İsmet Mısırlıoğlu Timeturk için yazdı: Almanya'nın Libya sancısı

BIG Genel Başkan Yardımcısı İsmet Mısırlıoğlu, bu haftaki yazısında her fırsatta Türkiye'ye saldıran Almanya'yı yazdı.

2020-06-01 19:51:52

Yenilik ve Adalet Biriliği Partisi (BIG) Genel Başkan Yardımcısı İsmet Mısırlıoğlu, 01 Haziran 2020 tarihli yazısında, Almanya'nın Türkiye - Libya ilişkilerindeki rahatsızlığını dile getirdi.

İşte Mısırlıoğlu'nun konuya ilişkin yazısı:

Almanya her sıkıştığında fırsatını bulup Türkiye'ye saldırıyor.

Konuları çarpıtıyor.

Kamuoyunu yanıltıyor.

Nasıl olsa sağ ve sol tüm kesimler Türkiye aleyhtarlığı konusunda hemfikir.

Göçmenler üzerinden muhalif sesler yükseldiğinde sıkışan hükümet ve şakşakçısı medya Türkiye'yi günah keçisi olarak gösterme yarışına giriyor.

Neredeyse dünyada olan bir çok felekatin ana sorumlusu olarak cumhurbaşkanı Erdoğan'ı gösteriyor.

Türkiye kendi güvenliği ve savaş mağdurları için Suriye'de terörist güçlere karşı ne zaman harekete geçse alakasız bir şekilde DAEŞ'e destek veriyor konusu tekrar ısıtılıyor ve dünya kamuoyuna servis ediliyor.

Bazı Avrupa Birliği ülkeleri her defasında Almanya'yı tek taraflı ve hegemonal dış politikası konusunda suçladığında Almanya derhal Türkiye kartını devreye sokuyor.

İtalya, korona krizi sürecinde Avrupa Birliği'nden hiç bir sağlık desteği almadığını bildiriyor.

Yetkililer Almanya'ya aşırı tepki gösteriyor.

Almanya ne yapıyor?

İtalya'ya seyahat uyarısını ve yasağını kaldırıyor.

Sanarsın ki İtalya Covid-19 sürecini sıfır vakasız ve ölümsüz geride bıraktı.

WhatsApp Image 2020-06-01 at 19.44.53 (1)_1

AB, YARAMAZ MAHALLE ÇOCUKLARINI ANDIRIYOR

Avrupa Birliği kendi içinde homojen bir yapıya sahip değil. Ortak dış politikası yok.

Tam ortak karar almaya kalktığında büyüklerden biri Almanya veya Fransa anında yan çiziyor.

Şimdilerde Libya konusunda olduğu gibi.

Avrupa Birliği ayrılıkçı general Hafter'e karşı Libya resmi hükümetini destekliyor.

Fransa ise Hafter'in yanında.

Almanya, AB'den yana tavır almak istiyor.

Türkiye tüm planları allak bullak ediyor.

Sebebi çok basit. Türkiye'nin de Hafter'e karşı çıkması.

Libya'da tek başına askeri ve lojistik alanlarda üstün başarılar sağlaması.

Almanya'nın tek derdi, Türkiye ile aynı safta yanyana durma mecburiyeti.

ALMANYA SEYAHAT YASAKLARINI KALDIRDI.
ARALARINDA TÜRKİYE YOK!

Almanya yaz tatilinin gelmesini fırsat bilerek tüm AB ve ilaveten beş ülkeyle birlikte toplam 31 ülkeye yönelik seyahat uyarılarını kaldırdı.

Aralarında Türkiye yok.

Türkiye, korona krizinde aldığı önlemler ve yüzün üzerinde ülkeye verdiği sağlık desteğiyle dünyada parmakla gösteriliyor.

Almanya, DSÖ'nün takdirini kazanmış örnek ülkeyi korona mücadelesinde başarısızlar listesine alıyor.

Bu ard niyet değil de nedir?

Almanyalı Türkler ülke içinde hergün farklı alanlarda ayrımcılığı ensesinde hissediyor.

Bunun resmi dış politikaya taşınmasına bir anlam veremiyorlar.

Bu da ister istemez ayrımcılık ve ırkçılığının bilinçli olarak iç politika malzemesi olarak kullanıldığını akıllara getiriyor.

