SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKADÜNYAGÜNCELEKONOMİYAŞAMSPORÇEVİRİSAĞLIKKÜLTÜREMLAKEĞİTİMFOTOVİDEO

İsmail Yaşa

Türk askeri ne yapacak?


10.09.2018

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma günü Tahran'da gerçekleştirilen üçlü zirvedeki konuşmasıyla hem orada bulunan Ruhani ve Putin'e hem de canlı yayınla tüm dünyaya insanlık dersi verdi.

Türkiye'nin en yetkili ağızdan verdiği mesajlar Suriye sorununun çözümünde ve özellikle İdlib halkının himayesi konusunda beklentileri de yükseltti.

Sosyal medya üzerinden zirveyi değerlendiren Erdoğan'ın “Rejimin çıkarları uğruna on binlerce masum insanın öldürülmesine göz yumulması durumunda, böyle bir oyunun ortağı da seyircisi de olamayız” demesi Ankara'nın İdlib'e saldırıya izin vermeyeceği kanaatini güçlendirdi.

Türkiye'nin duruşu ve söylemi gayet net.

Fakat karşıda sözlerine asla güvenilemeyecek aktörler var.

Rusya “çatışmasızlık bölgeleri” oyunuyla birçok yeri rejime teslim etti.

Moskova, aynı planı İdlib'de de uygulamak istiyor.

Putin'in zirvedeki konuşmasından Rusya'nın “teröristlerin varlığı” bahanesini kullanmaya devam edeceği anlaşılıyor.

Üçlü zirve sonrası yayınlanan 12 maddelik ortak bildirinin 4'üncü maddesi şöyle diyor:

“BM Güvenlik Konseyi tarafından terörist olarak tanımlanan DEAŞ, Nusra Cephesi ile El Kaide veya DEAŞ'la bağlantılı tüm diğer bireyler, gruplar, teşebbüsler ve oluşumların tamamen ortadan kaldırılması amacıyla aralarındaki işbirliğini sürdürme kararlılıklarını teyit etmişlerdir.”

Suriye'de sadece bu örgütler yok.

PKK, Hizbullah ve Şii milisler de var fakat hiçbirinden söz edilmiyor.

Dolayısıyla da “Diğer terör örgütleriyle mücadele ne olacak?” sorusu gündeme geliyor.

Arap sokağında üzerine kafa yorulan ve cevabı aranan bir diğer soru da şu:

Suriye rejimi ve müttefikleri İdlib'e geniş kapsamlı bir saldırıya kalkışırsa, Astana anlaşmaları kapsamında kurulan gözlem noktalarındaki Türk askerinin tavrı ne olacak?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Daily Sabah gazetesindeki yazısında, “Türkiye'nin İdlib'de 12 gözlem noktası bulunuyor. Türk askerlerinin varlığı, muhtemel bir saldırıyı önlemenin tek garantisi. Zira Rus savaş uçakları ve rejim kara kuvvetleri, Türk askerleri oradayken bir saldırı gerçekleştirmeyi göze alamaz” dedi.

Gerek Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'nin olası bir saldırıya seyirci kalmayacağı yönündeki mesajı ve gerekse Kalın'ın bu değerlendirmesi İdlib halkının kaygılarını bir ölçüde giderse de rejim güçlerinin ve Rusya'nın düzenlediği hava saldırıları soru işaretlerine yol açmaya devam ediyor.

Suriye rejimi ve Şii milisler -Rusya'nın yeşil ışık yakmasıyla- İdlib'e geniş çaplı bir saldırıya kalkışırsa Türk askeri saldırıya karşılık mı verecek yoksa sınırı kapatıp İdlib'in kuzeyinde dar bir alanda mültecileri durdurma görevi mi üstlenecek?

Rejimin ve Rusların sivil hedeflere düzenlediği hava saldırılarını da engelleyecek mi?

Ankara'dan gelen rahatlatıcı açıklamalara rağmen bu ve benzeri sorular hâlâ zihinleri kurcalıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tahran'daki zirvede, “Bölge halkının kaderinin Esed rejiminin insafına bırakılmasına izin veremeyiz” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den de “Suriye'nin geleceğinde Esed yer almamalıdır. Buna yönelik siyasi kararı da Suriye halkı vermelidir” açıklaması geldi.

Doğru tavır bu.

Türkiye, CHP'nin “Rejimle görüşün” çağrısına aldırmadan bu insani ve ahlaki duruşunu sürdürmeli.

Sadece İdlib değil Suriye'nin hiçbir yeri Esed rejiminin insafına bırakılamaz.



    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR