Bist

14.259,90

$

Dolar

44,8793

Euro

52,8737

Altın

7.011,23

£

Sterlin

60,7238

Bitcoin

$98,542

Bist

14.259,90

$

Dolar

44,8793

Euro

52,8737

Altın

7.011,23

£

Sterlin

60,7238

Bitcoin

$98,542

Makale 27.04.2026 8 dk okuma

ABD’nin “abluka” stratejisi

Paylaş:

28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail İran’a karşı ortak operasyonlara başlayarak İran’da rejim değişikliği sağlamak ve İran’ın bölgesel gücünü kırmayı amaçladı. Bugüne baktığımızda kritik detaylardan biri İran’da rejim değişimi hedefinin gerçekleşmemesi oldu fakat İran’ın direniş ekseni bu saldırılarla oldukça zarar görmüş vaziyette İran hali hazırda kendi sınırlarını koruma altına alarak süreci yönetmeye çalışmakta diyebilirim. 

Savaşın başında İran saldırılara cevap olarak ilk aşamada Hürmüz Boğazını kapatmış ve Körfez ülkelerine İHA ve roket saldırılarıyla petrol ve gaz arzında ciddi düşüşlere sebebiyet vermişti. Bu da Petrol fiyatlarının yükselmesine yol açarak küresel ekonomide dengesizliklere sebebiyet vermişti. İran Pakistan görüşmeleri çerçevesinde belirli ve kısa bir süre için Hürmüz Boğazını açmış olsa da ABD’nin abluka kararı sonrasında tekrar Hürmüz Boğazı kapatıldı. Bu ekonomik dengelerde de sürekli olarak dengesizliğe sebep olurken süreç içerisinde görüşmeler olsa da ABD ve İran’ın görüşmelerde ortak noktaya gelmesi oldukça zor görünüyor. Zira ABD tam bir kazanç isterken İran taviz vermekten kaçınıyor ve tamamen savunmada kalmaya devam ediyor.

ABD’nin İran’ın ekonomik nefesini tamamen kesmek için birkaç yol bulunuyordu. Bunların en önemlileri ya İran’ın petrol ihracatının kalbi olan Hark Adası hedef alınacaktı ki ilk aşamada ABD bu adaya hava saldırıları düzenledi. İran bu noktada hem Körfez ülkelerinde petrol rafinelerini hem de ABD üslerini doğrudan hedef alınca ABD bu tercihi rafa kaldırdı zira ABD’nin bölgedeki askeri üsleri daha sert hedef alınmaya başlanabilirdi. ABD için diğer yol ise şu an uygulanan deniz ablukası yöntemi oldu. Bilineceği üzere bu yöntem Venezuela’da uygulandı ve Venezuela’ya giriş çıkış yapan petrol tankerlerine doğrudan el konulmuştu. Buradaki amaç doğrudan hedef ülkenin en büyük gelir kalemi olan petrol ihracatını kesmek ve bir barışa zorlamak üzerine kurulu. ABD’nin son stratejisi de bu yönde.

ABD ablukayı başlattığından bu yana 30’dan fazla İran gemisine el koydu. Bu gemiler Hark Adasından ham petrol tankerlerine yüklenen ve milyarlarca dolar petrol taşıyan İran gemileri. Bu abluka İran için ciddi ekonomik kayıplar getirirken Hürmüz üzerindeki baskıyı da arttıran bir gelişme zira ABD’nin ablukası sürdükçe Hürmüz üzerinde İran etkisi daha fazla artacaktır ve geri döndürülmesi zor olacaktır diyebilirim. Bu abluka sürdükçe İran Hark Adasındaki ham petrol üretimini azaltmak zorunda kalabilir alternatif bir rota takip edemediği noktada da İran üretimi tamamen kısıtlanabilir ki İran’ın gelirleri adına bunun önemli olduğunu düşünürsek bu strateji ABD için sadece bir zaman ve takip stratejisi içeriyor. Bu takip özellikle İran’ın petrol üretimini azaltabilme gücüne erişene kadar devam edebilir. Pentagon’un deyimiyle “gerektiği kadar”

Bu strateji günümüzde oldukça kullanılan bir strateji zira yaptırım altında olan petrol tankerleri sahte bayraklı, sigortasız tankerlerle denize açılıyor ve ciddi çevre zararlarını beraberinde getirebiliyor. Bu çerçevede ABD dışında daha önce Fransa’da Rusya’nın yaptırımları delmek için kullandığı “gölge filo” tankerlere el koymuştu. Bu bir abluka çerçevesinde olmasa da bir denizde bir gemiye doğrudan el konulduğu için oldukça kritik bir gelişme olduğunu söylememiz gerekli.

ABD özellikle Pakistan görüşmeleri sonrasında Hürmüz üzerinde daha sert olma stratejisi ele alsa da şu an deniz ablukası ile İran’ın ekonomik damarını kesmeye çalışıyor. Özellikle ABD’nin son dönemde askeri yığınağını arttırması İran’a tekrar bir saldırı işareti olabilir zira görüşmelerden olumlu bir geri dönüt sağlanmıyor ayrıca İran ABD’nin ablukasına karşı bir misilleme olarak Körfez ülkelerine saldırılar başlatabilir. ABD saldırılar tekrar başlarsa özellikle İran’ın üst düzey isimleri ve stratejik altyapılar tekrar hedef haline gelebilir. Bunun yanında küresel ekonomide dengesizlik hala sürüyor ve saldırıların tekrar başlaması özellikle petrol fiyatlarında ciddi dalgalanmalar yaratmaya devam edebilir. İsrail ise Lübnan’da ateşkese rağmen saldırılarını sürdürüyor. İsrail ayrıca Lübnan’da Gazze’de de uyguladığı “Sarı Hat” stratejisini uyguluyor yani bu hat içerisinde geri dönüşlere izin verilmeyecek ve saldırılar daha yoğun olacak. İsrail Lübnan’da sınırın ötesinde bir askeri hat oluşturarak Hizbullah saldırılarını sınırdan uzakta durdurmayı hedefliyor. İlk çerçevede İran’ın direniş ekseninin oldukça zarar gördüğünden bahsetmiştim. Özellikle Lübnan’da ateşkes sonrası 100’den fazla bölgeye hava saldırısı Hizbullah gücünün daha da zayıflamasını beraberinde getirdi. İsrail bu baskıyı Lübnan’da daha fazla arttırmayı deneyecektir. Kısaca ABD ve İsrail saldırıları bir zincir bu zincir İran ve eksenini zayıflatmayı amaçlıyor. İran’da rejim değişikliği hedefi ise bu zincirin bir parçası olsa da ABD bunu başarabilmiş değil ve bu noktada İran’a baskı daha fazla artabilir.

ABD ayrıca geçtiğimiz gün İran petrolü alan bir Çin rafinesine ekonomik yaptırım kararı aldı. Donald Trump geçtiğimiz sene de Hebei Xinhai Chemical Group, Shandong Shouguang Luqing Petrochemical ve Shandong Shengxing Chemical adlı Çinli petrol rafinelerine doğrudan yaptırım uygulamıştı. Çin’in İran petrolüne bağımlı olduğunu düşünürsek ABD’nin bu kararları Çin’e karşı bir hamle de içeriyor fakat bu noktada İran Güney İran’da bulunan Jask Limanı üzerinden ki bu liman Hürmüz Boğazının dışında kalıyor petrol boğaza sokulmadan bu liman üzerinden tankerlere yüklenerek Hint Okyanusuna açılabiliyor. Bu Çin’e giden petrolün tam kilitlenemediğini gösteriyor. Ayrıca Hürmüz Boğazı kapalı kaldıkça İran Hürmüz üzerinde kontrolünü arttırıyor. Abluka öncesinde geçiş ücretleri alarak ve İran Meclisinde yasalaştırmalar yaparak adeta bir mülk durumuna getirmiş durumda bu durum seyrüsefer açısından da barış dönemine geçildiğinde yeni bir sorun kaynağı olabilir. Ayrıca Yemen’de Husilerin saldırıları bölgede bir sorun oluşturabilir zira Kızıldeniz hattında Kasım 2023 tarihinden bu yana ABD, İngiliz ve İsrail menşei gemilere füze saldırıları yapılıyor. Küresel ekonomi için tehlike İran’ın daha fazla baskı altında olması halinde Husilerin Babülmendep hattını kapatarak gemi geçişlerini bölgede tamamen felce uğratabilme riski bu durumun yaşanması küresel tedariklerde ciddi sorunlara sebebiyet verebilir aynı zamanda ABD filosunun da küresel denizlerde gücü sorgulanabilir.

Mustafa Metin Kaşlılar/TİMETÜRK

Etiketler: