Kıymetli okuyucum;
İnsan, ne garip bir varlık değil mi?
Kulluk sorumluluğundan kurtulacağı hissiyle önce birtakım kavramlara kendi ideolojik alt yapısına göre anlam yüklüyor, sonrasında ise asıl manasından uzaklaştırmış ve içini boşaltmış olduğu kavramları kendi konfor ve mensubiyet seviyesine göre yorumluyor. Bu çelişki ve kısır döngü hakkında Hz. Ömer(r.a)' ne güzel tespitte bulunmuşlar; “İnandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanırsınız.”
Böyle davranmak fıtratla çelişmek olduğu gibi aynı zamanda bilinçaltı baskısını da beraberinde getirir.
Şöyle ki;
- Ölüme inanır fakat ölüm sonrası hayatı inkar eder.
- Kabir hayatına inanır fakat kabirdeki hesabı inkar eder.
- Birine kızdığı zaman “canın cehenneme”der fakat Allah'ın gazabını hak ettiğinde cehenneme gireceğini inkar eder.
- Yegane var edici ve kanun koyucu Allah olduğuna inanır fakat Allah'ın kanunlarını hayatına karıştırmaz.
- Aklınca Allah yok der fakat birine öfkesinden güç yetiremediğinde Allah'a havale eder.
- Huzurun kaynağının Allah'a inanmak ve ibadetleri hakkıyla yerine getirmek olduğunu bilir fakat gayri ahlaki ve gayri insani şeylerde mutluluk dilenir.
- Mensubu olduğu siyasi partiye olan muhabbeti sebebiyle hakikati görmezden gelir ve gerekirse inkar etmekten geri durmaz.
- Şifayı verenin Allah olduğunu bildiği halde muayene eden ve reçeteyi yazan Doktora teşekkür eder fakat Allaha'a şükretmez.
- Rızkın sahibinin Allah olduğunu bilir fakat kendisini yediren ve içirenin devlet veya iş veren olduğunu düşünür.
- Bereketin kanaatte olduğunu bilir fakat maaşına verilen zammın azlığından isyan edecek derecede şikayetçi olur.
- Hayatının düzene girmesinin ilahi mesaja itaate bağlı olduğunu bilir fakat evrene mesaj gönderir, aynı zamanda evrenden mesaj bekler.
- Nesillerin ıslah ve iflahının ahlaki gelişime bağlı olduğunu bilir fakat ahlaksızlığın neşriyatından da geri durmaz.
- Ekranlarda edep ve terbiye dersi vermekten kendini alamaz fakat normal yaşantısında edepsizliğin sancaktarlığını yapar.
- Kendi ailesini yönetmekten acizken toplumu yönetmeye talip olur.
- Evinde çocuklarına hükmedemezken insanlar üzerinde tahakküm kurmaya can atar.
- Dünden daha fazla ihtiyacımız var dürüst olmaya.
- Bize yapmadığımız şeyleri yap demek hiçbir zaman yakışmadı ki bugün yakışsın!
- Yorulduk iki yüzlü insanlardan. Ömrü boyunca dine, peygambere hakaret edip vasiyetinde cenazemi caminin avlusundan kaldırın diyen münafıklardan yorulduk!
- Usandık, hayatını din düşmanlığına adamışların ardından musalladaki “iyi biliriz” yalanlardan.
- Allah'a, Peygamber'e kısaca mukaddesata hakaret edip sonunda benim babam da namaz kılardı diyerek günah çıkarmaya çalışan ve bir kesime şirin görünmek için şekilden şekile giren bukalemun tipli insan müsveddelerinden tiksinir olduk!
- Yazık oldu vesselam.
Salih Kırmızı / TİMETÜRK