Şu çapsız ve insafsız, taraflı fikre bakar mısınız? “Türkiye’deki toplumu İslamcılar bozmuş.” Ne imiş laik kesimin az çok değer yargıları varmış ama “İslamcılar ’da” bu da yokmuş. Bir defa İslamcı kavramı, dinci kavramı bize çok yakışmayan bir kavramdır. Bizi Allah “Müslümanlar” diye adlandırmıştır. Öteki kavramlar ya bilinçsizce kullanılan kavramlardır. Ya da dışarıdan yakıştırılan kavramlardır. Bir de toplumsal meselelerde “Genelleme her zaman kötüdür.”
Yukarıdaki değerlendirmenin sahibi Levent Gültekin beyefendidir. Zaman zaman kendisini takip ederim. Genelde Halk TV’de arz-ı endam eder. Bazen ortadan konuşur. Ancak çoğunlukla sol çizgiyi takip ettiği ve fikrinin buna yatkın olduğunu biliyoruz. Olabilir. Ama at gözlüğü takıp sadece körü körüne solu savunmadığı, sol çizgiye ciddi eleştiriler getirdiği de oluyor. Bundan da maksadının “kendinize gelin. Bak benden dost uyarısı, bu yanlışları yaparsanız iktidar yüzü göremezsiniz,” minvalde sol kesime nasihat edici uyarı niteliğinde gibi duruyor. Kısacası “ben sizinle aynı fikirdeyim, yanınızdayım” anlamını ihsas ettirir her zaman. Bu da olabilir. Katılmasam da anlayışla karşılarım. Ancak “İslamcılar” yaftası vurduğu kesime gelince gerçekten şahin kesiliyor. Çok videosu var da şu “elinize kına yakın” diye savurduğu konuşması üzerinde duralım isterseniz.
Bu konuşmada çok hatalı yargı cümleleri var da bunlardan bir kaçına temas edelim dilerseniz. Önce Bülent Arınç’ın beyanı ve yaftaladığı kesimin sözcüsü imiş gibi yapmaya çalıştığı algı sakat. Bülent Arınç, kerameti kendinden menkul bir adam. Özgül ağırlığı olduğunu iddia eden birisidir. O sadece kendini temsil eder. Kendisinin son zamanlarda çelişkiler içinde yaşadığı beyanlarından bellidir. Üstelik malum kesime yakınlığı (bir zamanlar diyelim) nedeniyle devletin kozmik odasını teslim edecek kadar öngörüsüzdür. Bu kesimin adına konuşma yetkisi olamaz.
İkincisi laik kesimin “az da olsa değer yargıları varmış.” Nerede o? Laik kesim değil midir manevi eğitimin, milli değerlerin, dini değerlerin önüne set çeken? Nerede bize ait bir şey varsa en katı tutumu takınan bunlar değil midir? İmam-Hatiplere, Kur’an Kurslarına karşı çıkan bunlar değil midir? Dini eğitimi “ortaçağ zihniyeti” diye yaftalayan bu kesimin çoğu değil midir? “Kamusal alan” safsatasıyla din ve dini çağrıştıran, manevi ve ahlakı değerleri sokmak istemeyen bunlar değil midir? Elbette geneleme yapmıyorum. Gültekin Bey’in dediği gibi bu kesimde “az da olsa değer yargısı olan vardır!” Az da olsa vardır! Zaten bu cümle bile kendi içinde önemli bir gerçeği yansıtıyor. Bu cümledeki tezata hiç girmeyelim. Yani testide ne varsa dışarı sızmış kısacası.
“Evinde bir kadeh içip kendi inancını yaşayana Müslüman gözüyle bakmıyordun. Benim zararım kendime diyen adama yenildiniz. Başı açık ama evinde namazını kılan, orucunu tutana yenildiniz…” diye devam eden cümleleri de sakat cümlelerdir. Çünkü bizim dini inancımızda büyük günah ta işlese bu günahı inkâr edecek söz ve fiili işlemedikçe o kişi Müslümandır. Günahkârdır ama Müslümandır. Anlaşılan Levent Bey bu konuda fazla literatüre vakıf değil. Konuşacağınız dini bir meselede bilgi sahibi olacaksınız kardeşim. Öyle sallamak olmaz. Ha bazı kişilerden sizin dediğiniz şekilde konuşanlar olabilir. O ya bilgisizliğinden yahut radikalliğindendir. O da hiçbir Müslüman’ı ilzam etmez. Lütfen bu konuları yazarken veya söylerken bilinçli bir alan uzmanını yanınıza alın. Her konunuza belki yetişemem ama pek çok konuda size ücretsiz danışmanlık yaparım. Yeter ki bilmediğiniz alanlara gözü kapalı girmeyin. Benden tavsiyedir.
Görülen bazı olumsuzlukları genele yayarak “dini itibarsızlaştırdınız, çocukları dinden soğuttunuz. Gidin kına yakın.” Genellemesi de hem halka hem gençlere hem de dine saygısızlıktır. Evet, sıkıntılarımız var. Din ve eğitim hizmetleri, sağlık hizmetleri aşkla yapılacak hizmetlerdir. Bu hizmetleri aşkla yapmayan veya yapamayanların topluma tahribatı yüksek olur. Bulunduğu makamı sadece kendi çıkarına kullanarak oradan bir yerlere sıçramak için kullananların zararı çok büyük olur. Bu bir gerçektir. Bu konuda levent Bey’in savunduğu kesim de öyle sütten çıkmış ak kaşık değildir. Bunu da görmelidir.
Dijitalleşme, aile bağlarının zedelenmesi, manevi eğitim konusundaki bazılarımızın duyarsızlığı, dünyevi getirilerin öncelemesi, yüzeyselde kalan batı hayranlığının belli kesimlerce putlaştırılması, İslam’ı ve İslâmî değerleri bilmeden peşin fikirle hareket edilmesi, şahıslara bakarak İslam hakkında değerlendirme yapılması, bizden olan her değer yargısına cephe alınması gibi daha pek çok sebep sayılabilir. Varlığın meydana getirdiği mütreflik te buna eklenmelidir. Kısacası kabuk değiştiren toplumun sancısını çektiğimiz unutulmamalı. Toplum Biliminin kuralları bunu söyler. Kimse İslam’dan ve Müslümandan korkmasın. Cumhuriyete falan da karşı değildir hiç kimse. Ama dinimi ve dini değerlerimi yok sayan, inancıma dil uzatan, “başörtülüysen Arabistan’a git “ diyen ve kendisini aslî unsur sanıp vehme kapılan zihniyetle mücadelemiz sürecektir. Kırmadan, dökmeden. Öyle kına falan da yakmadan Levent Bey.
Yusuf Sarıkaya/TİMETÜRK