Dolar

43,4961

Euro

51,3153

Altın

6.876,03

Bist

13.768,26

Bakanlar Kurulu Toplantısı

Bakanlar Kurulu Toplantısı

12 Yıl Önce Güncellendi

2014-12-15 18:52:33

Bakanlar Kurulu Toplantısı
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, İstanbul merkezli paralel yapı operasyonu ile ilgili, "Şu anda esasen sadece şüpheli konumunda bulunan kişilere yönelik bir soruşturma yapılıyor. Sonucunu hep beraber bekleyeceğiz. Bunun için bir infial duymaya gerek yok. Türkiye bu süreçlerden ilk defa geçmedi. Umarız ki bu son olsun. Bunu da hepimizin sabırla sükunetle karşılamamız lazım" dedi.

Bugün konuyla ilgili ajanslarda yer alan haberlere göre Mehmet Turan isimli bir şahsın şikayetçi olduğuna değinen Arınç, olayla ilgili şu açıklamalarda bulundu:

"Tahşiyeciler operasyonu ile ilgili bizdeki bilgiler şudur: Geçmişte Mehmet Doğan isimli bugün için çok yaşlı hatta gözlerinin de görmediği ifade edilen bir şahıs, Risale-i Nur eğitimi içerisinde, Elazığ'da çok yakından tanınan Albay Hacı Hulusi Yahyagil'in talebesi olarak Risale-i Nur ile tanışmış, yorumlamış, kendisine inanan güvenen pek çok insanla da eğitimine devam etmiş. Fakat bu çalışmaları sırasında da Fethullah Gülen'e ve onun yaptıklarına yönelik bazı eleştiriler getirmiş. Bunun üzerine, iki topluluk arasında birbirlerine karşı itham edici ya da yaptıklarını izah edici bir takım açıklamalar olmuş."

Emniyet istihbaratının bu sürecin ardından bazı soruşturmalar yaparak, Tahşiyeci örgütünü esas alarak bazı dinlemelerde bulunduğunu ancak herhangi bir sonuç almadığını aktaran Arınç, bu gruba yönelik El Kaide başta olmak üzere bazı radikal terör örgütleriyle bağlantılı oldukları iddialarının da ortaya atıldığını belirtti.

Bu sırada, gruba yönelik adli makamlardan alınan karara istinaden, 2009 ve 2010 yıllarında, çok sayıda ilde gruba operasyon düzenlendiğini ifade eden Arınç, bu operasyon sonucunda arasında Mehmet Doğan'ın da bulunduğu 122 kişinin gözaltına alındığını, 27'sinin tutuklandığını ve 17 ay cezaevinde kaldıklarını söyledi.

Arınç, grubun dershane olarak kullandığı yerde çeşitli silah ve el bombasının ele geçirildiğini, el bombalarının üzerinde yapılan incelemelerde, sanıkların parmak izine rastlanmazken, aramaya katılan polis memurlarının parmak izinin bulunduğuna dikkati çekti.

Mehmet Turan'ın bugün AA'ya yaptığı açıklamaya göre 2010-2011 yıllarında yaptığı şikayetlerin "hasır altı edildiğini" belirten Arınç, daha sonra tahliyesini müteakip dilekçesi üzerine kendisinin aranarak şikayetinin olup olmadığının sorulduğunu kaydetti.

Arınç, "Bu operasyonda ele geçirilen ve seri numarası okunabilen tek el bombasının seri numarasının, İstanbul Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğü TEM Büro Amirliğindeki denetleme sırasında bulunan el bombalarının seri numarasıyla benzer olduğunun anlaşıldığını" bildirdi.

Başbakan Yardımcısı Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunlarla bağlantılı olarak yani bir suç delilleri üretildiği, bunların sadece bir terör örgütü olarak hedef alındığı, bunun delillerini uydurmak için de bizzat aramayı yapanların, dershane diye bilinen yerde bu şekilde birkaç el bombası ile silahın konulduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine esasen yargılama sırasında hemen hemen hepsi tahliye edilmiş, yargılama tutuksuz olarak devam ediyor. Bu sırada da böyle bir operasyon var. Şüphesiz buralarda pek çok insanın ismi geçtiği için bunların bir şekilde irtibatta olacakları düşünülebilmiş. Ancak gazeteci sıfatıyla gözaltına alınanlar yanında bazı dizilerde senarist veyahutta yapımcı olan kişilerin de gözaltına alınmak istendiğini biliyoruz. 'Bunlarla bu işin ne irtibatı olabilir, ne ilgisi olabilir' denildiğinde, yine Tahşiyeciler ile Fethullah Gülen arasında Herkul.org'tan yayımlanan bazı konuşmaların bu diziler içerisinde de bir şekilde yerleştirildiği ve bazı bölümlerinde özellikle o gruba dahil suçlayıcı ifadelerin yer aldığı, hatta aramalarda bazı ele geçirilen silahlardaki seri numarasının emniyetteki silahlarla benzerlik taşımasının da 'şunlar da olabilir, bunlar da yapılabilir' şeklinde bir yol gösterme olarak da kabul edilebileceği öngörülmüş."

-"Türkiye bu süreçlerden ilk defa geçmedi"-

Sürecin, yargı süreci olduğunu vurgulayan Arınç, "Bu sürece hiçbir siyasi etki dahil edilmemiştir. Yani bizim, hükümet olarak veya herhangi bir bakanımızın imzasıyla veya talimatıyla böyle bir süreç başlamamıştır" ifadesini kullandı.

Söz konusu cemaatin başındaki Mehmet Doğan'ın şikayette bulunması, sonrasında ise Mehmet Turan'ın bu şikayeti delillendirmesi ve verdiği bilgiler doğrultusunda bu sürecin başladığını ifade eden Arınç, şunları söyledi:

"Dolayısıyla yargı süreçlerine, bugüne kadar hep ısrarla söylediğimiz aynı şeyi söyleyeceğiz: yargı sürecini takip edeceğiz. Soruşturmanın gizliliği esastır. Eldeki deliller dava açılmasına imkan verirse bağımsız ve tarafsız yargı ümit ediyoruz ki iddianame yazıp dava açacaktır. Delil ve emareler yeterli olmazsa yine inanıyoruz ki yine bağımsız savcı ve yargıçlar takipsizlik kararı verecektir. Dolayısıyla olayın bütününe bakmak ve yargı sürecini dikkatle takip etmek ama soruşturmanın gizliliği esasına da hep beraber uymak mecburiyetindeyiz. Sürecin henüz başındayız. Bu sürecin ne ile sonuçlanacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Ümit ederiz ki adil, adaletli, hakkaniyetli bir soruşturma yürütülsün ve sonunda masum insanlar bu meselenin dışında kalsınlar ve onlar hiçbir zaman yıpranmamış, lekelenmemiş birer kişi, yurttaşımız olarak halkımızın içerisinde kamuoyunda tekrar eski saygınlığıyla belli bir noktaya gelsinler. Şu anda da esasen sadece şüpheli konumunda bulunan kişilere yönelik bir soruşturma yapılıyor. Sonucunu da hep beraber bekleyeceğiz. Bunun için bir infial duymaya gerek yok. Türkiye bu süreçlerden ilk defa geçmedi. Umarız ki bu son olsun. Bunu da hepimizin sabırla sükunetle karşılamamız lazım."

-"Böyle bir sürecin içinde veya müdahili değiliz"-

Başsavcılığın iddialarının kendilerinin de dikkatini çektiğini dile getiren Arınç, "Silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek, üyesi olmak, örgüt kapsamında sahtecilik, iftira suçlarıdır. Bunların içerisinde gazetecilik faaliyeti olarak sayabileceğimiz, basın özgürlüğü kapsamında düşünebileceğimiz bir suç yoktur. İddia edilen suçlar adi suçlardır bir kısmı belki de terörle bağlantılı sayılabilecek suçlardır" dedi. Başbakan Yardımcısı Arınç, şöyle devam etti:

"Böyle bir ithamın içerisinde insanlara biçilen rol nedir, hangi delillerle itham ediliyorlar onu yargı sürecini takip etmek suretiyle öğrenebileceğiz. Bu iddialara karşılık, 'Bunlar gazetecidir, basın özgürlüğü vardır' diyenlere, ben de şunu söyleyebilirim. Geçmişte bunu Ergenekon, Balyoz'da da başka davalarda söylediğim için, kendime olan saygımdan tekrarlayabilirim: Hiç kimsenin Türkiye'de suç işleme imtiyazı yok. Yani 'falan meslekten olursa güle güle işleyebilir', 'falan meslekten olursa hemen gözaltına alın ve hesabını görün.' Böyle bir mantık 5. dünya ülkelerinde olur ama hukuk devleti olan Türkiye'de buna kimse rıza göstermez. Biz hukuk devletiyiz. Bu hukuk devletinde de mağdurun veya şikayetçinin haklarının da mutlaka korunması gerekecektir. Madem ki olaydan mağdur olduğunu iddia eden kişiler vardır, onların kendilerine göre delilleri de bulunmaktadır. Bir hukuk devletinde bütün bu iddiaların bir süreç içerisinde değerlendirilmesi fevkalade isabetli olacaktır. Bu herkesin dikkatini çeken konu yargı sürecinin henüz yeni başlamış olmasıdır. Bazı kişiler hemen ifadelerinden sonra serbest bırakıldığına göre umarım diğerleri hakkında da adil bir karar verilecektir. Belki eldeki deliller yeterli olmayabilecek belki de aksine bütün bu delillerle bir dava açılması mümkün olacaktır. Hükümet olarak, siyaset kurumu olarak, yürütme olarak böyle bir sürecin içinde veya müdahili değiliz."

(Sürecek)

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

10 kişinin öldüğü otobüs kazasında şoförle sohbet etmiş

Haber Ara