Gümüş üzerinden başlayabilecek bir sorgulama, bütün türev zincirini tartışmaya açabilir.
Bir sistem düşünün… Her şey çalışıyor gibi görünüyor. Ekranlar akıyor, fiyatlar oluşuyor, hesaplarda rakamlar büyüyor. İnsanlar “aldım” diyor, “sattım” diyor. Ama kimse dönüp şunu sormuyor: Gerçekten ne aldık?
Finans dünyasında en tehlikeli an, fiyatın yükseldiği an değildir. En tehlikeli an, temsil ile gerçek arasındaki mesafenin açıldığı andır. Bugün tartışılan mesele tam olarak bu. Bir metal üzerinden başlayan soru, aslında bütün finansal yapının sağlamasını yapıyor.
En Temelden Başlayalım
Bir külçe gümüş düşünün. Elinizle tutabiliyorsunuz. Ağırlığı var. Depoya koyuyorsunuz. Buna fiziki denir. Gerçek maldır.
Şimdi bir de bunun “kâğıt hali” var.
Birisi size diyor ki: “Depoda 1 kilo gümüş var. Bu da onun belgesi.” Siz belgeyi alıyorsunuz. Gümüşü elinize almıyorsunuz ama o belgeyi gümüş yerine kullanıyorsunuz. İşte buna sözleşme ya da kontrat denir. Yani gelecekte size gümüş verileceğine dair bir söz.
Buraya kadar sorun yok. Sorun, bu sözlerin sayısı gerçek metalin önüne geçtiğinde başlar.
Kontrat, ETF, Banka Hesabı
Kontrat şudur: “Sana üç ay sonra şu fiyattan gümüş vereceğim.”
Çoğu zaman kimse üç ay sonra gidip gümüşü almaz. Fiyat farkı hesaplanır, para ödenir, iş kapanır. Yani metal yerinden kıpırdamaz ama onun üzerine yazılmış sözler dolaşır.
ETF daha da basittir. “Biz gümüş aldık, kasaya koyduk. Sen külçe taşıma, bizim çıkardığımız hisseyi al.” Siz borsadan bir hisse alırsınız ve “gümüş aldım” dersiniz. Ama aldığınız şey bir temsil belgesidir.
Bankadaki altın-gümüş hesabı da aynıdır. Ekranda gram yazar. Ama bankaya gidip her zaman fiziki teslim alabiliyor musunuz? Çoğu zaman hayır. Ya ücret çıkar, ya süre uzar, ya da nakit teklif edilir.
Demek ki sistemin büyük kısmı fiziki metal değil; kaydi kayıttır.
Sorun Nerede?
Gerçek gümüş bir yerde durur. Ama onun üzerine çok sayıda “gümüş sözü” yazılır.
Bir çiftçinin 10 ton domatesi olduğunu düşünün. Ama 50 tonluk satış sözleşmesi yapıyor. Neden? Çünkü herkes aynı anda gelip domatesini istemiyor. Sistem böyle çalışıyor.
Ama bir gün herkes gelirse? Domates 10 ton. Sözleşme 50 ton. Açık ortaya çıkar.
Gümüşte Olan Ne?
Bugün gümüş piyasasında konuşulan mesele tam olarak bu.
Gümüş fiyatının küresel referans noktalarından biri COMEX. Ancak burası fiziki külçe pazarı değil; vadeli sözleşmelerin işlem gördüğü bir borsa. Çoğu zaman metal değil, metal sözü el değiştiriyor.
CME Group'un yayımladığı resmi verilere göre COMEX depolarında teslimata hazır olarak sınıflandırılan gümüş miktarı yaklaşık 90–100 milyon ons bandında.
(Kaynak: CME Group Daily Metal Stocks Report)
Normal koşullarda bu sorun değildir. Çünkü kontratların büyük bölümü fiziki teslimle kapanmaz. Ancak son dönemde iki veri dikkat çekiyor.
Birincisi, fiziki teslim oranlarındaki artış. Normalde yüzde 1'in altında kalan teslim oranları bazı dönemlerde yüzde 20–25 bandına yaklaştı. Ocak ayında fiziki teslim talebi yaklaşık 50 milyon ons seviyesine ulaştı. Bu alışılmışın oldukça üzerinde.
İkincisi, açık pozisyon büyüklüğü. COMEX'te işlem gören toplam sözleşme hacmi zaman zaman 800 milyon – 1 milyar ons aralığına yaklaşıyor.
(Kaynak: CME Group Futures & Options Open Interest Data)
Yani piyasada dolaşan sözleşme miktarı, depodaki fiziki metalin kat kat üzerinde. Bu yapı yıllardır çalıştı. Çünkü herkes aynı anda metal istemedi. Fakat Mart ayı yoğun teslim dönemlerinden biri. Mart vadeleri için fiziki talepler 27–28 Şubat'ta netleşiyor. Piyasa beklentisi ise teslimat talebinin 120 milyon onsun üzerine çıkabileceği yönünde.
Yani depolardaki yaklaşık 100 milyon onsun üzerinde bir fiziki talep ihtimali konuşuluyor. Eğer böyle bir tablo oluşursa sistem bir tercihle karşı karşıya kalır: Ya teslimat yapılır,
ya da sözleşmeler nakit uzlaşmayla kapatılır.
COMEX kuralları buna izin veriyor. “Force majeure” benzeri hükümlerle fiziki yerine nakit ödeme yapılabilir. Hukuken mümkün. Ama mesele hukuki değil.
Eğer fiziki piyasada metal farklı bir fiyattan işlem görürken vadeli kontratlar ekran fiyatından kapatılırsa, aradaki makas güveni zedeler. Ve o anda soru büyür:
Ben gerçekten metal mi aldım, yoksa sadece metal fiyatı mı?
Neden Gümüş?
Çünkü gümüş piyasası altına göre daha küçük, daha sığ. Fiziki arzı sınırlı. Bu yüzden test burada daha görünür olabilir.
Ama mesele gümüş değil.
Eğer bir yerde “kağıt” ile “gerçek” arasındaki fark görünür hale gelirse, yatırımcı aynı soruyu başka alanlara taşır: Altında durum ne? Diğer emtialarda? Tahvillerde? Fonlarda?
Güven bir kez sorgulanmaya başlarsa, bu sadece bir piyasa meselesi olmaz.
Tarih Ne Söylüyor?
1929'da kriz borsada başladı ama bankalarda derinleşti. Çünkü krediyle şişmiş değerler teminattı.
2008'de kriz konut kredilerinde başladı ama küresel finans sistemine yayıldı. Çünkü mortgage kağıtları bilançolarda güvenle tutuluyordu.
Bugün tablo daha büyük. Türev piyasalarının hacmi dünya ekonomisinin toplam üretiminin kat kat üzerinde. Zincir küresel. Her şey birbirine bağlı. Bu yüzden kırılma metal bittiği için değil; güven sorgulandığı için olur.
Finansal sistem, ürettiği sözlerin arkasında gerçekten durabiliyor mu? Eğer cevap evetse, sorun yok. Ama cevap “nakitle uzlaşırız” noktasına gelirse, mesele fiyat olmaktan çıkar. Mesele güven olur.
“Kıyamet gümüşten kopacak” derken anlatılan tam da bu. Bir metal üzerinden başlayabilecek bir sorgulama, bütün türev zincirini tartışmaya açabilir.
Ve finans dünyasında en büyük kırılmalar, fiyat düştüğü için değil; güven kaybolduğu için yaşanır.
Aydoğan Yüce/TİMETÜRK