Dolar

43,9558

Euro

51,1139

Altın

7.245,99

Bist

12.933,40

'Başkanlık Sistemi'ni geleceğe taşıyacak 'kurumsal değişiklikler'

2 Saat Önce Güncellendi

2026-03-04 00:33:50

Günay Ertan Akgün

Mehmet Âkif ERSOY'un bir sözü vardır, hatırlar mısınız; “Eski; eski olduğu için değil kötü olduğu için atılır. Yeni; yeni olduğu için değil iyi olduğu için alınır”!...

ÖZAL, ECEVİT, DEMİREL, İNÖNÜ gibi eski ve hepsi de merhum olan siyasi liderlerin “hayal” ve “ihtiyaç” tan da öte bir an önce geçilmesinin gerekliliğini dillendirdikleri, hiçbir lidere nasip olmayacak şekilde çeyrek asra yanaşacak iktidarın başında olan Cumhurbaşkanı ERDOĞAN sayesinde 2018'den bu yana tanıştığımız (ihtiyaçlara cevap vermeyen - eski – köhnemiş sistem “kötü” olduğu için atılıp yerine daha işlevsel – ihtiyaçlara cevap verecek - “iyi” olduğu için alınan) uygulamaya konulup o yıldan günümüze kadar “yönetim sistemi” olarak kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi; eksik ve yanlış uygulamalarıyla hep gündemimizi meşgul etmiş, neredeyse 10 yıla varacak olan macerasıyla kısa sürede bir türlü kendinden beklenileni ortaya koyamamış, hatta sistem “Türk tipi başkanlık” adıyla da dalga konusu olmuştur. Çuvaldızını başkasına batırırsanız bu haklı serzenişimizi görmezden gelirsiniz!..

“Muhalefet olsun!” diye her şeye “kötü” deme gibi pis bir alışkanlığımız var, bunu bir tarafa not ederek devam edelim. “Başkanlık sistemi” yle tanıştığımız günden beri yazdığımız birçok yazıda da açıkça belirttiğimiz üzere sistemin en büyük handikapları; “tek adam” lık üzerinden yapılan haklı eleştirilere kulak asılmaması, bürokrasi hazretlerinin sistemde meydana getirdiği hantallıkların devam etmesi, dışarıdan yapılan bakanlık atamaları ve her bürokratın “başkan” tarafından atanması vs. olumsuzluklar olmuş ve bunlar sistemin açıkları olarak dillendirilmiştir. Başkanlık sisteminin bu yönü bile güncelliğini yitiren ancak ihtiyaç duyulan eski “üçlü atama kararnameleri” ni aratır olmuştur.

“Külliye” olarak adlandırılan “cumhurbaşkanlığı merkezi yönetimi” nde oluşan zırh, iş takipçisi konumuna gelen birilerinin arı kovanı gibi bu makamı ya da bağlantılarını mesken edinmesi, bir başkan yardımcısının eksik ya da yetersiz kalması ve buna benzer sorunları defalarca dile getirmiş olmamıza rağmen merkezi otoritenin pansuman tedbirlerle değil kalıcı kurumsal düzenlemelerle marka değeri olan bir “başkanlık sistemi” ni getirmesi daha uygun olmaz mı?!..

Başkanlık sistemindeki açıkları ve kurumsal düzenlemelerle ilgili tekliflerimizi peyderpey dile getiriyoruz. Gün geçtikçe ve bazı değişiklikler de hasıl oldukça “kişiler gidici, devletimiz (makamlarımız) kalıcı” gerçeğinden de hareket ederek bunları yinelemeye çalışacağız;

1 – Cumhurbaşkanı yardımcı sayılarının arttırılması;

Koşan – koşturan, yorulmak nedir bilmeyen, hastalığı ve yaşına rağmen binlerce gence taş çıkartırcasına hani başı yastık görmeyen bir lidere sahip olmamız Allah'ın bize sağlayacağı en büyük lütuflardan birisi olsa da cumhurbaşkanımız ERDOĞAN'ın da bir insan / fani olduğunu unutuyoruz. İşte hem iş yükünün hafifletilmesi hem yıllardır şikâyet ettiğimiz bürokrasideki hantallığın ortadan kaldırılması ve hem de devletimizi daha “kurumsal” bir yapıya kavuşturmak için külliyedeki “idari yapı” nın yeniden güncellenmesi / güçlendirilmesi gerekir. Bunun için de mevcut durumda “bir” olan cumhurbaşkanı yardımcı sayılarını en az “dört” e çıkartılması elzemdir.

Cumhurbaşkanı birinci yardımcısı; Külliyedeki merkezi yönetimin idaresinden, vekaleten cumhurbaşkanlığı görevinden, bakanlıklara bağlı olmayan başkanlık – genel müdürlük gibi birimlerin yönetiminden sorumlu olacaktır, olması da gerekir.

Cumhurbaşkanı ikinci yardımcısı; Emniyet, ordu, MİT gibi kurumların koordinasyonundan (bilhassa emniyet müdürü, vali, kuvvet komutanları, MİT başkanı atamalarından) sorumlu olacaktır. Bunun ne demek olduğunu anlayabilmemiz için 15 Temmuz 2016 hain gecesinde ne yaşadıklarımıza bakmamız yeterli olacaktır.

Cumhurbaşkanı üçüncü ve dördüncü yardımcıları; Kabinede yer alan bakanlıkların yarısını bir “yardımcı” kalan yarısı da diğer “yardımcı” tarafından koordine edilecek, atama ve sorumluluklar bunlar tarafından üstlenilecektir. Dolayısıyla “üçlü atama kararnameleri” ne benzer yeni bir sistem getirilmiş olacaktır.

2 – Bakanlıkların ad – sayı, sorumluluk ve içeriklerinin değiştirilmesi;

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden de önce bazı bakanlıkların adları, birleştirilmeleri gündeme gelmiş ve ihtiyaç hasıl oldukça bazı değişikliklere de gidilmişti. Eski sistemde olan “devlet bakanlığı” tamamen kaldırılmış bunlara bağlı olan kurum – kuruluşlar direkt olarak cumhurbaşkanlığına bağlanmış ve yönetim bu şekilde devam ettirile ettirile günümüze kadar getirilmiştir. Ancak gerek bakanlıklara ve gerekse cumhurbaşkanlığına bağlı olan birimler öyle bir hâle geldi ki bunların neredeyse “bakanlık” şekline dönüşmesi ihtiyaç halini almıştır.

Mevcut sistemde yer alan kabinede hem bakanlıkların isimlerinin değiştirilmesi, hem yeni bakanlıkların kurulması ve hem de bazılarının birleştirilmesiyle ilgili olarak bizim de bazı tekliflerimiz olacaktır;

a - İçişleri bakanlığındaki değişiklikler;

İçişleri bakanlığının adı “İç Güvenlik ve İstihbarat Bakanlığı” olarak değiştirilmelidir. MİT bu bakanlığa bağlanmalı, jandarma dışında kalan ordu kuvvetlerinin istihbarat birimleriyle birlikte koordineli bir çalışma yapılmalıdır. İçişleri bakanlığı; tamamen güvenlik – istihbarat ağırlıklı olmalı, jandarma ile polis daha etkin hâle getirilmelidir.

Ülkemizde yaşanan yangın, sel, deprem gibi afetlerde gördüğümüz ve göz dolduran çalışmalarıyla sahadan güzel haberler verdiğine şahit olduğumuz AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) ın artık bakanlığa dönüştürülmesi gerekir. Bu, hem afet zamanında sahanın tek elden yönetilmesini daha etkin kılar, hem dezenformasyona sebebiyet vermeyecek bilgi kirliliğini ve hem de çok başlılığı ortadan kaldırır.

Ülkemiz, bulunduğu coğrafya ve milletimizin sahip olduğu merhamet – vicdan duygularından dolayı sürekli göç alan bir ülkedir. Etrafımızda cereyan eden terör – savaş – deprem – sel – salgın hastalık gibi olumsuz etkenlerden dolayı sığınılacak bir liman olarak görülmesinden dolayı sürekli göç alan ülkemizdeki sosyal olaylar, ne yazık ki bir “genel müdürlük” tarafından yürütülmektedir. Ayrıca devlet ve milletlerin kalkınmasında önemli rol oynayan “nüfus” konusunda meydana gelen azalma, nüfus artış hızının düşmesi, farklı nedenlerden dolayı ülkelere göç etme gibi sosyal çözülmeler de neredeyse hastalık ve tedbir alınacak düzeye geldiği için artık bu işlemlerin tek elden yapılmasının gerekliliği ortaya çıkmıştır. Sırf bunlardan dolayı bile acilen bir “Nüfus ve Göç Politikaları Bakanlığı” nın kurulması gerekir.

Muhtarlıklar ve belediyeler, İçişleri bakanlığından ayrılmalı ve yerine “Yerel Yönetimler Bakanlığı” kurulmalıdır.

b – Diğer bakanlıklardaki değişiklikler;

“Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı” nın ismi “İmar ve Şehircilik Bakanlığı” olarak değiştirilmeli ve devamında da “Çevre, Orman ve Meteoroloji Bakanlığı” adlı yeni bir bakanlık da kurulmalıdır.

“Denizcilik ve Su Kaynakları Bakanlığı” kurulmalı, (yarımada olan ve hem etrafını çevreleyen ve hem de iç denizi olan bir ülkeye, onlarca irili – ufaklı dere / nehir ve göllere, “balıkçılık” sektörünü çok iyi bilen ve bu konuda yurtdışında bile denizcilik faaliyetlerini yürüten bir sektöre sahip olmamıza rağmen ne yazık ki bu faaliyetleri yürütecek bir bakanlığımız bugüne kadar olmadı. Teklifimizi gören biri olur da sesimize de kulak vermiş olur.)

“Tarım ve Orman Bakanlığı” nın adı “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı” olarak değiştirilmeli,

“Gençlik ve Spor Bakanlığı” nın adı “Spor Bakanlığı” olarak değiştirilmeli,

“Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı” nın adı “Aile, Gençlik ve Toplum Hizmetleri Bakanlığı” olarak değiştirilmeli,

“Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı” nın adı “Maden ve Enerji Bakanlığı” olmalı,

“Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı” nın adı “Sanayi ve Kalkınma Bakanlığı” olmalı,

“Haberleşme, Teknoloji ve Uzay Bakanlığı” kurulmalı (Uzay ve hava egemenliğinin öneminin tecrübe edildiği son yılların iyice analiz edilmesi ve uzayda varlığımızın hissettirilmesi gerekir. Türkiye'ye has bir üs kurulması, TUSAŞ, TAİ, Uzay ajansı vb kuruluşların ihracat ağırlıklı satışları desteklenmeli, vergi – sigorta primi gibi muafiyetler de sağlanmalıdır.)

“Kültür ve Turizm Bakanlığı” nın “turizm” kısmı ayrı bir bakanlık olarak kalması, “kültür” kısmında da isim değişikliğine gidilerek “Kültür, Vakıflar ve Tarihi Eserler Bakanlığı” adıyla yeni bir bakanlık kurulmalıdır.

“Dış Türkler Bakanlığı” adıyla yeni bir bakanlık kurulmalıdır. “Gurbetçi” adıyla anılan vatandaşlarımız ile diğer devletlerde yaşayan soydaşlarımızın tüm sorun ve beklentileri bu bakanlık üzerinden giderilmelidir. Ayrıca Türk cumhuriyetleriyle olan ilişkiler, bu bakanlık üzerinden yürütülmeli ve TİKA benzeri kurum ve kuruluşlar da bu bakanlığa bağlanmalıdır.

“Milli Savunma Bakanlığı” nın ismi “Ordu ve Savunma Sanayi Bakanlığı” olarak değiştirilmeli, savunma sanayi alanında faaliyet gösteren başta Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) olmak üzere tüm kurum – kuruluş ve şirketler bu bakanlığa bağlanmalıdır.

Başkanlık sisteminin daha “kurumsal” bir hâle gelmesiyle ilgili teklif ve çalışmalarımızı paylaşmaya devam edeceğiz.

Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Fatmanur öğretmenin 20 senelik paylaşımı ortaya çıktı

Haber Ara