Değerli okuyucum;
Bizler, misafiri olduğumuz şu dünya hanesine yalnız başımıza geldiğimizi düşünüyoruz. Halbuki biz bu dünyaya yalnız başımıza gelmedik!
Şöyle ki; Daha annemizin karnındayken annemizle duygusal bağ kurduk, annemiz güldüyse güldük, ağladıysa ağladık yani bir şekliyle annemizle beraberdik.
Ayrıca meleklere inanmış ve iman etmiş Müslümanlar olarak da dünyaya gelen her kul için en az iki yazıcı meleğin tahsis edildiği inancındayız!
Gözlerimizi dünyaya açtığımızda ise etrafımızda annemiz, babamız ve ailemiz vardı.
Yani biz varoluşumuzdan beri hiçbir zaman yalnız kalmadık.
Her şeyden önemlisi de bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayan ve bırakmayacak olan Yüce Allah'ımız var!
21. yüzyılın sosyopsikoljik mimarları insanoğlunu önce dijital kavimler göçüne zorlamış, devamında ise büyük bir çoğunluğunu kalabalıklar içinde yalnızlaştırmış, yönetilmesi, idare edilmesi ve yönlendirilmesi kolay; Amaçsız, hedefsiz, davasız ve bilinçsiz, köklerinden koparılmış, en küçük bir rüzgarın ve akımın savurduğu saman çöpü haline getirmeyi amaçlamış ve maalesef büyük oranda da başarılı olmuşlardır.
İnternet dünyasını kontrolsüz kullanmaya başlayan yeni nesil çocuklarımız, sözümona medeni ve çağdaş batasıca batıya özenmiş, teknik ve teknolojik anlamda ilerleyince insani ve ahlaki anlamda da ilerleme kaydedeceği yalanına maalesef inanmıştır.
Benim din kardeşim;
Batının iki yüzlülüğünü, mutluluğun yalnızlıkta olduğu, her şeyden önce kendi konforlu hayatının önemli olduğu, sözde merhamet abidesi,
İngilizlerin bir milyonu aşkın Sudan'lı Müslümanı katletmelerini, Fransızların yüzbinlerce Cezair'li Müslümanı şehit etmesini, Gazze'den Suriye'ye, Doğu Türkistan'dan Somali'ye katilin sözde medeni, maktülün ise gerici olduğu yalanını ne zaman görmeyi ve haykırmayı düşünüyoruz?
Genç kardeşim, şu batı hayranlığı hastalığından ne vakit kurtulacağız?
Batasıca Batı ve Amerika kendi katilleri, yalancıları ve sırtlanları etrafında bu denli kenetlenmiş ve dünyanın gözünün içine bakarak azılı katillerini fütursuzca savunurken biz Müslümanlar ne zaman Hak'kın ve hakikatin yanında olup, doğrularımızı, yiğitlerimizi ve Aslanlarımızı savunacağız?
Böl, parçala, yut taktiği ile bütün bir insanlığı kendisine köle addeden kan emici vampirlere karşı daha ne zaman kalplerimizi birbirine bağlayacağız?
Birliktelikte Rahmet, Ayrılıkta ise fitne ve hezimet vardır buyuran Peygamberimizin karanlıkları aydınlığa çeviren o güzide nasihatlerine ne zaman kulak vereceğiz?
Dostlar, yeni dünya düzeni bizleri iyice yalnızlaştırmış durumda.
Şehirlerde komşuların birbirinden bîhaber yaşamaları, akraba bağlarının koparılıp, kardeşlik hukukunun menfaat ilişkisinden öteye geçmediği bir hayatın ne dünyamıza ne de ahiretimize faydası yoktur!
Dijital dünya bizleri önce kedisine bağımlı hale getirdi. Adeta alternatifli bir hayat sundu.
Alternatif sanal aile, sanal anne baba, sanal sosyal çevre gibi. Hatta daha ötesine geçip sanal din, sanal inanç manzumesi ve sanal ilahlar üreterek bu zehirli akımı bal tepsisinde önümüze koydu. Kopardı bizleri önce ailemizden sonra da akraba ve arkadaş çevremizden.
Biz biliyoruz ki bu salgın hastalığın tedavisi yine satırlara ve sadırlara deva olan Peygamber reçetesindedir.
Özellikle, gelmeyene gitmek, ikram etmek, selamı yaygınlaştırıp insanlara karşılıksız ve çıkar gözetmeden hal hatır sorarak gözlerinin içine bakıp yalnız olmadığını ve yalnız olmayacağı umudunu aşılamamız gerektiği mucizevi bağı kalplerimize örüp bu ağı her zamankinden daha güçlü hale getirmektir.
Timeturk
Salih Kırmızı