbul'da dünyaya geldi. Enver Paşa'nın da kardeşidir. O da ağabeyi Enver Paşa gibi askerlik mesleğini seçti. Osmanlı'nın genç subayı Nuri Bey Trablusgarp Savaşında mücadele etmişti. Birkaç yıl sonra Birinci Cihan Harbi başladı. Bu savaşın son yılında Bakü Rus ve Ermenilerin işgali altındaydı. Türk yurdu Bakü işgalden kurtarılmalıydı. Bu şehrin düşmandan kurtarılması amacıyla Kafkas İslam Ordusu kuruldu. Osmanlı Orduları Başkomutan Vekili Enver Paşa kardeşi Nuri Paşa'nın rütbesini yükselterek onu Kafkas İslam Orduları kumandanlığına getirdi. Görevi alan Nuri Paşa önce Musul'a ve oradan da Gence şehrine vasıl oldu. Burada ordu komutasını alan Nuri Paşa birliklerini 14 Eylülde genel hücuma geçirdi. Bu hücumla Türk Birlikleri Bakü'yü düşman işgalinden kurtardı. Nuri Paşa şehri kurtarınca kendisine Bakü Fatihi ünvanı verildi. Bu gün bile Nuri Paşa Azerbaycan'da çok sevilmekte ve aziz hatırasına çok saygı duyulmakta.
Birinci Dünya Savaşı bitmişti. Nuri Paşa harp meydanlarında çok tecrübeler edinmişti. Bunlardan en önemlisi ordumuzun mekanik eksikliği olduğunu tespit etmesiydi. Bunun için askeri birliklerin kullandığı silahların milli ve yerli imkânlarla üretilmesi gerektiğini düşünüyordu. Bu düşüncesini faaliyete geçirerek milli savunma endüstrisini kurmak için girişimde bulundu. Tarih 1933'ü gösteriyordu. Nuri Paşa Zeytinburnu'nda bir fabrika tesis etti. Nuri Bey ve ekibi bu fabrikada yerli ve milli imkânlarla silahlar üretiyor. Hem ordunun silah ve mühimmat ihtiyacı gideriliyor hem de üretilen silah ve mühimmatlar Suriye, Mısır ve Pakistan'a ihraç ediliyordu. Hatta paşa kendi tasarımı olan devrin en iyi silahlarından biri olan kendi adını verdiği tabancayı üretti.
Nuri Killigil daha sonra fabrikasını Haliç kıyısında bulunan Sütlüce'ye taşıdı. Buradaki fabrikada büyük miktarlarda silah ve mühimmat üretilmeye devam etti. Bu dönemde Mısır, Pakistan, Suriye ve Filistin devletleri yüklü miktarda sipariş verdi. Nuri Paşa aldığı siparişleri üretmek için çok çalışıyordu. Tabii ki Nuri Paşa'nın milli ve yerli silah ve mühimmat üretmesi ve adı geçen dost ülkelere satması bu devletler üzerinde emelleri olan bazı çevreleri çok rahatsız etti. Paşa buna aldırış etmiyor, üretime son hızla devam ediyordu. Üretimin devam ettiği günlerdi. 2 Mart 1949'ta fabrikada büyük bir yangın çıktı. Nuri Paşa hemen fabrikaya geldi. Alevler etrafı sarmış ve mühimmatların olduğu depoya yönelmişti. Bunun üzerine alevlerin buraya girmesini engellemek için Nuri Paşa depo kısmına girdi. İstanbul itfaiyesi bütün gücüyle bu büyük yangına müdahale ediyordu. Bu esnada çok şiddetli bir patlama meydana geldi. Patlama o kadar şiddetliydi ki İstanbul'un birçok semtinden duyuldu. Bu şiddetli patlamada Nuri Paşa ve işçiler feci şekilde can verdiler. Nuri Paşa'nın bedeni günlerce arandı. Nuri Paşa'nın ve işçilerin bulunan uzuvları toplandı ve defnedildi. Bu dehşetli patlama haftalarca gazete manşetlerinden inmedi. Bu olayı duyan milletimiz derin bir hüzne boğuldu. Vatanın istiklali için cepheden cepheye koşan, savunma sanayii alanında da istikbalini hazırlamada büyük gayretlerde bulunan milli savunma sanayiimizin öncüsü Nuri Killigil Paşa ve işçilerinin ruhuna rahmet olsun. Onları rahmet ve minnetle anıyorum. Bugün onların yapmak istedikleri bir bir gerçek oluyor….
Ramazan Akbaş \ Timeturk