Bist

14.259,90

$

Dolar

44,8793

Euro

52,8737

Altın

7.011,23

£

Sterlin

60,7238

Bitcoin

$98,542

Bist

14.259,90

$

Dolar

44,8793

Euro

52,8737

Altın

7.011,23

£

Sterlin

60,7238

Bitcoin

$98,542

Makale 02.05.2026 5 dk okuma

Okumayan bir toplumu zorlamayın, bırakın kendi cahillikleriyle yüzleşsinler

Paylaş:

Allah (c.c.), yarattığı insanoğlunu kendine karşı sorumlu tutabilmek ve hesap verebilir hâle getirebilmek için ona akıl ve irade vermiş, düşünce melekeleriyle donatmıştır. Aklı ve iradesi olmayanın sorumluluğu olmadığı gibi cezai ehliyeti de yoktur. Bu durum; hem ilahi ve hem de beşeri kanunlar için geçerli olmakla birlikte aynı zamanda da suçlu – günahkâr sayılmamanız / masumiyet karinesinin olmazsa olmazlarından da biridir. Peki aklınız ve iradeniz varsa ve bunun da gereğini yapmıyorsanız; işte o zaman da çıra gibi yanarsınız!...

Kültürün “din” içerisine sokturulup dinin de “kültür” olarak öğretildiği – yaşatıldığı son çağlarda İslamiyet gibi bir dini ilerlemenin – teknolojinin – modernitenin – gelişmenin – kalkınmanın - aklın – fennin – bilimin ve adına ne derseniz deyin her şeyin önündeki engel olduğu ve bunun da bilinçli bir şekilde gösterilmeye çalışıldığı günümüzde, dünya ve hayatı; “kabuğuna çekilmek” olarak gören insanoğlu ne yazık ki akıl ve melekelerini de kullanmıyor, kullanamıyor. Çünkü bunu kullanabilmek için de “akıl” (!) ve zekâ lazım, değil mi?!...

Kendine indirilen kitabı bile ömrü hayatında bir kez dahi okumayan, merak edip ne anlattığını görmeyen, mealine bakmayan ve sonrasında da dönüp “Kur’an şöyle, Kur’an böyle emrediyor!” diyen, Yaratan nezdinde karınca kadar bile değeri olmayan, küçücük beyniyle kendini bir şey zanneden, kendi kendine çıkarımlar yapanlar; aslında cehaletlerinin zirvesini yaşıyor ve adeta pik yapıyorlar.

Cehalet denizinde yüzmeyi marifet zanneden meçhul varlıklar, İslam dinine ve uydurulmuş değil de indirilmiş olan Kur’an’a uyup onun yolundan gitmiş olsaydınız; bu kitabın ilk indirilen ayetinin “oku!” ile başladığını görür ve gereğini yapardınız. Dünyevi ve uhrevi hiçbir ilmi doğru dürüst bilmiyor, okumuyor, cehaletinize zirve yaptırıyor ve sonrasında da kendi suçunuzu başkasının üzerine atmaya çalışıyorsunuz. Zaten kabahat kaftan olsa kimse üzerine giymiyor, sizler de bunun aynısını yapıyor ve kaftana adres soruyorsunuz!...

Bizler bir zamanlar kütüphaneden çıkmıyor ve yazar / konusuna göre ilgi duyduğumuz kitapları okur ve yarış halinde iken eskilerin deyimiyle “zamane gençliği”, aktüel tabirle “z kuşağı” okumuyor ya da okumak istemiyor, neden? Peki, bu kuşaktan daha yaşlı olanlar ne kadar okuyor veya okuyor mu, genç nesli okumak konusunda ne kadar bilinçlendiriyor, ödüllendiriyor ve teşvik ediyoruz?

Sabahtan akşama kadar sanal medyadan çıkmayan, cep telefonları elinden düşmeyen, internet gittiği – kesildiği ya da MB olarak yetersiz olduğu zaman sanki şah damarı kesilmiş gibi “acı” (!) hisseden ve bu durumlarıyla bağlı – bağımlı olan, bırakınız haftada biri ömründe bir kitap – dergi – gazete sayfası açmayanlar soruyorum sizlere; hayatınızın hangi kesitiyle okumayanlara örnek olacak veya teşvik edeceksiniz? Peşinden bir soru daha sorayım; Sizler Anadolu’daki tabirle Hoca’nın “dediğimi yapın, yaptığımı yapmayın!” mantığında mısınız, bunu da çok merak ediyorum!...

Okumalıyız, her konudaki cehaletimizin baki kalmaması için faydalı olan dini – ilmi – siyasi – ticari ne kadar eser varsa okumalıyız. İnanç, meslek ve ilgi alanımıza göre ne kadar eser varsa okumalıyız. Ben yıllar önce bir yazımda “kitap okumayan lanet okur!” demiştim ve defalarca haklı çıktım ve haklı çıkmaya da devam ediyorum. Son zamanlarda meydana gelen olaylara ve toplumun   yaşattıklarına bakarsanız, ortaya çıkan cehaletin; okumamaktan kaynaklandığını da görmüş olursunuz.

Okuyarak kendini geliştirmeyen kişilerin; edep, ahlâk, davranış ve terbiyelerine baktığınız ve bunların olmadığını gördüğünüz zaman kendilerini nasıl fark ettirdiklerini de görmüş olursunuz, hatta o kadar çok fark ettirirler ki pişmiş kelle gibi “buradayım!” diye sırıtırlar.

Okumak; insanı olgunlaştırır, ilmi – fikri olarak güzelleştirir, donanımlı hâle getirir, ufkunu açar, Âdem ile Adam olmanın farkını gösterir. Okumak; erdem sahibi olmaktır. Okumak; insan olmaktır. Ne kaybediyorsak; cehaletimizden, akıl fakiri olmaktan kaybediyoruz. Okumak; Aklı hür, fikri hür, vicdanı hür, merhametli insan olmanın olmazsa olmaz koşuludur.

Netice itibariyle;

Okuyunuz, ki bir farkınız olsun!...    

Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK

 

   

 

Etiketler: