Dolar

44,8573

Euro

52,8184

Altın

6.966,26

Bist

14.587,93

Bugün yaşanan bu faciayı siyasete bağlamak tam anlamıyla düpedüz yavşaklıktır!

5 Saat Önce Güncellendi

2026-04-18 00:03:15

Ahmet Keser

Toplumu konuşurken her şeyi siyasetin dar çerçevesine sıkıştırmak, gerçeği eksik okumaktır.

Çünkü mesele yalnızca iktidarlar, yasalar ya da politik tercihler değil; çok daha derin, çok daha köklü bir yapıya dayanıyor.

Ben farklı dönemleri görmüş biriyim.

Ecevit'ten Demirel'e, Özal'dan Çiller'e kadar uzanan yıllar…

İktidarlar değişti, isimler değişti, söylemler değişti.

Ama bazı şeyler yerinde saydı.

Çünkü asıl değişmesi gereken yer sandık değil, toplumun kendisidir.

Eğitim dediğimiz olgu, okul sıralarında başlamaz.

Önce evde şekillenir.

Çocuğun karakteri, disiplini, hayata bakışı anne ve babanın elinde yoğrulur.

Okul ise bunun üzerine bilgi inşa eder.

Temel eksikse, üzerine ne koyarsanız koyun sağlam durmaz.

Bugün yaşadığımız dönüşüm sadece bize özgü değil.

Dijital çağ, internet, hızla değişen dünya düzeni…

Bunların hepsi toplumsal yapıyı altüst etti.

Eski normlar çözüldü, yenileri ise tam oturmadı.

Bu yüzden yaşanan sorunları tek bir nedene indirgemek, hele ki sadece siyasete bağlamak, günümüz iktidarını suçlayıcı söylemler üretmek tam anlamıyla düpedüz yavşaklıktır!

Ekonomik dalgalanmalar da bu işin bir parçası.

Tarih boyunca her ülke inişler ve çıkışlar yaşamıştır.

Finlandiya'nın uzun yıllar süren ekonomik sıkıntılardan sonra nasıl toparlandığını biliyoruz.

Yani kriz dediğimiz şey, doğru yönetilirse geçici bir süreçtir.

Ama toplumsal çöküş öyle değildir; onu onarmak çok daha zordur.

Bugün asıl mesele burada yatıyor.

Değerler aşınıyor, sorumluluk duygusu zayıflıyor, birey ile toplum arasındaki bağ kopuyor.

Özgürlük tartışmaları yapılırken, dünyanın başka yerlerinde çok daha ağır sosyal problemler yaşandığını görmezden geliyoruz.

Japonya'da artan intihar oranları, Avrupa'nın bazı ülkelerinde derinleşen yalnızlık…

Bunlar da modern dünyanın karanlık yüzü.

Eğitim sisteminde hatalar yok mu?

Elbette var.

Plansız reformlar, günü kurtaran düzenlemeler…

Ancak bütün yükü sisteme yıkmak da bir başka kaçış yolu.

Çünkü hiçbir sistem, evde verilmeyen terbiyeyi sonradan kazandıramaz.

Gerçek şu ki; çocuk yetiştirmek bir sorumluluktur, bir yatırım değil.

Sevgi yerine para verilen…

İlgi yerine sınırsız özgürlük sunulan…

Sınır konulmadan büyütülen bir nesilden güçlü bir toplum çıkmaz!

Çıkmıyor!

“Benim çocuğum en iyisini bilir” anlayışı, aslında en büyük ihmalin üzerini örten bir cümledir.

Sonuç olarak, değişimi dışarıda aramak kolaydır.

Ama zor olan, aynaya bakmaktır.

Çünkü bu hikâyede herkesin payı var.

Sadece yönetenler değil, yetiştirenler de sorumludur.

Ve belki de en acı gerçek şudur:

Bir toplum, kendi yetiştiremediği nesli, hiçbir sistemle düzeltemez!

Ahmet Keser/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Ayser Çalık Ortaokulu kapatılıyor

Haber Ara