Ensar Vakfı üzerinden yıllarca ahkâm kesenler, ekran ekran dolaşıp “ahlak” dersi verenler, kürsülerden yüksek perdeden konuşanlar…
Bugün ne diyecek?
16 yaşında bir kız çocuğu…
Hayatının baharında, korunması gerekirken…
Önce istismara uğruyor, sonra hayattan koparılıyor.
Bu bir haber değil.
Bu, vicdanın kaldırabileceği bir yük değil.
Ve iddiaların odağında bir belediye başkanı.
Yani sıradan biri değil…
Devleti temsil eden, halka hizmet etmekle yükümlü bir makam.
Daha da vahimi ne biliyor musunuz?
Ailenin üzerine gidildiği, şikâyetin geri çekilmesi için baskı kurulduğu yönünde ciddi iddialar var.
Bu iddiaların içinde bir milletvekilinin adı geçiyor.
Üstelik bir kadın milletvekili…
Şimdi sormak gerekiyor:
Hani kadın hakları?
Hani çocukların korunması?
Hani adalet?
Söz konusu olan bir siyasi rakip olduğunda, günlerce manşetlerden inmeyenler…
Kendi içlerinden çıkan böylesi ağır iddialar karşısında neden suskun?
Olay ortaya çıktığında yaşananlar ise ayrı bir ibretlik tablo…
Suçu üstlenmeye çalışanlar…
“Mesajları ben yazdım” diyerek süreci manipüle etmeye kalkışanlar…
Ve yargının bu oyunu kabul etmemesi…
Eğer bunlar doğru değilse, çıkın açıkça konuşun.
Belgeleriyle, delilleriyle anlatın.
Ama eğer doğruysa…
O zaman bu suskunluk, bu kaçış, bu üstünü örtme çabası…
Sizi daha da ağır bir sorumluluğun altına sokar.
Çünkü mesele artık siyaset değil.
Mesele bir çocuğun hayatı.
Yıllarca bir vakıf üzerinden genelleme yapıp, toplumu ayrıştıranlar…
Bugün aynı hassasiyeti göstermek zorunda.
Bugün aynı sertliği kendi içlerine yöneltmek zorunda.
Aksi halde ortaya çıkan tablo çok net:
Söylem başka, gerçek başka.
Kürsüde anlatılan başka, sahada yaşanan başka.
Ve en acısı…
Siyasetin kirli dili, yine en savunmasızın üzerinden kendini var ediyor.
Bir çocuğun hayatı üzerinden kimse siyaset yapmamalı.
Ama bir çocuğun hayatı söz konusuysa da kimse susmamalı.
Bu millet artık şunu görmek istiyor:
Gerçek bir yüzleşme.
Gerçek bir hesap verme.
Kim olursa olsun…
Hangi makamda olursa olsun…
Hangi partiden gelirse gelsin…
Çocuk istismarı ve şiddet söz konusuysa,
Hiç kimse korunmamalı.
Hiç kimseye kalkan olunmamalı.
Adalet, ancak herkese eşit uygulandığında anlamlıdır.
Gerisi…
Sadece gürültü.
Ahmet Keser/TİMETÜRK