İstanbul'un fethinin 562. yılı kutlamaları

İstanbul'un fethinin 562. yılı kutlamaları

30.05.2015 22:34:23
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "ABD'de bir New York Times diye paçavra var. Bu gazete daha önce de defalarca yaptığı gibi geçtiğimiz günlerde bizimle ilgili bir yazı yayımladı. Neymiş? Türkiye'nin üzerinde kara bulutlar varmış. Ülkemizde şu anda her türlü fitnenin başını çeken 2 yayın organı üzerinden bizi eleştirmeye kalkmışlar. Bu gazete, bugün bizim için söylediklerinin, yazdıklarının benzerlerini 1896'da da Sultan Abdülhamit için yazıyordu. Bu gazete, o gün Osmanlı Devleti'ne ve onun başındaki kişiye karşı kustuğu kini, bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve onu temsil eden şahsıma yöneltiyor" dedi.

"Yeniden diriliş, yeniden yükseliş ve yeni Türkiye için fethin 562. yılında Yenikapı'da buluşuyoruz" sloganıyla Yenikapı Etkinlik Alanı'nda gerçekleştirilen kutlamalarda konuşan Erdoğan, Türkiye'nin tüm dünyaya el uzatabilmek ve veren elin alan elden hayırlı olduğu inancıyla, ihtiyaç duyulan her yerde kardeşlerinin yanında durabilmek için güçlü olması gerektiğini söyledi.

2. Abdülhamit'in sadece Açe'ye ulaşmakla kalmadığı, açlık içinde kıvranan İrlanda'ya da yardım gönderdiğini anlatan Erdoğan, "Biz de bu anlayışla dünyanın her köşesinde yardım faaliyetleri sürdürüyoruz. Nerede bir zulüm varsa, ona karşı çıkıyoruz. Nerede bir mağdur varsa, onun yanında yer alıyoruz. BM'de eğer 'Dünya 5'ten büyüktür' diyorsak, işte bunun için diyoruz. Suriye'de, Mısır'da, Filistin'de, Irak'ta, Libya'da işte bu anlayışla hareket ediyoruz. Kıbrıs'taki, Kırım'daki soydaşlarımıza, Balkanlar'daki kardeşlerimize bu hissiyatla el uzatıyoruz. Kosova'da bunun için bulunduk. Bosna Hersek'te bunun için bulunduk. Makedonya'da bunun için bulunduk ve bulunmaya devam edeceğiz. Türkiye, Afrika'da işte bunun için var" diye konuştu.

Erdoğan, asıl fethin "gönüllerin fethi" olduğunu söyleyerek, Yunus Emre'nin "Dostun evi gönüllerdir/Gönüller yapmaya geldik" sözlerini alıntıladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz çalışırken, biz ilerlerken, biz mücadele ederken, karşımızdakiler de boş durmuyor, önümüzü kesmenin, istikametimizi değiştirmenin, hepsinden öte bu hesap içerisinde her fırsatı değerlendiriyorlar. ABD'de bir New York Times diye paçavra var. Bu gazete daha önce de defalarca yaptığı gibi geçtiğimiz günlerde bizimle ilgili bir yazı yayımladı. Neymiş? Türkiye'nin üzerinde kara bulutlar varmış. Ülkemizde şu anda her türlü fitnenin başını çeken 2 yayın organı üzerinden bizi eleştirmeye kalkmışlar. Bu gazete, bugün bizim için söylediklerinin, yazdıklarının benzerlerini 1896'da da Sultan Abdülhamit için yazıyordu. Ne diyordu? 'Çekilmez adam, tarif edilmez derecede kötü Türk' diyordu. 'Despot, mutlak monark' diyordu. Bu gazete, o gün Osmanlı Devleti'ne ve onun başındaki kişiye karşı kustuğu kini, bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve onu temsil eden şahsıma yöneltiyor."

- "Asıl karın ağrılarının farkındayız"

Adnan Menderes ve Turgut Özal için de benzer yayınlar yapıldığına değinen Erdoğan, şöyle konuştu:

"27 Mayıs darbesinin ardından 'İnsanlar rejimi mutlulukla övüyor' diye manşet atmıştı. Bu arada söyleyeyim, gazetenin sahipleri hep aynı aile, çizgide değişiklik yok, aynı aile. Ermeni lobisine yakınlığıyla bilinen bu gazete, son zamanlarda Pensilvanya ile de sıkı bir iş birliği içinde. Pensilvanya'nın kimlerle ilişki içerisinde olduğunu görüyor musunuz? Geçenlerde söyledim 99'da buradan kaçtı. Nereye gitti ABD'ye. E sen hocaefendi değil miydin ya? Senin ABD'de ne işin var? Mekke'ye gitseydin ya, Medine'ye gitseydin ya. Şimdi imamlar da kaçıyor. Ya imam mihrabı terk eder mi? Hepsi gidiyor. Demiştik ya 'İnlerine gireceğiz' ve giriyoruz. Çünkü bu da bir fetih. Bu fethin olması lazım. 2001'de Irak'ta kitle imha silahları bulunduğu yalanının en baş savunucusu da bu gazeteydi. Demokrasi sicili bir hayli bozuk bu gazete, Türkiye'de aynı yolda yürüyen medya gruplarıyla birlikte şahsıma karşı bir seferberlik ilan etti. Tabii biz bunların Davos'tan başlayıp Mavi Marmara'ya kadar uzanan asıl karın ağrılarının farkındayız. Abdülhamit'e düşmanlıklarının gerisindeki sebebi de gayet iyi biliyoruz.

Ama işte buradan İstanbul'dan Yenikapı'dan, fetih kutlamalarından onlara sesleniyorum ve diyorum ki: Bizi asla ilk kıblemizden vazgeçiremeyeceksiniz, bizi asla kardeşlerimizin yanında yer almaktan geri bırakamayacaksınız. Bu ülkede son ezan susmadan, son bayrak inmeden, tüten son ocak sönmeden amacınıza ulaşamayacaksınız. Boşuna Pensilvanya'daki sizi çok seven kuklanız üzerinden 'Mezar sizi bekliyor' mesajları göndermeyin. Boşuna İstanbul'un fethine gönülden bağlı olmayı kompleks diye, zillet diye aşağılamaya kalkmayın. Biz sonuna kadar fethe, fetih ruhuna sahip çıkacağız. Biz, şehitlerimizin emanetine sonuna kadar sahip çıkacağız."

- "Müslüman bir sokulduğu yerden bir daha sokulmaz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Arif Nihat Asya'nın Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor şiirinin "Şehitler tepesi boş değil/Toprağını kahramanlar bekliyor/Ve bir bayrak dalgalanmak için/Rüzgar bekliyor/Destanı öksüz, sükutu derin meçhul askerin/Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye/Yattığı toprak belli/Tuttuğu bayrak belli/Kim demiş meçhul asker diye?" dizelerini alıntılayarak, "Bizim yattığımız toprak belli, tuttuğumuz bayrak belli" dedi.

"Tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet" söylemini hatırlatan Erdoğan, "Çıkmış ne diyor? Aman yarabbim. 'Taksim kabemiz' diyor. Bizim kabemiz belli, Mekke'de. Ondan sonra ne diyorlar? 'Diyaneti kaldıracağız. Din dersini kaldıracağız'. Bu milletin yüzde 99'u Müslüman. Müslüman bir sokulduğu yerden bir daha sokulmaz. Bu toprakları bölmeye kimsenin gücü yetmez. Devlet içinde devlet asla..." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, ulusal güvenliği tehdide yeltenenlerin karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bulacağını dile getirerek, "Pensilvanya... Ne devleti ya? Haddini bil önce. Onun için şu anda bu inlere girdik, kovalıyoruz, kovalayacağız. Biz bu ülkede bayrağımıza karşı bayrak çıkaranların ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Şimdi bazı aydınlar çıkmış. Bunlar aydın değil, bunlar karanlık. Bayrağımıza karşı bayrak çıkaranların yanında yer alanlara ben aydın diyemem. Bu ülkede 15 yaşındaki bir delikanlıyı 3. kattan atmak suretiyle, bıçaklayıp üzerinden arabayla geçen o kişilere, 50 kişinin ölümüne neden olanlara sahip çıkanlara aydın diyemeyiz" diye konuştu.

Yerlerini çok iyi belirlediklerini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Milletimiz bu durumlar için ne der biliyor musunuz? Gavurun ekmeğini yiyen, gavurun kılıcını çalmıştır. Yeter artık bu millete kılıç çaldığınız. KPSS sorularını çaldılar. Milletin zekatını, sadakasını, kurbanını çaldılar. 'Himmet' diyerek milletin çoluğunun çocuğunun rızkını çaldılar. Suriye'deki kardeşlerimize gönderdiğimiz yardımların önünü kesip onların hayatını çaldılar. Utanmadan, sıkılmadan Bayırbucak Türkmenlerine gönderilen yardımlarla ilgili spekülasyonlara girdiler. Bu, casusluktur, bu ajanlıktır. Bunun hesabını da verecekler. Düşün artık milletin yakasından. Kamikaze gibi saldırıp durduğunuz yer bilesiniz ki hani Yahya Kemal diyor ya 'Galip et çünkü bu son ordusudur İslam'ın' nidasıyla sıkı sıkıya sarıldığımız Türkiye. Bu vatan, toprağın kara bağrında sıradağlar gibi duranlarındır. Bunu bilesiniz."

(Sürecek)

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

kayseri

Yakalayip Suriyeye işid saflarina gonderiyorlar.