Nusaçan Hoca’ma ithafen
Geleceğimizin en önemli teminatının aile yuvası olduğu aklı başında olan ve herkesçe bilinen bir gerçekliktir. Son zamanlarda hedef tahtasına konan bu önemli müessese yıpratılmaya çalışılıyor. Maalesef korkulacak dereceye varan bir çözülme de olduğu görülüyor. Bunun bence sebeplerini çeşitli yazılarımda belirttim. Yeniden tekrarlamak istemiyorum.
Son günlerde Değerli Büyüğümüz, Kıymetli Hocam Necmettin Nursaçan’ın evliliğinin bazı kendini bilmezler tarafından kınanacak ifadelerle gündeme taşındığına şahit oluyoruz. Buna dair birkaç söz söylemek istedim. Toplumun bazı kesimlerince yanlışlar doğru yerine konunca, doğrular yanlış sanılmaya başlandı. Doğal olanı yapanlar yadırganır oldu. Buna bir de mahalle baskısı ve bireyselleşme denilen hastalık ta eklenince ortaya bu değersiz algı çıkıverdi. Hâlbuki Necmettin Nursaçan Hocamız çok doğru ve yerinde bir karar vermiş ve topluma önemli bir mesaj sunmuştur. Örnek bir davranıştır yaptığı. Bigayri haddin kendisini kutlarım. Yerleşik yanlışların toplumda oluşturacağı riskleri göze almış ve bir putu yıkmıştır. O da “bu yaşta evlilik olur mu?” Putu. Evet olur. Evlilik içinde cinsellik, yüz madden birisidir. Büyüklerimizin “nikâhta keramet vardır. Yalnızlık Allah’a mahsustur.” Değerlendirmeleri işte bunun içindir.
Can yoldaşı, yanında bir nefesin olması, bakıcıya ve çocuklarına açıklayamayacağı yaşlılığa bağlı özel durumları ve bunun gibi onlarca mesele arasında böyle karar vermek takdire şayandır. Bu evlilik, önceki eşine saygısızlık ve vefasızlık değildir. Merhume Pakize Hanım’ın her zaman hocamızın yâdında olduğundan eminim. Çünkü Peygamberî hayatın incelikleri Hocamın hassas noktasıdır. Zaman zaman Ayşe annemizin Hatice annemiz hakkındaki serzenişlerine “Ayşe’m, Hatice’me dokunma o benim dar zamanlarımın kadınıydı…” minvalde sözleri Hocamızın hayat düsturudur.
Sırf mahalle baskısı yüzünden bazı yaş dönemlerinde kadın ve erkeklerin yuva kuramamaları toplumsal travmalara ve psikolojik sıkıntılara yol açmıştır. Hâlbuki bu yol açık olsa bu kadar yaşlı bakım evleri olmaz, ailede dede ve nine varlığı neslimize önemli katkı ve birliktelikler sağlar. Seksen altı yaşına ayak basmış, halen hizmete devam eden Değerli Necmettin Nursaçan Hocam bu tabuyu yıkmış ve örnek bir davranış sergilemiştir. Çocuklarını da tebrik ederim. Güzel etmişler, iyi etmişler.
Otuz yaşında eşini kaybedip “çocuğumu büyüteyim” diyerek altmış sene tek başına kalmak tamiri imkânsız yaralara sebep olmaktadır. Bu gün cami köşelerinde, kahvehanelerde, parklarda evlenememiş yaşlıların hayata küsmüş bir şekilde vakit törpülediklerini her an görmekteyiz. Bu durum bir faciadır. Toplumsal bir yaradır.
Bin dokuz yüz altmışlı yıllarda ebem (anneannem) yakın bir köyde kendisi gibi yaşlı bir adamla evlenmişti. Bu kadar olmasa da o zaman da biraz hoş karşılanmayınca rahmetli babama yani damadına “Oğlum, büyüklerimiz taht-ı nikâhta ölün. Yani Nikâhsız Allah’ın huzuruna çıkmayın derlerdi. Bizim evliliğimiz bir insan için en zor durum olan yalnızlığa karşı can yoldaşı olmaktan öte değildir.” Demişti. Bir başka örnek te bölgemizden bir teyze tüm çocuklarını evlendirmiş sonra tek başına kalınca uygun biriyle evlilik kararı almıştı. Evli ablası önce kendi oğluna teyzesinin durumunu kınayarak sormuş. İstediği cevabı alamayınca bana da sormuştu. Ben de normal bir durum olduğunu söylememle birlikte biraz kızmıştı. Hâlbuki kendisi evli ve unu kuru tuzu kuruydu. Ablasının durumunu nerden bilecekti. Kaldı ki maddi ihtiyacı olmasa da can yoldaşı olmak kötü bir şey miydi? Değil elbette.
Kısacası yanlışlar doğru yerine ikame edilince doğrular yanlış gibi algılanır. Biliyorum iyi tanıdığım, naif yapılı değerli Necmettin Nursaçan Hocam yapılan lüzumsuz yaygaradan çok çok üzülmüştür. Hiç üzülmesine gerek yok. Tekrar ifade ediyorum mahalle baskısıyla pek çok kadın ve erkeği yalnızlığa iten ve toplumda aile kurmanın önüne konan en büyük engeli bu uygulamasıyla yıkan değerli hocam çok doğru karar verdiniz. Eleştirilebileceğinizi defalarca düşündüğünüzü biliyorum. Ama yine örnek bir davranış sergilediğinizi özellikle vurgulayarak hanımefendi kardeşimizle birlikte Allah ve resulünün razı olacağı bir hayat sürmenizi Mevla’mdan dilerim.
Yusuf Sarıkaya/TİMETÜRK