$

Dolar

45,6222

Euro

53,2725

£

Sterlin

61,5232

Frank

57,9992

Gram Altın

6.669,8500

Bitcoin

3.554.819

$

Dolar

45,6222

Euro

53,2725

£

Sterlin

61,5232

Frank

57,9992

Gram Altın

6.669,8500

Bitcoin

3.554.819

Makale 21.05.2026 5 dk okuma

Vitrinde milli değer, mutfakta brüksel statükosu!

Paylaş:

Önüm arkam, sağım solum sobe! Küresel nizamın tüm piyonları sahada, fıtratın etrafını sarmış durumda. İnsanlık olarak öyle bir noktaya savrulduk ki, doğuştan gelen en temel haklarımız için adeta Orta Çağ karanlığındaki gibi sıfırdan savaşmak zorunda kalıyoruz. İlahi nizamın fıtri sınırları ile modern dünyanın dayattığı yozlaşmış düzen arasında sıkışmış, kendi haklarını tırnaklarıyla kazımak zorunda olan garip yolcular gibiyiz.

Uluslararası sözleşmeyi yırttık" diyenler içerideki bürokratik oligarşiye dokunmadı. Ankaranın pragmatik siyaseti; küresel nizamın karbon, aile ve pazar dayatmalarına karşı sadece "kağıttan barikatlar" örüyor.

Uluslararası sistemler insanı özgürleştirmek bir yana, bağnaz birer pranga gibi nefesimizi kesiyor. Küresel üst akıl bize “Nefes alsan kafi” diyor ama o nefes aldığımız havayı bile tepemizden spreyliyor. Sonra karşımıza geçip “kanun”, “karbon ayak izi” diyorlar. “Hayvanlar havayı kirletiyor, et yemeyin” diye parmak sallayan “Beyaz Adam”, kendi özel jetine binip fildişi kulesinden emir veriyor: “Bu yaşam şekliniz hoş değil, benim istediğim gibi bir düzen lazım.” İşte o sipariş düzenin ilk hedefi, toplumun son kalesi olan aile oluyor.

Vitrin değişti, mutfak aynı kaldı

Biz içeride “Sözleşmeden çekildik, kurtulduk” tesellisiyle oyalanırken gözden kaçırdığımız bir gerçek var: Kağıdı yırtmak kolay, ruhu yırtmak zor. Batı’nın dayattığı sözleşmelerden imza çekmek tek başına zafer değil. Eğer o sözleşmenin ruhu kanunlarda, maddelerde, mahkeme salonlarında yaşamaya devam ediyorsa değişen sadece vitrindir, mutfak aynıdır.

Dün “Kadını koruyoruz, çağdaş dünya” diyerek imzalayanlar, bugün “Aileyi koruyoruz, milli değer” diyerek alkış bekliyor. Arada geçen yılların bilançosu ortada: Çöken aileler, fırlayan boşanma oranları, fıtrata yabancılaşan bir nesil. Merhum Erbakan Hoca’nın uyarısı tam da bugün içinmiş: 

“Dışarının kanununu alırsan, ruhunu da alırsın. Kağıdı yırtarsın, ruhu kalır. Ruhu da yırtacaksın!” 

Bataklığı kurutmadan sivrisinekten şikayet ederek aile korunmaz.

Öteki damgası ve ters yüz edilen gerçeklik

Bugün küresel sistemi sorgulayan her vicdan sahibi anında hedef tahtasına oturtuluyor. Sistem Carl Schmitt’in “Dost-Düşman” mekanizmasıyla işliyor. Sorgulayana “anarşist, vatan haini, gerici” damgası vuruluyor. Alkış tutana ise konforlu bir köleliğin sadakat tasması takılıyor.

Karl Marx’ın camera obscura benzetmesi gibi, modern dünya gerçekliği baş aşağı çevirip önümüze koyuyor. Bize “özgürlük” diye sunulan şey fıtratın bozulması, “ilerleme” diye pazarlanan şey ise ailenin ve neslin kökünden kazınmasıdır.

Dalkavuk alimler ve sermaye aparatları

Görmek isteyene çok delil, duymak isteyene çok feryat var. Fakat İslam coğrafyası bugün kendi içinde büyük bir ihanet sarmalı yaşıyor. Nizamülmülk’ün Siyasetname’de uyardığı “dalkavuk alimler” bugün güce, ihaleye, ranta göre fetva veren bir aparata dönüştü.

Bir yanda faiz lobilerine milyarlar akıtıp “Nas” retoriğine sığınanlar, diğer yanda yanı başımızda mazlum kanı akarken zulme ortak olanlarla milyar dolarlık ticaret yapanlar…

Cepleri ihale dolan, semirdikçe semiren bu sermayedar güruh, zulümle abad olacağını sanıyor.

Sözleşmeler gidiyor ama içeride bıraktığı iskelet yavaş aileyi ve nesli gömüyor. “Çekildik, kurtulduk” diyerek kendini kandıranlar toplumsal mezarlığa baksınlar. Tövbe kağıtla değil, kanunla ve niyetle olur. Haramı kanunla koruyup sonra kağıdı yırtmak hiçbir şeyi kurtarmaz.

Bu küresel abluka karşısında safını ilahi nizamdan ve fıtrattan yana seçmeyenlerin, yarın sığınacak bir aile kalesi bile kalmayacaktır. 

Vesika ortada. Bugün davasını zamana göre güdenler, yarın mahkeme-i kübrada çok çetin bir hesap verecekler.

Vesselam

Hatice Kübra Özbirinci/TİMETRÜK

Etiketler: