Türkiye son dönemde özellikle savunma sanayii alanında yaptığı atılımlarla kendinden sürekli bahsettiriyor. Özellikle savaş alanında önemi kanıtlanan teknolojileri daha da geliştiren Türkiye bu alanda öncü bir ülke konumuna yükselmiş durumda. En yakın örneğine bakarsak Türkiye bugün Afrika’da İHA sektöründe en öncü ülke konumunda sadece İHA sektörüyle değil Afrika ülkeleriyle yaptığı anlaşmalarla ticari olarak da bölgede oldukça aktif enerji anlaşmalarıyla da Türkiye bölgedeki etkisini güçlendiriyor tabii bu sadece Afrika’ya özel değil son dönemde özellikle Kanada’da konuşulan konu bu.
Kanada biraz geçmişe dönersek 2019 tarihinde Kanada Türkiye’ye karşı belirli savunma sanayi yaptırımları uygulama kararı almış bir ülkeydi. Bu kapsamlı bir ambargoydu ve Türkiye’nin terörle mücadelesini öne sürerek bu yaptırım kararlarını almıştı. İlk silah kısıtlamaları Barış Pınarı Harekâtı ile başlasa da tam kapsamlı yaptırımlar Dağlık Karabağ Savaşı sonrası alındı zira TB2 SİHA’larda Kanadalı optik kamera sistemi şirketinin ürünleri kullanılıyordu bu süreç sonrası Kanada bu optik kameraların ihracat lisanslarını iptal etti. Bunun yanında Türkiye’nin Kanada’dan aldığı eğitim uçakları ve gemiler için platform parçaları gibi alanlarda da ihracat lisansları çıkarmadı. Fakat özellikle 2024 tarihinden itibaren belirli değişimler yaşandı İsveç’in NATO onayının Türkiye tarafından çıkması sonrasında Kanada yaptırımları kaldırdı ve en önemlisi Türkiye zaten SİHA’larda kullanılan optik kamera sistemini kendisi üretmeyi başardı. Türkiye’nin yerli üretimlerini arttırması Kanadalı savunma sanayi şirketleri içinde aynı zamanda bir ciro kaybı yaratan bir gelişme oldu hatta bu süreçte Kanadalı şirket Telemus Systems iflasın eşiğine geldi. Bu süreçte aslında kaybeden Kanada olurken Türkiye bu yaptırımların getirisi olarak yerlileşme oranını oldukça yukarı çekti.
2026 tarihine baktığımızda ise süreç bambaşka bir boyutta Kanada ve Türkiye bu süreçte birçok alanda yeni iş birlikleri alanlarını genişletme fırsatı yakalamış durumdalar. Bu boyutta savunma ve güvenlik iş birliği hamleleri kritik zira 2019’dan bugüne kadar yaşanan değişimin izlerini okumamız gerekli. Kanada özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ve NATO içindeki çatlaklar ve bunun sonucu olarak da ABD ile gerilen ilişkiler sonrasında rotasını değiştirmiş durumda. Aynı zamanda yanlış planlanan dış politika ile çoğu Kanadalı şirket iflas etmiş durumda. ABD’nin Trump dönemi ile birlikte özellikle Kanada üzerinde kurduğu baskı ve ilhak tartışmaları da Kanada’nın dış politika rotasını değiştiren en önemli unsurlardan biri… Bu durumda Kanada’yı tekrar Türkiye ile yakınlaşma gerekliliğine çekmiş durumda. Kanada Başbakanı Mark Carney bu noktada dış politika aşamasını bu noktaya getiren en önemli isim ve Türkiye ile ilişkilerinin özellikle enerji, savunma, savunma sanayi ve hava taşımacılığı noktasında iş birlikleri arıyor. Bu aynı zamanda Türkiye’nin bölgede artan etkisi ve arabuluculuk çalışmalarının da bir etkisi diyebilirim zira bu gelişmeler Türkiye olmadan bölgede hareket edilmeyeceğini her devlete göstermiş durumda.
İlk aşamada nükleer enerji üzerinden ilişkileri yorumlarsak iş birlikleri oldukça açık gözüküyor zira Türkiye enerji merkezi rolüne girmiş durumda ve enerjide dışa bağımlılığını düşürme gayreti içerisinde bunu da nükleer enerji ile hızlandırma yoluna gidiyor. Hali hazırda Akkuyu Nükleer Santraline bu yıl ilk elektrik verilmiş olacak ve bu tesis Türkiye’nin elektrik ihtiyacının %10’unu karşılamış olacak fakat bunun dışında alternatiflerinde yapılması şart. Türkiye tek bir ülkeye bağımlılık istemediği içinde nükleer enerji noktasında birçok ülke ile görüşme içerisinde burada Kanada öne çıkabilir. Zira Kanada’nın kendi geliştirdiği CANDU teknolojisi söz konusu ve bu teknoloji zenginleştirilmiş uranyum yerine doğal uranyum ile çalışabiliyor tabii güvenlik noktasında da Kanada üst sıralarda yer alan bir ülke konumunda. Aynı zamanda Türkiye sanayi bölgelerinde kullanmak için küçük modüler reaktörlerde kullanmak istiyor bu noktada da Kanada öne çıkabilir zira bu konuda öncü ülkelerden biri. Türkiye ve Kanada ilişkilerinin gelişim noktalardan biri bu olacaktır ve gelişme fırsatı olan yerlerden biri.
Bunun dışında gelişen ilişkileri ticari hamlelerde de görmek gerekir. Hali hazırda iki ülke arasında 3,5 milyar dolarlık bir ticaret hacmi söz konusu burada hedef 7-8 milyar dolar bandı olacaktır. Burada ticaret hacmini güçlendirecek konu yukarıda söylediğim nükleer enerji çalışmaları ve savunma sanayii ön plana çıkacaktır. Bu sektörde yer alan çoğu firma Kanada ile olan ilişkilerde etkin olma fırsatı yakalayabilir bu da ticaret hacmini yukarı çekecektir.
Savunma Sanayi dediğim gibi kritik bir alan ve Kanada Türkiye’ye uyguladığı yaptırımlar sonrasında dış politikasında yaptığı değişimle Türkiye ile daha yakın ilişkiler içerisinde kalma politikası izlemeye başladı. Diğer yandan Kanada dünyadaki gelişmeler ışığında şunu net bir şekilde fark ediyor hızlı bir üretim yapmaları kısa vadede mümkün değil bu yüzden Türkiye gibi ortaklarla çalışma içerisine girecektir. Bu Türkiye’nin son dönemde savunma sanayi alanında geçirdiği dönüşümünde net bir göstergesi zira Türkiye’nin hızlı yükselişi NATO içinde oldukça kritik bugün Avrupa’da Türk etkisi net konuşulan bir konu ve NATO içinde Türkiye’nin gelişen savunma sanayi sektörü oldukça ilgi çekiyor Kanada’da bu süreci kaçırmak istemiyor aslında kısaca diyebilirim.
Kanada ile ilişkilerde özellikle ortak üretim ufukta görünebilir zira dediğim gibi Kanada’nın her üretimi kendi başına yapması kısa vadede mümkün değil ve bu konuda Türkiye en iyi ortaklardan biri. Kanada ile özellikle İHA ve SİHA etkisini güçlendirmek adına radar sensör ve uzay teknoloji gibi alanlarda bir ortaklık kurulabilir. Havacılık alanında da ortaklılar sürmeye devam edecektir. Zira Kanada parça ve sistem entegrasyonu noktasında destek sağlamaya devam edecektir. Bunun dışında güvenlik alanında NATO içerisinde iş birlikleri artması mühim deniz devriyeleri ve ortak eğitimler iki ülke arasında iş birliğini geliştirecek alanlar olacaktır. Bunun dışında dediğim gibi nükleer enerji alanında bir ortaklık oldukça önemli olacak bu durum Türkiye’nin enerji merkezi rolünü daha da güçlendirecektir. Kanada özellikle savunma projeleri desteklemek amacıyla bir fon kurmuş durumda bu çerçevede Türk ve Kanadalı savunma şirketlerinin ortaklıklarının desteklenmesi için kullanılması önemli olacaktır. Kısaca Türkiye ve Kanada ilişkileri geçmiş yaptırımlar sonrasında ileriye dönük umut vadediyor ve iki ülke ortaklık alanlarını belirlemiş durumda ve bu alanda çalışmalar sürüyor. Türkiye’nin artan savunma sanayi gücü özellikle dünyada son dönemde oluşan kaotik atmosfer çerçevesinde oldukça kritik bir konuma gelmiş durumda diyebiliriz. Dünyada Türk savunma sanayiine olan ilgi daha fazla artış gösterecektir bunda şüphe görünmemektedir.
Mustafa Metin Kaşlılar/TİMETÜRK