Jean Paul Sartre, Bulantı adlı romanını yazdığında yıl 1938'di. Evet, roman boyunca, toplumun içinde bulunduğu duruma karşı duyulan derin bir bulantı anlatılıyordu. Son dönemlerde bazı belediyelerimizde yaşanan olaylar! Bu kadar da olamaz! dedirten cinsten.
Bazı belediye başkanlarının yemiş olduğu hurmalar şimdi hesap soruyor onlardan… Ama bizim de milletçe artık iyiden iyiye midemiz kalkmış durumda. Kendilerini aklamak için ne gerekiyorsa yapsalar da nafile. Ahlaksızlığın yeni adı özel yaşamın mahremiyeti olmuş amma…
Kimse yemiyor artık bu palavraları. Belediyelerde kurulan paravan şirketler, kola kola geçirilen metresler, vakıfların başına getirilen eşler ve daha neler neler de peki ya hizmet bekleyen HALK! Bunlara oy veren benim hizmet bekleyen milletim…
Onların günahı neydi! Bunca mal varlığını midenize indirirken hiç mi utanmadınız! Evet Sartre 1938'lerde içinde bulunduğu düzenden bulantıyla söz ediyordu.. Ben biraz daha ilerletmek ve TİKSİNTİ kelimesini kullanmak istiyorum izninizle.
Bazı belediyelerde çevrilen entrikalardan, insanların başına örülen ağlardan, hak eden insanları alaşağı eden düzenlerinden Tiksinti duyduğu belirtmek istiyorum. Ancak unutulmayan ama es geçilen bir şey var: Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır!
Toplumca bir an önce kendimize gelmemiz gerekiyor. Devletimize dört elle sarılmak ve düzenimize sahip çıkmak zorundayız.
Dr. Berna Çaçan/TİMETÜRK