Ortalığı karıştırıp bir türlü rahat durmuyorsunuz.
Elinize silah alıyor, sağa sola ateş ediyorsunuz.
Sonra iş dönüp dolaşıp sizi vurunca, birden mağdur edebiyatına başlıyorsunuz.
Emperyalist ağalarınızın elinize tutuşturduğu o namluyu çevirip size ittiriyorlar !
İşte o zaman başlıyor zırlama faslı…
Yok “Kürtlere zulüm!”
Yok “Rojava!”
Yok “Halep!”
Yok “bıjı mıjı!”
Bir durun artık!
Ya ortalığı karıştırmayın,
ya da başınıza gelenin arkasından ağlamayı bırakın.
Bu coğrafya sizin bitmeyen ajitasyonunuzu, sahte mağduriyetinizi, kirli hesabınızı taşımak zorunda değil.
Yeter!
Gidin, çekilin kendi karanlık alanlarınıza.
İnin ininize de şu milleti bir rahat bırakın.
Çünkü biz bu topraklarda birlikte yaşıyoruz.
Kürdüyle, Türküyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle…
Asırlardır yan yanayız.
Acıyı da ekmeği de bölüşmüşüz.
Birlikte gülmüş, birlikte ağlamışız.
Sizin derdiniz halklar değil.
Sizin derdiniz özgürlük hiç değil.
Sizin derdiniz; emperyalizmin bu coğrafyada kullandığı taşeronluk.
Ve bu ülke, bu millet, bu coğrafya artık bu oyunu görüyor.
Ne çok çektik be şu emperyalizmin itlerinden…
Ama şunu bilin:
Bu topraklar, sizin silahınıza da yalanınıza da teslim olmayacak.
Ahmet Keser \ Timeturk