TÜRKİYE'NİN LİBYA HAMLESİ ALMANYA'YI ŞAŞIRTTI

Soğuk savaş dönemi bitene kadar Almanya ve Türkiye'nin dış politikası çok benzerlikler gösteriyordu.

Tutuk ve içine kapanık. Edilgen ve pısırık.

Dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden fakat müdahale etmeye cesaret gösteremeyen iki ülke. Anayasal engellerin yanısıra ABD'ye olan bağlılık bunun önünde en büyük engeldi.

Almanya bu engeli (ABD'nin isteğiyle) Bosna savaşı yıllarında hükümetteki koalisyon partisi Yeşiller'in pasifist politikaları terkedip Alman askerlerinin Balkanlara gönderilmesiyle kaldırdı.

Bunun için 1994 yılında Almanya anayasasında değişikliğe gidilmesi gerekiyordu. Bu da Sosyal Demokrat ve Yeşiller'den oluşan hükümete "nasip" oldu.

Almanya önceleri NATO bünyesinde sınırlı görevler alıyordu.

Şimdilerde genelde başını ABD'nin çektiği operasyonlara eşlik ediyor, lojistik altyapının yanısıra haberleşme dalında teknolojik ve istihbarat desteği sunuyor.

Bugün itibarıyla Almanya dünyanın 12 bölgesinde 2 bin 802 askeriyle aktif görev alıyor.

WhatsApp Image 2020-06-01 at 20.03.42_1

TÜRKİYE'NİN LİBYA DESTEĞİ

Türkiye, Almanya gibi dış politikada etliye sütlüye pek dokunmazdı. Bu o kadar gülünç durumu düşmüştü ki, dışarıdaki mağdur olan vatandaşlarına bile sahip çıkamaz haldeydi.

Avrupa'da ırkçı saldırılara uğrayan, yakılan, öldüren vatandaşları için söz konusu ülkeye nota vermekten acizdi.

Şimdi ise 12 ülkede üç kıtada bulunan üsleriyle bölgenin barışı için katkıda bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Mutabakat Hükümeti'nin resmi olarak talep etmesi üzerine bu yılın başlarında meclisten çıkan tezkere ile bölgeye hava, kara ve denizden destek olacağız demişti.

Bu destek bugünlerde bir çok ülkeyi rahatsız etmiş gibi görünüyor. Türkiye'nin ayrılıkçı general Halife Hafter'i geri püskürteceğini ve bazı bölgelerin mutabakat hükümeti lehine el değiştireğini kimse hesaba katmamıştı.

Hafter'i destekleyen Fransa, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya şaşkınlığını gizleyemezken Almanya'nın tutumu şaşırttı.

Hükümetin resmi başbakanı Fayiz Es Serac ise açık olarak Avrupa Birliği , Birleşmiş Milletler, Türkiye, İtalya ve Katar tarafından destekleniyor.

Almanya, Ocak ayında Berlin'de Libya Barış Konferansı düzenledi.

Kuzey Afrika'da söz sahibi olmayı planlıyordu.

Süreç o kadar hızlı ve farklı gelişti ki Almanya kaybeden, Türkiye kazan ülke oldu.

Son haftalarda Alman medyasının ana konusu Türkiye Libya'da nasıl başarılı oldu. Susanne Güsten Tagesspiel gazetesindeki makalesinde Almanya'nın çaresizliğinden bahsediyor. Türkiye'nin başarısını „Yeni Osmanlı Hayelleri“ gibi fantezi sloganlarla gölgeliyor.

Türkiye'nin Tunus ve Cezayir'de söz sahibi olacağını anlatıyor.

Bitmez tükenmez bilmeyen korkular.

Korkunun ecele faydası yok.

Sonuçta dürüst olan kazanıyor.

YORUMLAR (0)

hunkartensi

bazı ülkeler artık adalet nedir i anlamalılar ülkeleri o ülkelerdeki halklar yönetmelidir öyle bir kaç zengin in istediği gibi yönetilmemelidir Libya da UMH resmen tanınan hükumetin askeridir Hafter kabul etselerde etmeselerde değişmez darbe yapan bir sözde generaldir onu desteklemek ülkelerde yapılacak darbeleri desteklemek demektir ki bu işine geleni desteklemek anlamına gelir o zaman BM gibi oluşumlara ihtiyaç yoktur