Birkaç gün önce bir arkadaşım sosyal medya hesabından psikolog Betül Baykal GENÇ hanımefendinin şu tarifini paylaşmış;
“AK Parti; İHA, SİHA, Altay Tankı, Atak helikopteri, yerli denizaltı, HİSAR, Tayfun, Bora, J-600T, atmaca, SOM, seyir füzeleri… Savunma sanayisine önem veriyor.
CHP’de; otel, kaset, CD… Soyunma sanayisine önem veriyor.”
Bu söz ve tarifin altına imzamı atmamla birlikte benim de bunlara ekleyeceklerim var;
Müteakip zamanlarda devletin “kurumsal” olmasının ihtiyaçtan öte elzem olduğunu söyledim ve bununla ilgili olarak da; bazı değişikliklere gidilmesini, bakanlıkların isim ve yeniden yapılanmaya giderek güncellenmesini, devletin hantal yapısı ve bürokrasi hazretlerinden kurtarılmasının gerekliliğini tavsiye ettiğim gibi bunlarla ilgili bazı tekliflerde de bulunmuştum. Bu tekliflerimizden en çok ses getirenleri; belediyelerin İçişleri Bakanlığı’ndan ayrılarak “Yerel Yönetimler Bakanlığı” adıyla kurulacak yeni bir bakanlığa bağlanması ve diğeri de Millî Savunma Bakanlığı’nın adını “Ordu ve Savunma Sanayi Bakanlığı” olarak değiştirilmesiydi!...
100 yıllık Cumhuriyet tarihimiz boyunca yapılmayanları çeyrek asırlık iktidarında yapan ama güç zehirlenmesi – metal yorgunluğu – yandaşlık / yalakalık - şımarıklık gibi hadiselerle yaptıklarını gölgeleyen AK Parti’nin yaptığı bazı hatalar, gelecek seçimler adına endişe duymamıza ve bunları dile getirmemize rağmen bir sonraki seçimlerde oy kaybedilmesine sebep olsa da bir an önce devletimizin kurumsal yapısını hiç bozulmayacakmış gibi gelecek iktidarlara emanet etmemiz, “rahat ve sistemsel bir şekilde yönetsinler!” diye bazı kurumsal değişiklikler yapmamız gerekiyor (du).
Ortadoğu’yu cehenneme çevirmeye çalışanların sebep olduğu etrafımızda cereyan eden iç karışıklık, savaş, kan, zulüm, gözyaşı gibi hadiseler ile Rusya – Ukrayna arasında süren anlamsız (!) savaş, pantolonunu çıkartıp fistan giydirdiğimiz ve üç kuruşluk suda boğacağımız Yunanistan’ın burnumuzun dibindeki adalar ile Batı Trakya – Karaağaç’ı silah deposu haline getirmesi gibi yapılan düşmanca tavırlar; ilerleyen süreçlerde sürprizlerle karşılaşmamamız adına tedbir almamız – savunma sanayiini güçlü kılmamız gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur.
Son zamanlarda yaşadığımız gündemdeki gelişme ve değişiklikler tekliflerimiz konusunda bizi haklı çıkarmakla beraber aynı zamanda başta CHP’nin olduğu belediyeler ile kısmî olarak AK Parti ve MHP’lilerin (İstanbul başta olmak üzere art arda feshedilen il yönetimleri bunun en büyük göstergesidir) olduğu belediyelerden gelen kokuşmuşluk – pis kokular yerel yönetimlere bir an önce çeki düzen verilmesini farz kılmıştır. (Eskiden haber alma kaynakları “kısıtlı” ve “güç” iken günümüzde – dezenformasyonu bir tarafa bırakarak - internet ve sosyal medya üzerinden yapılan “iletim” - “yayılım” ve “hız” ın boyutlarını düşünmeden atılan her bir adım, daha çabuk yakalanmanıza ve suçüstü yapılmanıza sebep oldu, oluyor. O yüzden atacağınız her bir adıma daha çok dikkat etmeniz gerekiyor.)
2019 ve 2024 yerel (belediyeler) seçimlerinde hanesine büyük bir başarı yazan ve tarihi bir fırsat yakalayan – ağzıyla kuş tutsa bile bir daha böyle bir ivme yakalayamayacak olan CHP gibi müzmin muhalif bir partinin seçimlerden sonra yaşattıklarıyla birlikte ortaya koydukları görüntü; bu zihniyet ve partiye ülke - devlet idaresi ve aziz vatanımızın teslim edilemeyeceğidir ve teslim edilmemesi de gerekir. Rüşvet, irtikap, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, cinsel taciz – tecavüz, otel odalarında basılmalar, fuhşa aracılık etmeler gibi hadiseler; ne ATATÜRK ve arkadaşlarının kurduğu partiye ve ne de 100 yıllık geçmişiyle övünen “devlet kuran” bir partiye yakışmadı, yakışmaz!...
CHP, yaşattıkları ve yaşadıklarıyla birlikte bu ülke idaresini teslim edemeyeceğimiz bir parti olduğunu bir kez daha ispatlamıştır. Hani Anadolu’da bir söz vardır; “Kendi kendine yaptığını kırk köy toplansa yapamaz!” İşte yaptıklarıyla birlikte aklının (!) ceremesini çeken, eskiden mütedeyyin insanlara baskı ve vesayet aparatı olarak kullanılan CHP; merhale (!) kat ederek “soyunma sanayii” ne adını altın harflerle yazdırmış, kendini de sadece büyükşehirlerde değil aynı zamanda Anadolu’nun en ücra köşelerinde bile ağza alınmayacak – tasvip etmeyeceğimiz cinsel içerikli mevzuların içerisinde bulmuş, acınacak hâle düşmüştür. Hem yerel idarecilere hem ana muhalefeti temsil eden politikacılara ve hem de bu ülkenin geleceğini yönetmeye talip olan bir partiye bunlar yakışır mı?!...
CHP’ye teslim edilen belediyeler, kurda teslim edilen kuzular gibi olmuştur. Eleştirilerimizin tek sebebi, CHP’nin; kendini içinden çıkılamaz durumlara düşürmesidir yoksa bütün siyasi partilerin iyi ve kötü yaptıklarını da yazar, söyler, dile getirir ve hak ettiklerini de “çingene bohçası” – “Pazar malı” gibi ortaya da sereriz. Bu konuda kimseden bir endişemiz, korkumuz yoktur, çiğ yemedik ki karnımız ağrısın. Biz; yaptıklarıyla utanmayanları, yazdıklarımızla uyarmakla görevliyiz. Utanacak olan biz değiliz, onlardır. “Kendi düşen ağlamaz!” dedikçe, bırakın ağlamayı bunlar pişmiş kelle gibi sırıtmaya devam ediyor ve haysiyetsiz bir şekilde yaptıklarından sıyrılmaya çalışıyorlar. Bakacağımız yüze utanacağımız lafı söylemeyiz ama suratın da surat olması lazım. Bunlar da surat, çarık gibi olmuş.
“En büyük rezillik üç gün sürer!” misali birini kapatmaya çalışırken diğer bir rezillikleri ortaya çıkıyor. Namussuzluk, devlet malını bitmek bilmeyen bir deniz gibi görüp kendilerine yontan, yolsuzluk, iğrençlikler konusunda dünya rekorları kırıyorlar ama yine de utanacak yüzleri yok. Bir de bunların aileleri var; Hani bıraktık milletin yüzüne bakmalarını ailelerinin yüzlerine nasıl bakıyorlar. Adına “Ahlâk” denilen en büyük manevi olgu artık bunlar da yok oldu, yazıklar olsun. CHP’yi farklı kısaltmalarla tanıtmaktan yorulduk ama şimdi biz de ne diyeceğimizi bilemiyoruz. Bir parti; kendini bu kadar küçük düşürebilecek, rezil edecek nasıl bir günaha saplanmış – ne kadar vebal almış olmalı ki böyle bir duruma düşmüş olsun, gerçekten de çok merak ediyorum!...
“Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz insanlar” a ne derseniz deyin bildiklerini okuyacaklar ama tarihe not düşmek adına bunları gelecek nesle aktarmamız, yerel yönetimlerin kimlere teslim edildiğini bildirmemiz ve devletimizi kalkındıracak zihniyetin “CHP Zihniyeti” olmadığını anlatmamız, “savunma” nın “soyunma” yla yapılamayacağını ifade etmemiz gerekir yoksa biz hiçbir partinin – ideolojinin düşmanı değiliz, bizlere düşmanlık eden ya da edecek olanlar da misliyle karşılığını alırlar.
Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK