Sadettin Ökten, Cihannüma Araştırma Sohbetleri'ne konuk oldu:

'İslam medeniyet tasavvuru tabii ki akla çok önem verir, içgüdüyü reddetmez ama bunların önüne kalbi yani duygu dünyamızı koyar. Biz gönül insanlarıyız, çünkü bize bu tasavvuru talim buyuran Peygamber Efendimiz de bir gönül insanıydı'- 'İslam medeniyetinin de kutsal şehirleri ayırdığınızda ilk büyük gösterge mekanı Bağdat'tır. Daha sonrasında ise İslam medeniyetini temsil rolünü yirminci asrın

06.08.2020 11:34:47
Cihannüma Derneği tarafından düzenlenen Cihannüma Araştırma Sohbetleri'nin ikincisine, Prof. Dr. Sadettin Ökten konuk oldu.

Dr. Hasan Taşçı'nın moderatörlüğünde Esenler Şehir Düşünce Merkezi'nde gerçekleşen ve Cihannüma Derneği'nin sosyal medya hesaplarından canlı yayınlanan etkinlikte "Medeniyet Tasavvurumuz" başlığı ele alındı.

Ökten, medeniyet tasavvurunun iki büyük temsili olduğunu belirterek, "İnsan, farkı fark eden mahluktur. Bizim mutlak bilgimiz olmaz, biz izafi bilginin sahibiyiz. Şeyleri de kıyaslama ile biliriz, 'daha uzak', 'daha yakın' deriz. Dolayısıyla dilerseniz medeniyet tasavvuru bahsine de İslam medeniyet tasavvurunun karşısında yer alan diğer büyük tasavvurla başlayalım, o da modernitedir." dedi.

Modernitenin insanı tanımlarken önceliğinin akıl olduğunu söyleyen Ökten, modernitenin aklın rehberliğinde bir hayat kurmaya insanları teşvik ettiğini dile getirdi.

- "Peygamber Efendimiz bir gönül insanıydı"

Ökten, İslam medeniyet tasavvurunun ise vahyi tercih ettiğini ifade ederek, "Vahinin önderliğinde bir hayat vahite iman edildiği zaman kurulur. İman ve inanç denildiğinde ise karşımıza duygu dünyamız çıkar. Yani moderniteden ayrılan özelliği bakımından birisi aklı, diğeri kalbi merkeze alır. İslam medeniyet tasavvuru tabii ki akla çok önem verir, içgüdüyü reddetmez ama bunların önüne kalbi yani duygu dünyamızı koyar. Biz gönül insanlarıyız, çünkü bize bu tasavvuru talim buyuran Peygamber Efendimiz de bir gönül insanıydı." diye konuştu.

İslam medeniyet tasavvurunun iki temel paradigma üzerinde kurulduğunu işaret eden Ökten, bunların Hz. Peygamberin buyurduğu tevhid itikadı ve vahiy olduğunu aktardı.

- "İslam medeniyetinin gösterge mekanı İstanbul'dur"

Prof. Dr. Ökten, medeniyetin yaşarken karşılaşılan problemler karşısında davranış biçimlerini talim ederek kurulduğunun altını çizerek, şu bilgileri verdi:

"Sabitleri ve değişkenleri olan ve yorumlanarak kendisini geliştiren bir medeniyet. İslam medeniyeti sanayi devrimine kadar zenginleşerek, genişleyerek, sanatıyla, düşüncesiyle, felsefesi ve bilimi anlayışıyla ciddi bir biçimde yol alıyor. Sanayi devrimiyle beraber dünya makas değiştirmiştir. Daha evvel enerji denilen şey, tabiat kuvvetlerine yani kadere, adele gücüne, rüzgarın gücüne ve suyun gününe bağlıyken, insan ona hükmedemezken sanayi devrimiyle beraber bir makinenin dönen volanına bağlı hale gelmiştir. İnsan, o makinenin volanını istediği kadar çevirebilir, yer ve zaman fark etmeksizin istediği kadar çalışır. Bu makine Batı'nın elinde olduğu için bu büyük gücü İslam medeniyetini boğmak için kullandı ve çalıştı. 1945'e kadar böyle devam etti ama 2 dünya savaşı modernitenin gitmeyeceğini insanlara gösterdi."

Her medeniyet tasavvurunun kendisini ifade edecek, gösterecek ve temsil edecek bir mekana ihtiyacı olduğuna değinen Ökten, "Bu mekanlar şehirler olarak karşımıza çıkmaktadır. İslam medeniyetinin de kutsal şehirleri ayırdığınızda ilk büyük gösterge mekanı Bağdat'tır. Daha sonrasında ise İslam medeniyetini temsil rolünü yirminci asrın başına kadar İstanbul devralmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Ökten, benzer sebepten devletlerin de kendi siyasal erkini ve medeniyet tasavvurunun temel değerlerini göstermek mecburiyetinde olduğuna dikkati çekerek, "Örneğin bir şehri Müslümanlar tamamen savaş ile zaptetmişlerse, o şehrin büyük kilisesini cami haline getirmişlerdir. Bunun temelinde Hz. Peygamberin Mekke fethinde sergilemiş olduğu örnek yatmaktadır. Bu bakımdan mesela Ayasofya ile gündeme gelen mevzu da bununla ilgilidir ve tabii olarak Peygamber Efendimizin gösterdiği yoldan gidilerek tekrar cami hüviyetine kazandırılmıştır. Bunun Hristiyanlara hayat hakkı vermemekle bir ilgisi yoktur." dedi.

Mekanın önemiyle birlikte zamanın kıymetini de hatırlatan Ökten, "İnsan insana emanettir, her vakit de her insana emanettir. Biz şu an bir emanet vakti kullanmaktayız. Bunu Nurettin Topçu'dan öğrendik." diyerek sözlerine son verdi.




YORUMLAR (0)