Dolar

43,1633

Euro

50,3989

Altın

6.355,86

Bist

12.332,71

İran dış politikasının ekonomiye maliyeti

2 Saat Önce Güncellendi

2026-01-13 13:42:02

Dr. Yüksel Keleş

İran son günlerde ekonomik durumun kötüleşmesi ve para biriminin değer kaybetmesi neticesinde esnafın protestoları ile başlayan ve ülke geneline yayılan gösterilerle gündemde.

Güvenlik güçleri ile göstericiler arasında yaşanan çatışmalarda yüzlerce kişinin öldüğü bilgisi var. İnternet ve iletişim kesik olduğu için sağlıklı bilgi alınamıyor.

Peki bu gösteriler neden patlak verdi. İran da daha önce de rejimin uygulamalarından kaynaklanan gösteriler oluyordu. En son 2022 de başörtüsü meselesinden dolayı geniş çaplı protestolar yaşanmıştı.

Şimdi ise ülkenin ekonomik durumunun kötüleşmesi neticesinde patlak veren gösteriler İran devletini sarsıyor.

Peki İran ekonomisi ne durumda? Göstericiler ayaklanmakta haklı mı? Aşağıda İran ekonomisine ait başlıca temel ekonomik göstergeler yer almaktadır. Bunlar üzerinden kısa bir değerlendirme yapalım.

İran Makro Ekonomik göstergeler

Gösterge

Değer

2025 yılı

Nüfus

Milyon kişi

92

GSYİH

Milyar usd

375

Kişi başı GSYİH

Usd

4.250

Enflasyon

%

40

İşsizlik

%

9

İhracat

Milyar usd

104

İthalat

Milyar usd

66

Diş ticaret dengesi

Milyar usd

38 (Fazla)

Cari denge (Cari işl/GSYİH)

%

2 (Fazla)

İran Ekonomisi petrol ve doğalgaz üzerine kurulu. Dünyanın kanıtlanmış petrol rezervlerinin %10'una ve gaz rezervlerinin %15'ine sahip. Petrolde üçüncü doğalgazda ikinci sırada. Bu verilerle " enerji süper gücü " olarak kabul ediliyor.

Petrol zengini ilk 4 ülke; Venezuela-Suudi Arabistan-İran-Irak

Doğalgaz zengini ilk 4 ülke; Rusya-İran-Katar-ABD

Dünya petrolünü elinde bulunduran ülkelerden Arabistan hariç diğerlerinin durumu ortada. Petrolün var mı derdin var durumu. Kendini koruyacak siyasi ve askeri gücün yoksa Suudi Arabistan gibi ya petrolünü Şer güçlerle paylaşacaksın ya da başına gelecek belayı bekleyeceksin.

Hem petrol hem de doğalgaz açısından dünyada listenin ilk üçüne giren tek ülke İran. Böyle bir ülkenin ekonomik açıdan sıkıntıda olması düşünülemez. Ancak ülkenin uzun yıllar ambargo altında olması petrol-doğalgaz zenginliğinin ekonomiye katkısını sınırlıyor.

Halihazırda %40 enflasyon olan ülkede 1 usd 42.000 İran riyaline eşit. Ciddi bir devalüasyondan bahsediliyor son günlerde.

Hem dış ticaret hem de cari işlemler fazlası veren bir ekonomi için devalüasyon yaşanması olağan değil. İran harcadığından daha fazla dolar kazanıyor. Bu nedenle ticari dolar talebi düşük seyretmesi gerekiyor. Ancak uygulanan sıkı kambiyo rejimi dolayısıyla dolar arzı kısıtlı, talebi yüksek.

Ülkede ihracatın devlet petrol ve gaz şirketlerinin elinde olması ve elde edilen dövizin ekonomik kesimlere ulaşmaması döviz arz ve talebini dengesiz hale getiriyor.

İran nüfusu 91 milyon ve çoğu genç. Kişi başı gelir 4 bin usd seviyesinde. Ancak gelir dağılımı sağlıklı olmadığı için halkın çoğu fakir. Bunun nedeni ekonomide Devletin ve Devrim Muhafızlarının etkisi.

1979 yılında devrimle yönetimi ele geçiren Mollalar, bir yıl sonra komşusu Irak'la savaşa girdi (sokuldu). 8 yıl süren savaş ülke için ciddi bir ekonomik ve askeri kayıp oldu.

Sonraki yıllar İran rejimi, dış politikada çevre ülkelerdeki Şii nüfus üzerinden rejimini genişletme çalışmalarına girişti. Irak'ta güneydeki Şiiler, Lübnan'da Hizbullah, Yemen'de Husiler, Suriye'de Esad rejimi ve Nusayriler üzerinden Şii Hilâli oluşturma gayretleri için ciddi para harcadılar.

Yani İran'da elde edilen petrol ve doğalgaz gelirleri dışarıya aktarıldı. İçeride de nükleer faaliyetler ve konvansiyonel füze çalışmaları ile ciddi bir kaynak harcanıyordu. Böyle olunca ekonominin gelişimine ve halkın refahına harcanacak kaynaklar ağırlıklı olarak rejim ihracı ve bunu desteklemek için askeri harcamalara kaydırıldı. Sonuç ortada.

Tabi ki ABD başta olmak üzere Batı tarafından İran devletine ve halkına uygulanan haksız ambargolar da durumun kötüleşmesine katkı sunmuştur. Ancak tabiri caiz ise gavur gavurluğunu yaparken ülkenin liderleri de daha dikkatli olmaları gerekiyordu.

İran rejimi ekonomisini geri ve halkını fakir bırakma pahasına rejim ihracı çabalarını hiç bırakmamıştır. Bu ise kendi sonunu hazırlamaktadır.

Bunca yıl emek ve para harcayan İran başarılı olabilmiş midir? İsrail saldırıları ile Hizbullah Lübnan'da ciddi güç kaybetmiş, Esad rejimi yıkılmış, Irak üçe, Yemen ikiye bölünmüştür. Yani Şii Hilâli rüyası parçalanmıştır. Artık İran rejiminin kendi konumu tehlikededir.

İran, kendi halkını dış düşman korkusu ile yıllarca oyaladı. ABD'ye büyük Şeytan, İsrail'e küçük şeytan dedi. Onlarla sözlü mücadele ederken, Müslüman ülkelerle ve Sünni halkla bilfiil mücadele etti. Irak ve Suriye de milis kuvvetleri ile binlerce Sünni Müslümanın kanına girdi. İslam devletleri ile münasebetlerinde hep ikircikli politikalar uyguladı. Samimi davranmadı. Türkiye Batıya karşı hep İran'ın yanında pozisyon alıp desteklerken, İran, Irak'ta PKK ile Suriye'de Esad ile ve Karabağ'da Ermenistan ile Türkiye'nin karşısına dikildi.

Bugün Türkiye kamuoyunda İran sevilmeyen bir ülke. Türkiye için tehdit olarak gören ve rejimin yıkılmasını isteyen çok kişi var.

İslam coğrafyasında son dönemde doruk noktasına çıkmış ABD ve İsrail nefretine rağmen bu ülkeler İran'a saldırırken İran'ın destek bulamaması, dönüp kendine bakması için yeterlidir.

Dr. Yüksel KELEŞ \ Timeturk

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Hakimi vuran savcıya gözaltı

Haber Ara