Cemil Filmer bir Osmanlı subayıdır. Birinci Dünya Savaşı devam ediyorken Cemil Bey'in Filistin cephesine gönderilmesi emri geldi. O bir tabur komutanıydı. Görevi alan Cemil Bey cepheye gitmek için trene binecekti. Kadıköy'e geldi. Bu sırada Haydarpaşa garında büyük bir patlama yaşandı. Bu patlamada Kadıköy'deki bazı evlerin camları kırıldı. Cemil Beyin treni hareket etti. Önce Halep'e gidecekti. Trende yakıt olarak zeytin çekirdeği kullanılıyordu. Çünkü o yıllarda kömür sıkıntısı çekilmekteydi. Bu yüzden tren yavaş hareket etmekte ve 1 günlük mesafeyi ancak dört günde gidebilmekteydi. Tren Konya'da kara saplandı. Konya'dan sonra güzergâhı takip eden bu tren Halep'e ulaştı. Cemil bey Halep'te Viranşehir'de görevlendirildiğini öğrendi. Oradan da İstanbul'a geri döndü. Burada 1 ay kaldıktan sonra tekrar cepheye gönderildi. Cepheye giden yolda Adana'ya ulaşan Cemil Bey anılarında Adana'da cepheye giden, cepheden gelen askerlerin, yaralıların ve kaçakların olması sebebiyle şehirde çok sıkı bir denetim olduğunu ifade eder. Adana'dan yola çıkan Cemil Bey Halep'e ulaştı. Halep'te komutasına Gazze mıntıkasına gönderilen bin askerin idaresi verildi. Komutayı alan Cemil Bey askerleri tren vagonlarına taksim etti. Vagonlara makineli tüfekler de yüklendi ve kaçanların kesinlikle vurulacağı uyarısı yapıldı. Tren hareket etmeden bu Osmanlı subayı uyumak için kendisine tuz yüklü vagonu seçti. Tren yoluna devam ederken Cemil Bey tuz vagonunda uyuyordu. Derken büyük bir sarsıntıyla uyandı. Bulundukları tren Şam'dan gelen bir lokomotifle çarpışmıştı. Buradan sonra yollarına devam edip Şam'a ulaştılar. Şam'da dinlendikten sonra askerler yeniden vagonlara bindirildi. Tren kavurucu sıcakta Kudüs'e doğru ilerliyordu. Bir Osmanlı subayı treni durdurdu. Cemil Bey'e İngilizlerin Kudüs'e giden büyün demiryolları istasyonlarını zapt ettiklerini, yollarına devam ettikleri takdirde İngilizlerin eline esir düşeceklerini söyledi. Askerlerin yaya yoluyla sıkı bir yürüyüşle Kudüs'e üç günde varabileceklerini de ifade etti. Bunun üzerine Cemil Bey komutasındaki askerleri sıkı bir yürüyüş nizamına sokarak yürütmeye başladı.
Cepheye giden bu askerler ağaç olmayan kıraç araziden yollarına devam ettiler. Tabii bu askerlere yemek olarak kuru fasulye pilav verilmektedir. Cemil bey bu menünün askere moral olduğu belirtmektedir. Yürüyüşte kendi haritaları yetersiz kalan askerler İngiliz haritalarından da istifade ettiler. İlerde istirahat verildiğinde komutan askerlerine yakınlardaki köylere kadar gitmelerini tavuk, yumurta ne bulurlarsa alıp getirmelerini emretti. İstirahatten sonra Cemil Bey komutasındaki askeri birlik çok zorlu bir yolculuktan sonra Nablus'a ulaştı. Askerler buradan kamyonlarla Kudüs'e vardı. Cemil Bey şehre vardığında Yıldırım Orduları karargâhına gitti. Karargâhın bulunduğu otelin birinci kata çıktığında Fevzi Çakmak Paşa'nın harita üzerinde çalıştığını gördü. Salonda tansiyon yüksekti. Tartışmalar yüksek sesle yapılmaktaydı ve ortamda bir telaş ortamı mevcuttu. Zira İngilizler ağır ağır Kudüs'e ilerlemekteydiler. Mehmetçik 4 asır kaldığı bu şehirden mecburen geri çekilmek durumundaydı. Bu geri çekilmede askerler yollar sığmıyordu. Bu askerlerimizin içinden bazı fedai askerlerimiz artçı birlik olarak kaldılar. Burada kalacak kahraman askerlerimiz kutsal şehir Kudüs'ü son mermilerine kadar kanlarının son damlasına kadar savunacaklardı. Askerlerimizden bir kısmı minarelere çıkıp makineli tüfeklerini yerleştirdiler ve İngilizleri beklemeye koyuldular. İngilizlerin Hint süvari birlikleri şehre girdiğinde ellerindeki uzun mızraklarla yaralı askerlere saplıyorlardı. Bu esnada minarelerdeki kahraman askerlerimiz düşmanın üzerine kurşun yağdırıyordu. Askerlerimiz son mermilerine kadar Kudüs'ü savundular. Türk askeri Filistin cephesi boyunca bütün toprakları kanlarıyla suladıktan sonra kutsal şehir Kudüs'ten çekildiler.