Muhterem okuyucum,
Hani çok güzel bir söz vardır ya;
"Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz-ü felâh; Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salâh."
Genelde Ehl-i Sünnet özelde ise Müslüman Türk Milleti'nin öteden beridir omuzlarındaki yük hep ağır olmuştur.
Bizler şanlı ecdadımızdan aldığımız o ilahi ve tarihi mirası taşımayı her çağda vazife addetmiş, değil kendi gönül coğrafyamızın bütün bir insanlığın adalet ve merhamet umudu ve hatta emniyetle sığınacağı güven limanı olmuş bir milletiz.
Mazlumun sesi, haklının savunucusu, kimsesizin kimsesi olmuş; bırakın dost övgüsünü düşmanının bile “en şerefli ve onurlu düşman” diye sitayişle bahsetmiş olduğu asil bir milletiz.
Mazlumun arşa yükselen çığlıklarını kimseler görmese bile biz görmezden gelemeyiz.
Sednaya hapishanesindeki o mümine bacılarımızın ağıtlarına sözümona medeni ve çağdaş insanlar sağır kesilse bile biz duymazdan gelmeyiz.
Irak'ın iffetli anneleri namuslarının korunması için Avrupa, Rusya veya Amerika‘ya değil Âli Osmanî bakiyesi olan Türkiye'ye eman mektup göndermesi bu sorumluluğu anlatmaya yeter.
Gazze'li bir gencin, ben şehit olursam benim tabutuma Türk bayrağı sarıp öyle defnedin vasiyeti aslında sözün bitti yerdir!
Efendiler, omuzlarınızdaki yükün farkına varın.
Afrika'dan Asya'ya, Avrupa ‘dan Dünya'nın dört bir yanına varıncaya kadar biz Müslüman Türk Milleti olarak bekleyen değil bekleneniz.
Biz, nemelazımcı olamayız.
Bizim vurdumduymaz olmamız mümkün değildir.
Değmeyen yılan bin yaşasın inanç ve düşüncesi bizim kitabımızda yoktur.
Bizler kızıl elmanın varisleriyiz.
Peygamber sancağı bize emanet.
Bakmayın siz üç beş çapulcu sosyal medya hokkabazının soytarılıklarına.
Bakmayın felaket tellalı medya şarlatanlarına.
Vatan sevgisini ekonomik kurlara bağlayan sözde vatan sevicilerinin akıl oyunları bizim hakikati görmemize engel olmasın!
Oyun belli, kural belli.
İnsanları önce; Aydın, köylü, çağdaş, medeni gibi vasıflarla tavsif edip sınıflandırma yapacaksın, sonrasında ise bu sınıflarda derslere sen girip kendi mevzuatını topluma yedireceksin.
Şairin de dediği gibi; Şeytan insana önce Allah'ı unutturur.
Sonra “çağdaş çöplükten” ne bulursa yutturur.
Biz Müslüman Türk Milleti olarak; Asırlardır süren Hilal ve Haç mücadelesinde Hilal'in sancaktarlığını yapmış, gelenin keyfi için geçmişe kalkıp laf etmemiş bir milletiz.
Biz, çocuklarımıza; Musa, Yavuz, Fatih, Selahattin ve Abdülhamid ismini koyuyorsak biline ki, Anadolu'nun her bir kadını asrın Firavunlarına karşı Musa'lar, Haçlı gavurlarına karşı Fatih'ler, Yavuz'lar, Selahattin'ler ve Abdülhamid'ler doğurmaya muktedirdir!
Ve yine biline ki; Sol eliyle beşiğindeki bebesini sallarken sağ eliyle Dünya'yı sallayacak Selçuk'lar yetiştiren Anadolu kadınının ninnisi kızıl elmadır, adalettir, merhamettir ve cenktir!
Artık farkını fark etmenin zamanı geldi de geçiyor bile.
Her türlü senaryoya hazırlıklı olmak zorundayız.
Bugün dünden daha fazla güce ihtiyacımız var. Devlet kendisine düşeni yapmaya çalışırken bizler de millet olarak kalplerimizi birleştirmeye gayret edeceğiz.
Ülkemizi her zamankinden daha fazla sevecek, bizleri şu cennet vatanımıza karşı soğutma ve düşman etme çabası içinde olanlara karşı birlik ve beraberlik dersi vermeye devam edeceğiz.
Salih Kırmızı /TİMETÜRK